Maalesef Pişkinlik

Maalesef ile başlayan çok cümle duymuşsunuzdur. Hastane koridorunda duydunuz mu? Çaresizlik hissi bütün bedeni kaplar. Güçsüzlüğün ne demek olduğunu iliklerinize kadar hissedersiniz. Kötü bir rüyadan uyanmanın tam tersi gibidir. Kabusa uyanmak gibi, gerçekliğin soğuk duş hissi.

Gözünüzün önünde canlanan o acı sahneyi birazcık değiştirelim, soğuk duvara yaslanarak gözünüz kapıda bir haber bekliyorsunuz. O son ana kadar biriktirdiğiniz umut test edilecek. Yaklaşık 16 saattir içinizde yaşatmaya çalıştığınız o umut. Doktor çıkıyor kapıdan yüzünde bir gülümseme içiniz rahatlar gibi oluyor.


“Ameliyat çok başarılı geçti, bütün organları kurtardık ve yeni sahiplerine teslim ettik.”

Beklediğiniz cevap bu değildi. Anlamak için bir kaç saniye duraksamanız gerekti. Doktorun gülümsemesi iyi bir şey gibi geliyor. Ağzından çıkan kelimeler ise bambaşka bir şey anlatıyor.

-Doktor babam....  öldü mü?

-Ne biçim konuşuyorsun sen vatan haini. Ben genel cerrahım. Nasıl insan yaşatılacağını senden öğrenecek değilim! Güvenlik! alın bunu dışarı!

Anlam veremediğiniz bu saçmalığın içerisinde, güçsüzlüğünüzden güç alan güvenlikler sizi sürükleye sürükleye, canınızın ne kadar acıdığıyla ilgilenmeksizin hastane kapısının önüne atıveriyor. Dışarıda bir kalabalık dikkatinizi çekiyor. Kameralar, coşkulu bir topluluk, bir kürsü ve kürsüye yanaşan Cerrah.

Konuşmasına Hasta yakınlarım diye başlıyor.” Size bir müjdem var. Biraz önce tek bir ameliyatta 7 farklı organı kurtararak Dünya’da bir ilke imza attık. Hastanemizi kıskanan dış mihraklar, ölmek üzere olan hastalarını bize göndererek itibarımızı düşürmeye çalışıyor. Hamdolsun biz ne yaptık. Bütün organlarını satmak suretiyle bu oyunu bozduk.”

Konuşma devam ederken yaşananlara bir anlam veremiyorsun. Çok saçma geliyor. Belki de sahte baytar diplomasıyla kendini cerrah olarak tanıtan bu pişkin soytarı sahnede şovuna devam ediyor.

“Hasta bakım sarayımızın temel atma töreni haftaya yapılacak. Törene katılmak zorunludur.”

Geçmişini, anılarını düşünüyorsun. Şimdi yaşadığın çaresizlik ve öfkeyi dindirmek için farklı bir gelecek hayali kurma teşebbüsün bir anda geleceğinin de çalındığı gerçekliğiyle darma duman oluyor. Bu kabusa uyanmak istemesen de uyanmak zorundasın ve elbet uyanacaksın.

Peki uyandığında ne yapacaksın?

Soytarı masallarıyla uyumayalım. Uyuyanları uyandıralım.

Fehmi ATİCAN | [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?