Popülist yaklaşımlar Hayvan Haklarını da bitirdi

14 Temmuz 2021’de yenilenen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu sonrası gündem durulmuyor. Yasanın getirdikleri, kayıt sisteminin nasıl olduğu, yasaklı köpeklerdeki düzenlemeler, verilen sürelerin bitmesi, çocukların mağduriyeti, “Sokakta hayvan kalmasın, bakımevlerinin koşullarını iyileştirin” açıklamaları derken hayvan hakları konusu yeni yılın en çok konuşulanları arasına girdi bile.

Hal böyle olunca popülist yaklaşımlar hayvan haklarına da el attı. Belediye Başkanlarının bugüne kadar kendi yaptıklarına bakmaksızın, mevcut yasal düzenlemelere aykırı beyanatları 2022 kayıtlarına girmiş oldu.Hayvanseverler bile 17 yıllık yasaya ve yasaklara rağmen tehlikeli köpek ırklarını ısrarla sahiplenmiş olanlara halen süre verilmesinden yana açıklamalar yapıyorlar.

REKLAM KOKAN İŞLER ÇARE OLUR MU?

Bir taraftan belediyelerin sahipli hayvanlara ücretsiz hizmet vereceklerini duyurmaları bir taraftan 17 yıldır yasaklı olan köpek ırklarının kısırlaştırılıp kayıt altına alınması için verilmiş son tarih olan 14 Ocak gelmişken ücretsiz kısırlaştırma faaliyetleri başlatılması.

Bu karmaşık gündemde hayvan sahipleri, hayvanseverler ve çevre dostları olarak bizlerin de hem kafamız hem de duygularımız karıştı.

Aslında olması gereken nedir? diye Bilim Kurulumuzun Veteriner Hekimlerine danıştık.

YASAL DÜZENLEMELER NET

Veteriner Hekim H. Gökhan Özdemir; “Hayvanları Koruma Kanununda düzenleme gayet açık ve anlaşılır. Ancak yıllardır insanların özellikle de hayvansever grupların iyi niyetinden ve denetim elemanlarının yetersizliğinden yararlanarak yasak kabul edilen hayvanları sahiplenenler yine bu hayvanları kullanarak toplumu vicdan muhasebesi yapmak zorunda bıraktılar. Oysa 17 yıldır defalarca duyurulan, ara ara süre verilerek hak tanınan 4 köpek ırkı için ki bunlardan 2 tanesi yaygındır. PitbullTerrier ve DogoArgentino ırkı köpek sahiplerinin bazılarının ne yazık ki gerçekten iyi niyetli olduklarına inanamıyorum” dedi.

“Kısırlaştırmasını yaptırıp kayıt altına aldıranları bunların dışında tutuyorum” diyen Özdemir şöyle devam etti. Bu konu ile ilgili yıllardır söylüyoruz aslında köpek ırklarından bazılarını yasaklayarak bir yere varamayız. Yasaklamak çözüm değil, hayvan hakları açısından adaletli bir uygulama da değil. Ancak ne yazık ki en son düzenlemesi yapılan Hayvanları Koruma Kanunu öncesindeki TBMM Komisyon toplantılarında da dile getirmemize rağmen belli ırk köpeklerin yasak kabul edilmesinin yanlış olduğunu bir türlü biz de yasa koyuculara anlatamadık. Anlattık ama kabul ettiremedik diyelim. Keşke yetkililer yasaklamanın işe yaramadığını kabul ederek yasanın kamuoyunun gözünde etkisizleşmesine neden olacak bu düzenlemeyi yapmasalardı.

