Mikrobiyoloji babasını kaybetti

Stetoskobunu satmadı. Menfaati için kullanmadı. Hava atmak için doktor olmadı. Diploma için etiket için kartvizit için doktor olmadı. Gönüllerin doktoruydu. Zerre kibiri ve havası yoktu. Yolda görseniz mahallemizin bakkal amcası kıvamındaydı.

Doğduğunda Atatürk yaşıyordu.
10 gün sonra Atamızı kaybettik.
Cumhuriyetin ilan edildiği gün ve aydan, 30 dakika sonra doğdu.
Ultrason, tarama testleri, sezaryen yoktu.
Yaşamı boyunca yerinde duramayan bir emekçiydi.
Yarım saat daha durmak istedi, öyle de yaptı.
30 Ekim 1938 olarak geçildi, kayıtlara doğum tarihi.
Gerçek bir Cumhuriyetçi, Atatürkçü bir insan evladıydı.
Sözde değil, gözde aydındı.
Gariban dostuydu.
'Kiminin parası kiminin duası' derdi hep.
Öyle de yaptı, yaşamının yörüngesini tayin etti.
Hiç de pişmanlık duymadı.
İkna kabiliyeti süperdi.
Hastanın en agresifini bile, 10 dakikada konuşarak pelte kıvamına getirdiğine şahit oldum, bu gözler gördü.
Asil, beyefendi bir kişilikti.
İzmir Beyler Sokağı'nda Olut Laboratuvarı vardı.
PCR kuyruğu gibi uzun kuyruklar olurdu.
Hastası rencide olmasın diye, personelinin kulağına eğilir 'Para için zorlamayın, yoksa almayın' derdi.
Berekete inanırdı ve de görürdü.
İzmir'i köklü kurumu İzmir Demir Çelik İşletmeleri'nin İDÇ'nin yıllarca kurum doktorluğunu yaptı.
İzmir Ege Laboratuvarı'nda da çalıştı.


'Ercan amca' oldu, 'Tonton dede' oldu, 'hoca' oldu.
Hipokrat Yemini'ne sadık kaldı.
Tıp ve hekim etiğine, ahlakına uydu.
Stetoskobunu satmadı.
Menfaati için kullanmadı.
Hava atmak doktor olmadı.
Diploma için doktor olmadı.
Zerre kibiri ve havası yoktu.
Yolda görseniz mahallemizin bakkal amcası kıvamındaydı.
Öne çıkmayı hiç sevmez.
Konuşulanları dinler.
Bir konuşmaya başka dinlettirirdi.
Hastalığı, teşhisi, tedaviyi öyle güzel anlatırdı ki.
Ağzı açık dinlerdiniz.
Doğru bilgiyi ta kendisinden öğrenirdiniz.

Tıbbın da yaşamında 'google dede'si idi.
Bilmediği, tereddüt ettiği konu varsa.
Balıklama atlamaz, 'bir bakayım' derdi.
Gözden geçirirdi, kesin net bilgiyi verirdi.
El becerisi harikaydı.
O parmak var ya.
Öyle güzellikler yapardı ki, şaşardınız.
Midye kabuklarından sanat şaheserleri yapardı.
Öyle güzel yemekler yapardı ki.
Sarma, dolma ve daha neler neler.
Biliyoruz da yazıyoruz.
İkram etmeyi, yedirmeyi, dağıtmayı, paylaşmayı çok severdi.
Okuduğu dönemlerde, ilk zamanlarda teknoloji, cihazlar, malzemeler bu kadar çok değildi.
Bir mikrobiyolojik testin en pratiğini bile bilirdi, alternatiflerini de doğrulamasını da.
Sonuçlar doğru ve güvenilirdi, tabii ki de.

