Soğuk mermerin köşesine tünemiş otururken…

(...) Doğrusu, annemle babamın mezarlarının başında bir sürü şeyler geçti aklımdan. Soğuk mermerin köşesine tünemiş otururken yanlarında, kendimi kelimelerle tanımlanması oldukça güç, derin bir boşluğun ortasında hissettim. Şu bir karış toprağın altında, etleri çoktan çürümüş ve geride sadece kemikleri kalmış, yıllar önce göçüp gitmiş bir kadınla bir erkeğin halen yaşayan parçalarıydım ben... İçlerinde yeşerttikleri can tohumlarını biraraya getirip kaynaştırmışlar ve bölüne bölüne, çoğala çoğala ‘ben’i yaratmışlardı o tohumlardan... Tüm hücrelerim o iki tohumdan geliyordu, yaşıyorlardı hâlâ ve ben yaşadıkça yaşamaya devam edeceklerdi... O kadınla erkeğin soyuydum ben; onların etleri, onların canlarıydım... Kendilerini benim tohumlarımdan dünyaya bir kez daha dönecekleri güne kadar bana emanet ederek, yani bu dünyada sonsuza dek yaşamaları için gerekli olan şeyi yapıp, öyle gitmişlerdi öteki dünyaya, Wakan Tanka’nın, Kutsal Ruh’un yanına. (Ya da, kendi tanrılarının yanına belki!) Şimdi sabırla bekliyorlardı tohumlarımda; çocuğum, torunum ya da torunlarımın çocuklarından biri olarak tekrar bu dünyada bedenlenecekleri günü... Ve ben, o kayıp evlat, büyük şaman Ska Kangi Mahpiya, White Crow Cloud, Beyaz Karga Bulut, şimdi buradayım. Geldim işte, döndüm, yanınızdayım... Ama anlaşılmaz bir şekilde uzağınızdayım da... Ulaşamıyorum size; arıyorum ama, bir türlü bulamıyorum sizi oralarda... Nerelere gittiniz, nerelerdesiniz, görüyor musunuz beni, duyuyor musunuz?.. Kaçıyor musunuz yoksa benden, emanet ettiğiniz tohumlar yeşermiyor diye kızgın mısınız, bunun için mi küstünüz bana?.. Hiç olmazsa bir kerecik buradayız deyin artık, bileyim yerinizi, yüreğim rahat etsin... Ölüp yeniden doğanların eşlikçisiyim ben, Beyaz Karga Bulut’um, haberiniz yok mu?.. Bir işaret verin bana, şöyle bir görünün, tek bir kelime edin, ne olur...

Bir şarkı söylemek geldi içimden. Bir ağıt. Konuşmak istedim onlarla bir kez daha, duymalarını beni, unutmadığımı onları, yaşadıklarını hâlâ... Lakhota dilindeydi bu şarkı, ama eminim şimdi oldukları yerde tüm diller ortaktır, anlarlar kolayca...

“ey toprak! sen doğuruyorsun

ama bizler ölmeliyiz...

ey güneş! sen yaşatıyorsun

ama bizler ölmeliyiz...

doğrusu bu!..

atalarımız bekliyorlar bizi

analar, babalar, kardeşler...

özlüyorlar...

özlüyoruz biz de...

ölmeliyiz...

doğrusu bu!..”

Ceketimin iç cebinden soylu kartal Wanblee’ye ait, yanımdan hiç ayırmadığım tüyleri çıkarıp salladım gökyüzüne doğru, onlara ulaşması için sesimin, şarkı boyunca... Bilmiyorum, ulaşmıştır sanırım. Bir saat kadar oturdum o buz gibi taşın üzerinde. Hava soğuktu, sert bir rüzgar esiyordu üstelik, içim üşüdü. İyice büzüşmüş bir halde, titreye titreye çıktım mezarlıktan. Bir süreliğine insanlardan uzak kalmak istedim nedense, ağır ağır yürüyerek Zincirlikuyu, Mecidiyeköy, Şişli, Harbiye, Taksim... geri döndüm. Hiçbir şey hatırlamıyorum geçtiğim yola dair. Ne binalar, ne insanlar, ne yollar, ne araçlar... Hiçbir şey!.. Otelin oralardaki büfeden bir şişe içki aldım. O küçük, yassı şişelerden... Cebimde şişe, doğruca otele gidip, odama çıktım. 375 mililitrenin hakkından geliverdim çabucak. Birkaç kez telefon çaldı. Açmadım.

Bir ara kapı da çaldı galiba. Ya da ben öyle sandım. Gecenin bir yarısı uyandım tabii. Yine dilim damağım kurumuştu. Ayrıca sabah gittiğim o muhallebiciden beri hiçbir şey geçmemişti boğazımdan, açlıktan kramplar giriyordu mideme... O saatte dışarıya çıkıp bir şeyler atıştırmaya üşendim, allahtan yolculuktan kalma birkaç kuru şey vardı çantamda, onları attım ağzıma, üstüne de bolca su içtim. Sonra, -biraz kendime geldikten sonra yani, içki bayağı dağıtmıştı beni!- oturup güncemi yazmaya koyuldum. Bitti nihayet... Parmaklarım uyuştu yazmaktan. Kollarım, belim, sırtım, boynum, her yanıma ağrılar girdi. Şöyle azıcık uzanacağım. (...)

(2011 yılında yayınlanan 'Ben Şaman' isimli romanımdan kısa bir bölüm!)

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?