Sağlıkta Alman Ekolü'nün, Türk Modeli'ne geçelim

Almanya’da 35 yıl hekimlik yaptıktan sonra emekli olup İzmir’e dönen Dr. Bayram Çivilibal, 2 yıldır Türkiye’deki Sağlık hizmetlerini inceliyor. Gözlemlerini ilgili mercilere aktarıp sağlıkta aksayan yanlarımızı ve fırsatları anlatıyor. Bizdeki bürokratik sistemin işleyişi Dr. Bayram Çivilibal’ı çok şaşırtmış! Türkiye’ye döviz kazandıracak projelerin ivedilikle uygulamaya geçirilmesi gerektiği düşüncesinde. Olaylara bakış açısı geniş, ilişkileri insani, yaklaşımı saygılı... Devlet ve Üniversite Hastaneleri’ndeki yoğunluk, hastalara ayrılan zaman, acile yapılan başvurular üzerinde önemle durduğu başlıca konular arasında.

20 YILDA 50 BİN HASTA

Bayram Çivilibal’dan önce kendisini tanıtmasını istiyoruz.

Dr. Bayram Çivilibal: Ben 1979 yılında Almanya’da okumaya karar verdim. O yıllarda ülkemizde eğitim siyasi olaylardan dolayı zor bir süreçten geçiyordu. Almanya’da önce Almanca öğrenip sonra tıp fakültesine başladım. 1987’de Berlin Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Dahiliye, Acil Tıp ve Kardiyoloji dallarında uzmanlıklarımı tamamladım. Bu üç uzmanlığın da Türkiye’de denkliğini aldım. Berlin’de hekimlik yaptığım süre içinde Berlin Charite Üniversitesi’nde eğitim alan Tıp öğrenci ve İntörn doktorlara  EKG, Dahiliye ve Kardiyoloji dersleri verdim. 1200 yataklı Urban Hastanesi’nde 4 yıl kadar Non invaziv Kardiyoloji Merkezi başhekim yardımcılığı görevinde bulundum. 2000 yılında bazı ailevi olaylardan dolayı akademik kariyerime son verip bana ait olan bir dahiliye ve kardiyoloji dal merkezi kurdum. 20 yıl boyunca burada 50 binin üzerinde hasta baktım. Tüm bunlara paralel olarak kardiyolojik ultrason kalite kontrol komisyonunun tek yabancı üyesiydim. 2020 yılında isteğe bağlı olarak emekli olup çoğunlukla Türkiye’de yaşamaya Başladım. Hayalim bilgi ve birikimlerimi ülkeme taşımaktı. Almanya ile bağım halen devam ediyor. 

ÖZEL DOKTORLAR

SGK İÇİNE ÇEKİLMELİ

Sorularımıza samimi ve ayrıntılı cevaplar aldık.

-Sayın Dr. Çivilibal Türkiye’deki hastanelere çok yoğun hasta başvurusu var. Randevu almak bile çok zor? Bu yoğunluk azaltılabilir mi?

BÇ: Kesinlikle evet ama bunun için ciddi bir dönüşüm gerekiyor. Öncelikle Almanya’da sağlık sistemi nasıl çalışıyor kısaca özetlemek isterim. Almanya’da özel hastane yok denecek kadar az. Sağlık sistemi ağırlıklı olarak SGK üzerinden yürüyor ve SGK’lı hasta bakma yükünü sadece hastaneler değil muayenehaneler de üstleniyor. Örneğin Berlin’de 3 bin aile hekimi ve yine 3 bine yakın uzman hekim kendi muayenehanelerinde SGK anlaşmalı hasta bakma hakkına sahip olarak çalışmaktalar. Böylelikle hastalar hastanelere yığılmıyor. Hastanelere sadece büyük ameliyatlar ve zor vakalar başvuruyor. Bu da hastanelerin yükünü ciddi derecede azaltıyor.

TÜRKİYE’DE ALTI KAT FAZLA

Alman sağlık sistemi muayenehanelere de SGK’lı hasta bakma hakkı vererek hastalara çok geniş bir muayene olma alanı sağlıyor. Bu da yoğunluğu ciddi derecede azaltıyor. Türkiye’de kamu hastaneleri aciline ve polikliniklerine  baş vuran insan sayısı Almanya’nın yaklaşık altı katı. Bu Almanya’da az hasta olduğundan değil hastaların daha yakınlarındaki mahallelerindeki muayenehanelerden SGK’lı hizmet alabilmelerinden kaynaklanıyor.