HaberHürriyeti haber portalında ve de dönemin dergisi Asklepion'un Temmuz -Ağustos 2019 sayısında yayımlanan Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı, sevgili Uz.Dr. Ercan Olut hocamla yaptığımız, ilginç JİNEKOLOJİK NOSTALJİ başlıklı röportajımız, buyrun, okuyun.
'Siz siz olun hiçbir şeyi ertelemeyin, belki de yarın yok' derdi Ercan hocam.
İyi ki de böyle bir röportaj yapmışız yine o da Ercan hocam sayesinde.
Bunu da siz öğrettiniz..
Çalışmaktan asla yorulmazdı.
Evde kalırsam kötü olurum dedi her zaman.
Maalesef korona salgını, maske, mesafe ve de yaş riski, gidemedi, işine, aşkına.
Eve hapsolduğunu hissetti, sevmediği şey başına geldi.
Ne diyelim mukadderat, kader, takdiri ilahi.
Allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
Çok hakkınız geçti bize, helal ediniz sevgili hocam.
Bir gün bir yerlerde buluşma umuduyla.

57 yıllık hayat arkadaşına veda eden Birgül teyzeme, evlatları Aylin Olut Ökten'e, Ali Ilgın Olut'a, damadı Ender Ökten'e, torunlarına, İDÇ ekibine, İzmir Egelab çalışanlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
***
TEMMUZ 2019

JİNEKOLOJİK NOSTALJİ

Erkek kurbağa sayesinde hamile olup olmadığını öğrenmek vardı, bir zamanlar.

Hamile olabileceğinizi düşünüyorsunuz.
Doğal olarak eczaneden idrar testi alırsınız.
Sonuç, basittir aslında.
Negatif veya pozitif, var veya yok, hamile veya değil.
İçinizde, yaşayan, büyüme eğiliminde olan bir canlı, insan olup olmadığını hemen öğrenebilirsiniz.
Hoş tutturamayanlar da çıkar, tam olarak tespit edenler de.
Markaya, kaliteye göre de değişir, gebelik sonucunuz.
Ya da aç veya tok fark etmez.
Kolunuzdaki damardan alınan kan örneği bunu sağlar.
Kaç günlük hamile olduğunuzu bile belirler.
Aslında en net sonuç kandan bakılandır.
İdrar yöntemi ise ilk akla gelendir.
Basittir, ucuzdur, aranızdadır, canınız da yanmaz.
Kanda bakılanda pozitiflik varsa 2 gün sonra tekrar edilmelidir.
Gebelik varsa rakamın katlanarak artması gerekmektedir.
İdrarda ise aynı çift çizgi devam eder.
2019 yılı itibarıyla bakılanlar en bilimsel, en akla gelen ön tetkiklerdir.
Önceki yıllarda kadınlar bebek beklediklerini ne yapardı peki ?
Pek de o kadar bilimsel değildi, gebelik testleri.
Garipti, tuhaftı, gerçek dışı gibiydi.
Ama sonuç alınırdı, şaşmazdı, mecburiyettendi.
Görünen o ki, eski “gebelik testleri” hayal ettiğinizden çok daha garip ve gerçek dışıydı.
Eğer hamile kaldığında vücudundaki hormon düzeyleri değişir.
'Hamilenin huyu suyu, davranışları değişir', 'Hassaslaşır, etkilenir, ağlar, nazlanır, ilgi bekler' 'Cennet anaların ayakları altındadır'.
Hep bu hormonlar yüzünden.
Gebeliğin başlangıcında, plasentanın bir bölümü tarafındankoryonik gonadotropin hormonu (hCG) salgılanır. Bu hormon vücudun diğer parçaları ile birlikte çalışarak, her menstrual döngünün başında oluşan korpus luteumun varlığını sürdürmesini sağlar. Ayrıca, ilk zamanlarında gebeliğin sürdürülmesine katkı sağlayan çok amaçlı bir hormon olan progesteronun üretimini tetikler.
Çağdaş bir gebelik testi, döllenmeden altı gün sonrasından itibaren yüksek hCG düzeyine ait belirtileri kadının idrarında bulabilir. Bu testler çok az “yalancı pozitif” sonuç üretir ve inanılmaz derecede doğru sonuç verirler (%99). Bazı türleri ise salt hCG yerine, gebelikte üretilen birden fazla hormonu kontrol ederler.
İdrar Kahinleri
Bir zamanlar, hamile olduğu düşünülen kadınların idrarları hekimler veya ileri teknoloji ürünü gebelik testleri yerine, “kahinler” tarafından incelenirdi. 16. yüzyılda Avrupalı kadınlar; iğrenç sarı akıntılarına dikkatle bakıp idrarın rengi, tonu ve kokusunu değerlendirerek bebek bekleyip beklemediklerini saptayabildiğini iddia eden “uzmanlar” tarafından kandırılırlardı.
Bu uygulamalı yöntemin bir parçası olarak, daha ileri düzey kahinler idrarı şarap ile karıştırırlardı. Muhtemelen nasıl olduğunu bilmemelerine rağmen, bu yaptıklarının arkasında bilimsel bir gerçek vardı: Alkol gebelik sırasında üretilen bazı özel proteinlerle tepkimeye girdiğinden idrarın kıvamı değişiyordu.
“Üroskopi” olarak da adlandırılabilecek bu idrar inceleme tekniği antik Babil’e dayanır ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyıldan 15. yüzyılın ortalarına kadar süren ilerlemesi sayesinde Bizans tıbbına da aktarılmıştır.