Yasal düzenlemelerin net ve açık olduğunun altını çizen Özdemir sadece hayvanseverleri değil Veteriner Hekimleri de sağduyuya davet ederken;“Veteriner Hekim meslektaşlarımızı, hayvan haklarına gönül vermiş herkesi sağduyulu olmaya davet etmek istiyorum. Özellikle 14 Ocak 2022 tarihinde süresi dolmuş olan ve yasada tehlike arz eden köpek ırkları olarak belirlenen; PitbullTerrier, DogoArgentino, FilaBrasilerio ve Japanese Tosa ırkı hayvanları sahiplenmeyin. Bu ırklar zaten 17 yıldır kısırlaştırılmış olarak bakılması gereken, sahiplendirilmesi yasaklanmış hayvanlardı. Artık bu konuyla ilgili süre uzatımı talep etmek, yasaya aykırı uygulamalar konusunda insanları umutlandırmak da yanlıştır. Çünkü nasıl olsa yıllardır yasak ama bir işe yaramıyor mantığıyla halen bu hayvanları kayıt altına aldırmaksızın üretim ve sahiplendirme yapanlar var. İyi niyetle hayvanlar mağdur olmasın derken aslında farkında olmadan sorunu tırmandırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

SÜRE UZATIMI NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

Veteriner Hekim Dr. Ebru Tong da; “Herkes yine günü kurtarmanın derdine düştü” diyerek sitem etti. “Süre uzatımı neyi değiştirecek?” diyen Tong, “Sorun konuyu bilmemek değil, sorun vurdumduymazlık, sorun ciddiyetsizlik, sorun duyarsızlık, sorun sorumsuzluk” diyerek olması gerekenler hakkında görüşlerini paylaştı.

Yasanın revizyonunda beklentimiz bu ırkların yasaklanmaması, sahiplendirilmelerinin koşullu ve kontrollü olarak kayıt altına alınarak yapılmasıydı. Böylece hem hayvanlar hem de sahipleri kontrol altında olacaktı. Böylelikle köpek dövüşü amacıyla bu hayvanları beslemeyi düşünenler de rahat hareket edemeyecek ve bir süre sonra bu sevdadan vazgeçmeleri gerektiğini anlayacaklardı. Ama bunu yapamadık. Bu hayvanların 17 yıldır kontrolsüz üremesine engel olunamadı. Çünkü sadece yasaklamak yetmedi. Biz bugün geleceğimiz noktanın bu olduğu konusunda uyarılarımızı yıllardır yapıyoruz. Mevcut denetim ve kontrol mekanizması ile, mevcut idari yaptırımlar ile, mevcut geçici hayvan bakımevleri ile bu yasaklı köpeklerle ilgili konuyu hayvan haklarına ve refahına uygun olarak çözemeyiz. Yetkililer bu sorunu sadece köpeklerle ve onların sahipleri ile ilgili gördükçe yine çözemeyiz. İşte bugün geldiğimiz noktada sorun bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. Daha İstanbul’da bile tahmin edilen yasaklı ırk köpek nüfusunun sadece % 20'sinin kayıt altına alınabildiği söyleniyor. Ya geri kalanlar. Ve tüm Türkiye’deki nüfus. Yasalar uygulanabilir olmadıkça ne yazık ki kamuoyu nezdinde etkinliğini kaybeder. Hayvanları Koruma Kanunu gibi zaten yöneticilerce çok da içselleştirilerek uygulanmayan bir kanunun yasaklarının bu kadar rahat deliniyor olması, hayvan haklarında ülkemizde hayal ettiğimiz yere gelemediğimizin göstergesidir.

YASAYA UYGUN BİR GENELGE İLE ÇÖZÜM GETİRİLEBİLİR

Süre uzatımının bu konuda çözüm olacağına inanmıyorum. Sorun kapıda kuyruk olup da içeri giremeden kapıların kapanması değil ki. Kayıt için kısırlaştırma için bu hayvanların sahipleri yıllardır gerekeni yapmadıysa 6 ay da verseniz 1 yıl da verseniz durum değişmeyecektir. Geçmişteki uygulamalar da bunun ispatıdır.

