Dünyanın oluşumuna James Webb teleskobu ile yolculuk

Dünyanın en güçlü teleskobu olan James Webb 25 Aralık 2021 tarihinde uzaydaki yolculuğuna başladı. İlk düşüncesi 1980’li yıllara kadar uzanıyor. 1995 yılında tasarlanmaya başlandı. Yapım aşamalarında ortaya çıkan çeşitli sorunlar nedeniyle proje sürekli olarak ertelenip 2007 yılında uzaya gönderileceği düşünülmesine rağmen bu ancak 2021 yılında gerçekleşebildi. 10 milyar dolar olan maliyeti NASA, Avrupa Uzay Ajansı (20 Avrupa ülkesinin katılımıyla ) ve Kanada Uzay Ajansı tarafından karşılandı. Proje binlerce kişi tarafından çok uzun araştırmalar sonucunda gerçekleşebildi. Hatta tüm meslek yaşamında sadece bu proje ile ilgilenen pek çok kişi olduğu biliniyor. Teleskop’a Apollo projesiyle Ay’a ilk insanlı uçuşu planlayan NASA mühendisi James Webb’in (1906-1992) ismi verildi. Dünyanın en büyük ve en gelişmiş teleskobu olan James Webb, Hubble teleskobundan 100 kat daha güçlüdür.

Teleskop dünyadan 1.446.000 km. uzaklıkta bulunan ve L 2 (Langrance 2) noktası olarak adlandırılan bir bölgede yörüngesine yerleşecek. Bu nokta güneşin son çekim noktası olup, güneşin çekim gücünden yaralanmasının yanı sıra net olarak gözlem yapabilmesine olanak sağlayacak. Belirlenen bu yörüngeye ulaşması ise bir ay vakit alacak. İç ve dış sıcaklıkları birbirinden ayırmak amacıyla berilyumdan imal edilip üzeri 48.2 kg altın ile kaplı 18 adet altıgen aynası bulunuyor. Aracın yörüngeye yerleşmesinden sonra bu aynaların birleşmesiyle 25 metre kare büyüklüğünde tek bir ayna görünümünü alacak. Yörüngeye yerleşmesi, aynaların aralarında hiçbir şekilde boşluk bırakmadan birleşmeleri ve diğer hazırlık işlemleri tamamlandıktan sonra dünyaya ilk bilgileri 2022 haziran ayında ulaştırması bekleniyor. 5 yıllık ömrü olacağı düşünülmesine rağmen bu sürenin 10 yıla kadar da uzaması mümkün.

Bu proje mühendislik başarısının yanı sıra bilim dünyasına da pek çok yeni bilgi kazandıracağına kesin. İlk olarak uzay içerisinde yol alırken güneş sistemimizde bulunan tüm gezegenlerin ve onların uydularında canlılık olasılığı olup olmadığını inceleyip, canlılık için gerekli olan su, karbon dioksit ve metan gibi maddelerin gök cisimlerinin atmosferinde bulunup bulunmadığını araştıracak. Dünyadan yapılan bu tür araştırmalarda bu maddelerin atmosferimizde yoğun olarak bulundukları için karışıklığa neden olmaları nedeniyle dünyadan oldukça uzak bir ortamda yapılacak araştırmaların daha verimli olması bekleniyor.

Daha sonra yoluna devam ederek dünyamızdan 1.446.000 km uzaklıkta olan yörüngesine yerleşerek araştırmalarına başlaması planlandı. Bu bölge dünyadan 550 km uzaklıkta bulunan Hubble telekobuna göre 2600 kere daha uzak bir mesafe. Ulaştıktan sonra kızıl ötesi kameralarını kullanarak incelemelerine başlayacak. Kızılötesi araştırmalar yapabilmesi için teleskop içerisindeki ısının -232 dereceye kadar düşürülmesi gerekti. Güneşten gelen ısının dış yüzeyinde +120 derecede bir sıcaklık varken bu ısı farkını düzenlemek projenin çok zaman alan çalışmalarından birisini oluşturdu. Kızılötesi araştırmalar için gerekli olan -232 derecelik bir soğukluk sağlamadığı taktirde kızılötesi radyasyon teleskopun içerisinde bulunan tüm aletlere zarar vererek projenin aksamasına neden olabilir.