Mısırlı Gibi İşe

Aslında, idrar testleri Protestan Reformu’ndan ve Kopernik’ten çok daha önceleri ortaya çıkmıştır. MÖ 14. yüzyılda, yani günümüzden yaklaşık 3.350 yıl önce yaşamış olan antik Mısırlıların da kendilerine has bir yöntemleri vardı.
Kötü şöhretli Kraliçe Nefertiti’nin kocası Firavun Akhenaten’in saltanatı sırasında, Mısırlılar kadının idrarını buğday ve arpa tohumlarının üzerine serperlerdi. Eğer tohumlar çimlenirse, kadının hamile olduğu söylenirdi. Eğer buğdaylar çimlendiyse kızı, arpalar çimlendiyse oğlu olacak demekti.
Dikkate değer bir şekilde, en azından genel bir gebelik testi olarak, bu yöntemin gerçekten işe yaradığı gösterilmiştir. O dönemde muhtemelen bilinmiyor olmakla birlikte, gebelik sırasında üretilen hormonlar bu tohumların çimlenmesine neden oluyordu.

Rüzgar Tüneli

“Modern” tıbbın babası olarak bildiğimiz Hipokrat, gebeliğin kadın vajinasına soğan yerleştirilerek saptanabileceği şeklinde yanlış bir varsayımda bulunmuştu. Eğer ertesi sabah kadının nefesi soğan kokuyorsa, hamile değildi: Bu fikir, içinde büyüyen bir bebek olmadığında kadın rahminin açık olacağı ve rektumdan ağza uzanan bir rüzgar tüneli oluşturacağı düşüncesine dayalıydı. Eğer rahimde bebek şeklinde bir engel varsa, kadının nefesi soğan kokmayacaktı.
Bunun tıbbi olarak doğru olmadığını söylemek yeterli olacaktır.