Bugün yaşananlarda mağdur edilen hayvanlardır ve onlar için yapılması gereken süre uzatımı değildir. Onlar için yapılması gereken; bugüne kadar kısırlaştırmasını yaptırmayıp, kayıt altına aldırmayan ve köpeğini birey yerine koyma sorumluluğunu almayan sahibine yönelik etkili ve hayvan haklarına faydalı yaptırımlar uygulamaktır. Bu tarihten itibaren tespit edilen hayvanların sahiplerine; yasada öngörülen 11.000 TL idari para cezası kesilmelidir. Buna ek olarak hayvana el koymak yerine hayvanın kısırlaştırmasını yaptırması ve mikroçip ile kayıt altına aldırması sağlanmalıdır. Ayrıca her ay düzenli olarak hayvanının sağlık durumunu ilgili makamlara beyan etme zorunluluğu da getirilmelidir. Yine bu şekilde tespiti yapılan hayvan sahibi, bağlı olduğu ilçe belediyesindeki bir sahipsiz köpeğin bakım masraflarını sahiplenen koruyucusu olmak durumunda kalmalıdır. Bu çalışmalar sırasında Belediyeler gönüllü derneklerden ve yerel hayvan koruma görevlilerinden destek alarak bu çalışmaları kolaylıkla yapabilirler. Ayrıca bu konuyla ilgili verilen 11.000 TL lik idari yaptırımlar ilgili Bakanlık bütçesinde kayda alınırken belli bir oranı yerel yönetimlerin bakımevi yapım çalışmaları amacıyla ilgili Bakanlığa aktarılmalıdır.

Bu önerilerimiz son düzenlenen yasa ile de uyumlu olarak düzenlenecek bir Genelge ile uygulamaya alınabilir diye düşünüyorum. Çünkü biz yasaya uygulanabilir çözümler getirmedikçe hayvanlar mağdur edilmeye devam edilecektir.

HERKES KENDİ İŞİNE BAKSIN

İbrahim Irmak: Yasaya karşı direnmek yerine hayvan sahiplerini değil de gerçek mağdurlar olan hayvanları düşünen projeler yapılmalı diyorsunuz? İzmir Büyükşehir Belediyesi de dahil olmak üzere bazı Belediyeler geçtiğimiz günlerde sahipli hayvanlara hizmet vereceklerini açıkladılar. Peki bu açıklamalar kimin için hayvan sahipleri için mi hayvanlar için mi? Diye düşünmeden edemiyor insan. Peki Belediyelerin sahipli hayvanlara söz konusu projelerle hizmet vermesi mümkün mü?

E.T.: Maalesef bu projeler de hayvanlardan çok sahiplerine yönelik. Hayvan sahipleri bilinçli olsun, hayvan sahiplenmenin maliyetleri olduğunu bilsin, dolayısıyla sahiplendiği hayvanın sorumluluğunu alsın, bu çok önemli diyoruz. Hayvan sahibi bilinçlenirse sokağa terk edilen hayvan sayısı azalır diyoruz. Bu çalışmalara katkı koymak yerine herkes hayvan sahiplerini sorumsuzluğa yönlendirecek güya üzerindeki yükü alacak projeler üretiyor. Kimse zorla hayvan sahiplendirme yapmıyor ki. Hayvan sahibi olan kişi zaten onu ailesinin parçası olarak seviyorsa maddi olarak yük görmüyor. Bütçesine göre hizmet alabiliyor. Yasal olarak da belediyeler sahipli hayvanlara hizmet veremez.

Belediyeler başta olmak üzere herkes sadece kendi sorumlulukları ile ilgili işlerini düzgün yapsalar yeter aslında. Veteriner İşleri Daire Başkanlığı yapılanmasını ekonomik yük görüp gerekli bulmayan belediyeler, çıkıp sahipli hayvanlara da hizmet verelim diyor. Bir başkası sahipli yasaklı köpeklerinizi getirin, hepsini kısırlaştıralım ücretsiz, gerekirse bakarız da diyor. Sürekli esas sorumluların yükünü alarak sorun çözmeye çalışıyoruz. Neden? Çünkü reklam değeri yüksek. Neden çünkü popülist, ilgi çekiyor. Belli kitleler çok mutlu oluyor, birkaç ay kafanız rahat ediyor. Ama esas sorunlar hep halının altına süpürülüyor. Sonra yine bir kriz ve yine krize yönelik popülist ve yasaya aykırı projeler. O zaman yasalar neden var? Neden yasalara uyanlar ve işlerini düzgün yapanlar da bu arada mağdur oluyor. İnsanlar kendi egolarını şımartmaya devam ederken bu arada hayvanların mağduriyeti hiç bitmiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?