HASTANELERE HASTA

YIĞILMASI ÖNLENMELİ

Bu sistem özelikle  Almanya dahil Avrupa’nın pek çok ülkesinde başarı ile uygulanıyor. Bunu İzmir’e örneklersek; her semtte nüfus yoğunluğuna göre belirlenecek sayıda, bugünkü aile sağlığı merkezleri benzeri uzman hekimlerin de yer alacağı ve SGK anlaşmalı hasta bakma hakkının verildiği merkezler oluşturulabilir. Böylelikle hastalar hastanelere yığılmak yerine yakınlarında, tüm branşlarda hizmet alabilecekleri merkezlere başvurabilecekleri için hastanelere yığılmak zorunda kalmazlar. Böylelikle hastaneler daha çok yatarak tedavilerde kullanılır. Fakülteler ise daha fazla bilim yapmaya ve zor vakaların tedavisine odaklanabilirler.

LÜKS’E DEĞİL İŞLEVE

ÖNEM VERİLMELİ

-Almanya’da hasta başına ayrılan süre ne kadar?

BÇ: Bunu genellemek zor. Ancak uzman doktor muayenehanelerinde ve  Üniversitelerin  özel Polikliniklerinde  ortalama 15 ile 30 dakika arasında.

-Acil servislerin durumu nasıl?

BÇ: Türkiye’ye kıyasla çok daha rahat. Özellikle muayenehanelerin kapalı olduğu hafta sonu gibi zamanlarda biraz daha yoğun olsa da Türkiye’yle karşılaştırılamayacak kadar az.

-Hastane araç gereç ve doktor-sağlık personeli açısından Türkiye yeterli mi?

BÇ: Elimde bununla ilgili yeterince veri yok. Ancak özelikle özel hastanelerin otelcilik hizmetleri Almanya’yla kıyaslanmayacak kadar üst seviyede ve lüks. Almanya’da ise lüksten çok işlev ön planda. Almanya’daki doktor sayısı 400.000 civarında. Türkiye’de ise 150.000. Yani yaklaşık Türkiye’nin 3 katı. Almanya’da yaş ortalaması Türkiye’den fazla olması nedeniyle özellikle sağlık personeli konusunda buna rağmen büyük sıkıntı var.

SİSTEM FARKI

-Bizdeki Aile Hekimleri işleyişi Almanya’da da var mı?

BÇ: Almanya’da aile hekimliği sistemi Türkiye ile aynı değil. Almanya’daki hekimler kendi satın aldıkları ruhsatlarıyla çalışır. Ruhsatların sayısını serbest çalışan doktorların sağlık üst Kuruluşu her yıl ihtiyaca göre yeniden belirliyor. Doktorlar baktığı hasta sayısı ve işlemlerine göre SGK dan bir hak ediş alır. Hekimlerin baktığı hasta sayısı çok değişkendir ve hasta sayılarını hekimler kendi performansları ile belirlerler.

-Hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak için neler yapılabilir?

BÇ: Bunun için en önemli adım muayenehanelere ve birden fazla hekimin bir araya geldiği tıp merkezi  veya Poliklinik  merkezlerine SGK anlaşmalı hasta bakma hakkının verilmesidir.  

SAĞLIK TURİZMİ ÖNERİSİ

-Sizle daha önce sohbet ederken Türkiye’nin Sağlık Turizmi’nden yeteri kadar pay alamadığını söylemiştiniz. Bu payı ne kadar artırabiliriz?

BÇ: Hayır maalesef alamıyoruz. Bu dalda çabaların çoğaldığını görüyorum ama çok bireysel ve sınırlı. Daha çok simsarlık gibi yürüyor ve hak ettiğimiz saygıyı ve güveni veremiyoruz. Bundan kısa bir süre önce Irak’tan bir üst düzey yönetici beni aradı . Türkiye’ de yapılabilecek bir beyin ameliyatı için 4 kat daha fazla ödeyerek   Almanya’ya gitmeyi tercih etti.

ALTIN’DAN KIYMETLİ ÖNERİLER

-Sağlık Turizmi’nden alacağımız payı artırmak için neler yapılması gerekiyor?