Yaşam Döngüsü

hCG hormonu tıbbi araştırmacılar tarafından ilk defa 1920’lerde tanımlanmıştır ve bu buluş gebeliğin hCG araştırılarak saptanabilmesi fırsatını doğurmuştur. Bugün sahip olduğumuz ileri teknoloji idrar çubukları o zamanlar henüz yoktu, öyleyse yerine ne kullandılar? Ne yazık ki hayvanlar aleminin bazı üyeleri, bu iş için biraz zalimce bir test aygıtı olarak kullanılacaklardı.
Kadından alınan idrar örneği henüz tam gelişmemiş bir dişi fareye enjekte edilirdi. Eğer idrarda hCG hormonu varsa, fare kızışıp cinsel olarak aktifleşir ve çiftleşmeye hazır hale gelirdi. Başlangıçta sadece fareler kullanıldı, enjeksiyon sonrasında yumurtalıkları incelenmek üzere kesilip açıldı. Birkaç yıl içinde ise fareler yerini tavşanlara bıraktı. Bu teste baş araştırmacıların isimleri olan Aschheim-Zondek testi, diğer bir ismiyle A-Z testi adı verildi.
Test inanılmaz bir şekilde yüzde 98 doğru sonuç veriyordu. Ancak, sonuçların çıkması birkaç gün sürüyordu ve test koryoepitelyom adı verilen hızlı büyüyen bir kanser türü ile hCG’yi birbirinden ayırt edemiyordu. Böylece bu test, bilmeyerek de olsa, kanser teşhis yöntemi olarak da kullanılmış oldu; hasta hamile değilse kanser de değildi.

Herkesin Gözü Önünde

Yöntemi biraz daha geliştiren Lancelot Hogben adlı Cape Town, Güney Afrikalı bir bilim insanı, zamanını pençeli kurbağalar üzerinde insan ve diğer canlıların hormonları ile deneyler yaparak geçirdi. Amfibiler, yumurtaları çok daha kolay incelenebildiğinden fare ve tavşanlara göre daha avantajlı olduklarını gösterdiler.
Sonunda, bilimsel adı Xenopus laevis olan Güney Afrika pençeli kurbağasının insan gebelik testleri için özellikle elverişli olduğu ortaya çıktı. Dişi kurbağaya gebe bir kadının idrarı enjekte edildiğinde, kurbağa gün bitmeden yumurtluyordu. Buna karşılık erkek kurbağa ise enjeksiyona sperm üreterek yanıt veriyordu. Bu çok daha hızlı ve başarılı test 1930’larda Avrupa’ya yayıldı ve kurbağalar standart taşıyıcı konumuna geldiler.