Dünyanın atmosferi yer tabanlı teleskobların kızılötesi ışınlarla araştırma yapılmasına olanak vermediğini bu arada hatırlayalım. Kızılötesi araştırmalar uzay içerisinde göremediğimiz ve bilmediğimiz bölgeler hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar. Derin uzayda çok soluk ışıkların saptanması ancak kızılötesi gibi uzun dalga boylarına sahip ışıklar ile mümkün. Bunlar bir toz tanesinin bile içini görmemize olanak verir. Uzak da yıldızların ve gezegenlerin çok tozlu bölgelerde oluştuğu bilindiği için bu bölgeleri incelemek ancak kızılötesi ışıklarla mümkün olmaktadır. Bu yeni uzay teleskobu yıldızların oluşmasının yanı sıra onların eski hallerini, oluşumlarını, gelişimlerini ve hatta nasıl yok olduklarını görmemize ve anlamamıza olanak verecek. Bir çok yeni yıldız ve galaksiyi keşfedeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Otuz yıldan uzun bir süre boyunca görev yapan ve olanakları ile gözlediği alanın çok sınırlı olmasına karşın Hubble teleskobunun 200.000 kadar yeni galaksi belirlediği düşünülürse ona göre çok daha güçlü olan bu yeni teleskobumuzun daha başarılı olacağı kesin. Gökyüzüne çıplak göz ile baktığımızda gördüğümüz en yakın ve en parlak yıldızın dört yıl önceki halini görmekteyiz. Daha uzakta gördüklerimiz otuz, kırk yıl önceki bir zamana ait olmaları olası. Daha da uzakta olanlar ise binlerce yıl önceki hallerini yansıtıyor. Hatta bazı yıldızlar kaybolmuş olsalar bile ışıkları binlerce yıl daha bize gelmeye devam ederler.

Tüm bu görevlerinin yanı sıra James Webb teleskobunun en önemli görevi ise evrenin ve dünyanın oluşumu gözlemek. Adeta bir zaman makinesi gibi çalışarak evrenin ilk oluştuğu zamanları gösterebilecek. Bunun nasıl olacağını inceleyelim. Dünya ve evrenin bundan 13 milyar yıl önce Big Bank teorisine göre gazların sıkışmasıyla oluşan büyük patlama sonucunda meydana geldiği günümüzde en çok kabul edilen teorilerin başında gelmekte. Bu teoriye göre bu patlama sonucunda yıldızlar, gezegenler ve uzayda mevcut olan her şey oluştu. Planlanan programa göre bu yeni teleskop evrenin derinliklerine bakarken 13 milyar yıl öncesine ulaşarak büyük patlama sonrasında oluşan ilk yıldızları görmemize olanak sağlayacak. Bu aşamada zaman kavramını uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik olarak algılayabiliriz. Uzayda her şey bu zaman kavramının içerisinde yer alır. Einstein’e göre zaman, ışık hızı ile dolaysız bir ilişki içerisindedir. Maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zaman yavaşça geçmişe doğru akmaya başlar. Kızılötesi ışıklardan faydalanarak milyarlarca yıl öncesine gitmek bu sayede mümkün olacaktır. James Webb teleskobunun evrenin oluştuğu ve yapılandığı ilk yüz milyon yıla ulaşarak oluşum hakkında kesin kanıtlar sunması bekleniyor. NASA başkanı Bill Nelson, ‘’Bu olağanüstü bir görev. Evren hakkında çok fazla bilgi sağlayacağımız kesin’’ diyerek bu projenin önemini duyurdu. Bilinen pek çok kavramı değiştirecek olan bilgilerin ulaşması tüm dünyada heyecan ile bekleniyor.

www. haberhurriyeti.com / Cem Aydemir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Aydemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?