BÇ: a) Avrupa standartlarına sahip özel ve kamu hastanelerinin sağlık turizmi için bir birimin oluşturulması.

b) Bu bölümlerde çalışacak doktor ve sağlık personelinin bu konuda eğitilmesi. Hedeflenen ülkelerdeki sağlık sistemine ve kültürüne hakim olmasının sağlanması. Özelikle ilk karşılayan sağlık elemanlarının ve tedaviyi yapan Doktorların en azından bir kısmının O dile hakim olması

c) Mümkün olduğunca bu personelin ve bir kısmının o ülkeden gelip Türkiye’ye yerleşmiş elemanlardan oluşturulması.

d) Gelen hastalara özenle bakılması ve gereksiz işlemlerin para kazanma uğruna dayatılmaması.

e) Sağlık turizmi için gelen bütün hastalara işlem öncesi bir sağlık turizmi sigortasının yapılması.

f) Tüm işlemlerin sağlıklı bir istatistiğinin olması. Ve her hastayı ülkelerine memnun yollayacak şekilde gönderip ülkemiz için kendi ülkelerinde bir sağlık turizm elçisi haline getirmek.

g) Mümkünse yarısı yurt dışında eğitim almış uzman hekimlerden ve yarısı Türkiye’de uzmanlığını yapmış doktorlardan oluşan ve donanımı buna uygun olan polikliniklere ruhsat verilmesi veya uygun olan kliniklerde böyle bir birimin oluşturulması (bu tersine beyin göçünü de teşvik edecektir).

h) Yurt dışında belli metropollerde tanıtım ve tedavi amaçlı polikliniklerin açılması. Böylelikle Hastaları ülkemize yönlendirmek çok daha kolay olacaktır. Sadece Tanıtım büroları veya Simsarlık yapan kurumlar çok yetersiz kalmıştır.

i) Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nda yurt dışında sağlık eğitimini almış uzmanlardan oluşan karma bir komisyonun kurulması ve gereksinimlerin   sürekli güncellenmesi.

DAYATMALAR YUMUŞATILSIN

-Sağlıkta Türkiye’de Şehir Hastaneleri Modeli var. Bu model doğru mu sizce? Nasıl bir işleyiş kazandırmak lazım oraları?

BÇ: Bugüne kadar sadece bir tanesini gezme imkânım oldu. Gerek büyüklük gerekse teknik donanım yönünden devasa kompleksler. Benim 30 yıl önce eğitim aldığım fakülte ve sağlık birimlerine benziyor. Ben söz sahibi olsam bütün bu şehir hastanelerini bir tıp ve sağlık birimleri hastanesine ve fakültesine çeviririm. Ayrıca bunlardan her şehre büyüklüğüne göre bir tane yapar ve yanına tüm sağlık bölümü öğrencilerinin kalabileceği bir yurt ve bir de sağlık turizmi için otel yaparım.

-Son olarak neler eklemek istersiniz?

BÇ: Bu sorunuzu yurt dışına gitmek isteyen sağlık elemanlarına ayırmak isterim. Almanya üzerinden örnek vermek istiyorum. Almanya’da hekimlik yapmak isteyen doktorların en az B2 Almanca sertifikasına sahip olması lazım. Bu ancak günde 8 saatlik ve en az 6 ay süren bir Almanca kursuyla elde edilir. Bunun üzerine mesleki dil ve bilgi sınavı için gerekli süre de en az bu kadardır. Belgelerin tamamlanma ve denklik süreci de en az 8 ay kadar sürecektir. Toplamda 24 Aya kadar süre gerekiyor.  Bununla da iş bitmiyor. Hastanedeki uzman olabilme süreci ve anlatılanları anlama ve raporlama da en az bir o kadar daha sürüyor.  Son olarak ta… Yeni Tıp merkezi açabilme Yönetmenliği’ndeki 2000 metrekarelik Müstakil Bina, 25 Tane Otopark ve 10 Doktorluk Ruhsatlar, Ülkeye dönmek isteyen ve Ülkeye yeni bir şeyler katmak isteyen  buradaki Doktorlara imkansızlığı dayatıyor. Bu Yönetmenliğin yumuşatılması ve yeni bir Konseptin oluşturulması değişim için olmazsa olmaz gibi görünüyor. Diye değerlendiriyor. Böylelikle emekli olan deneyimli doktorları da sisteme katmak çok daha kolay olacaktır.

Sayın Dr. Bayram Çivilibal röportaj için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.  Özellikle Sağlık Turizmi’nde ülkemize oluk oluk döviz getirecek önerilerinize teşekkür ederim. Umarım sağlık politikalarını tayin edenler ve Cumhurbaşkanlığı bu fikirlere destek verir.

Röportaj: İbrahim Irmak / [email protected] haberhurriyeti.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?