Radyoaktif Hedefler

1976 yılında Warner-Chilcott adlı bir ilaç şirketi; kadınların 10 dolara alabilecekleri, kendi evlerinin rahatlığında uygulayabilecekleri, 2 saat içerisinde sonuçlanan ve en önemlisi de kurbağa gerektirmeyen bir test geliştirdi. Test, pozitif sonuçlarda yüzde 97 oranında doğru sonuç veriyordu, ucuzdu ve kullanımı kolaydı. Bu, sektör için devrim niteliğinde bir gelişmeydi ve şu an dünyanın her yerinde kullanılan gebelik testleri için de bir temel oluşturdu. Bu testin üretilmesi, hCG hormonunu saptamak için radyoaktif işaretleme yöntemi kullanılan 1970’lerin başlarına göre önemli bir gelişmedir.
Sonuç olarak, teknoloji Kraliçe Nefertiti döneminden günümüze önemli bir mesafe katetmiş olsa da, gebeliği hala bir şeylerin üzerine işeyerek tespit ediyoruz.
1970'lerde evlerde yapılabilen ilk testler bile şimdikilere kıyasla oldukça eziyetliydi, laboratuar titizliğinde işlemleri gerektiriyordu. Nihayet 1980'lerin sonuna doğru ortaya çıkan şimdiki modern testler son derece basit ve kullanışlı hale geldiler. Yıllar geçtikçe de hassasiyetleri ve güvenilirlikleri arttı.
Ama onun da öncesinde 1920'lerde bu test tavşanlarla yapılıyordu ve hayvancağızları ne yazık ki öldürmek zorunda kalıyorlardı. Ama en eskisi hangisi derseniz, günümüzden 3800 yıl önce Eski Mısırlılar'ın uyguladıkları test bilinen en eski gebelik testiymiş. Gebe olup olmadığını öğrenmek isteyen kadını nemlendirilmiş arpa ve buğday tanelerinin üzerine ayrı ayrı işetiyorlarmış. Çimlenme/filizlenme oluşması kadının gebe kalmış olduğuna işaret ediyormuş. Arpa çimleniyorsa çocuk erkek, buğday çimleniyorsa çocuk kız demekmiş. Günümüzde yapılan deneylerde bu testin %70 doğruluk payı olduğu görülmüş.
İşin ilginç yanı 1949 tarihli Ciba'daki makale kurbağa testinin "yeni" olduğunu söylüyor, burada bir yanlışlık yok. İlk kurbağa testleri 1933'te ortaya çıkmıştı, ama burada sunulan azıcık daha gelişmiş, kolaylaştırılmış ve daha hızlı sonuç alınabilen bir kurbağa testiydi. Bütün testler gibi bu da gebelikte ortaya çıkan hCG hormonunun tespitine dayanıyordu. 1933'teki kurbağa testinde kadının idrarı dişi kurbağaya (Güney Afrika kurbağası) enjekte ediliyor, kadın gebeyse (yani idrarında hCG mevcutsa) kurbağa 12 saat sonra yumurtluyordu. 1949'daki yenilik ise kurbağa artık erkekti ve yerliydi (Kuzey Amerikalı!) dolayısıyla daha ucuzdu! Kurbağaya yine idrar enjekte ediliyordu ve yarım saat içinde hayvanın "kloaka"sından (idrar kesesi-son bağırsak karışımı organ, aynı zamanda üreme organı) alınan sıvıda mikroskop altında sperm aranıyordu. Sperm varsa hastaya gebelik teşhisi konuyordu. Gerçekten o yıl için büyük bir aşama kaydedilmiş, 12 saat yerine yarım saatte sonuç alınmıştı, üstelik aynı kurbağa defalarca kullanılabiliyordu (dinlendirilerek!). Benim gördüğüm eczanede muhtemelen ikincisi yapılıyordu. Güvenilirlikleri nasıldı derseniz, çok yüksekti! Sırasıyla %98 ve %99.
Dr.Yaman Gürkaynak*Erol Altınmekik*Md.yard.Edibe Tinay*Ergun Bilekli*...*Dr..Nihat Pakakar.(şapkalı)*Dr.Ercan Olut*...
Haziran-Temmuz 1949 tarihli bu kitapçığı karıştırırken dikkatimi çeken "Gebelik İçin Yeni Bir Kurbağa Testi" başlıklı makaleye göz gezdirince çocukluğuma dair bazı şeyler hatırladım. Eczanelerin bazılarının vitrininde "kurbağa testi yapılır" yazardı. Ben 1960'lı yıllarda bir iki eczanede tezgahın üzerinde içinde birkaç tane kurbağa olan büyük kavanozların olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Çocuk olduğum için anlam verememiştim, zaten sorsam da bu gibi konularda doyurucu açıklama alamazdım. Daha sonra tanıdık bir berberde okuduğum Akbaba mizah dergisinde "kurbağa testi" ile ilgili bir karikatür gördüğümü de çok iyi hatırlıyorum. Sırf Akbaba okuyabilmek için bize çok uzak olan o berbere giderdim, berber eski sayıları yırtar usturasındaki köpüğü silmede kullanırdı. Bir gün dergileri ziyan etmeyip bana vermesini rica ettim, evden getirdiğim eski gazetelerle onun Akbaba koleksiyonunu takas ettik. Kısacası, çok aradım ama o Akbaba karikatürünü bulamadım, ama yerine yabancı bir karikatür bulup çevirdim. HABERHÜRRİYETİ- TEMMUZ 2019

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Hande Karaoğlu - Kalemine sağlık, ne güzel anlatmışsın Ercan Hocamızı...

Mekanı Cennet

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 13:11


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?