Ahlâki bir çöküş mü yaşıyoruz!

“ Müminlerin imanca en kamil olanı,

Ahlâkı en güzel olanıdır.” Hz. Muhammed

……………………………….

Hulusi ŞENEL

Sevgili okuyucular,

Dikkat ederseniz toplum olarak her geçen gün ahlâka aykırı iğrenç ve korkunç olaylarla ilgili haberlerle yatıp kalkıyoruz. Bu gidişat tedbirler alınmadığı takdirde yavaş yavaş toplumsal bir ahlâki çöküşe doğru gittiğimizin görüntüsü..

Geçenlerde Cumhuriyet gazetesinde “ Ailesi dahil 20 kişi taciz etti” başlıklı okuduğum ahlâk dışı korkunç bir haber inanın günlerce aklımdan çıkmadı. İstanbul’da 16 yaşındaki lise öğrencisi bir kız çocuğu 8 yaşından 16 yaşına kadar aile fertleri dahil tam 20 kişinin devamlı tacizine uğramış. Taciz edenler arasında mağdurun babası, amcası, amcasının arkadaşları ve okul müdürü ile öğretmenler var. Halkımızın yüzde 90’nı Müslüman olan ülkemizde bu nasıl bir ahlâki anlayış, bu nasıl müslümanlık şaşırmamak elde değil!.

Tabii bu tip ahlâksızca cinsel taciz haberlerinin sözde Kuran kursu verilen cemaat-tarikat yuvalarında da meydana geldiğini de üzülerek, utanç duyarak öğreniyoruz. Hatta ilahiyatçı olduğu bilinen bir takım kimseler rüşvetin, haramın besmele ile yenildiğinde helâl olacağını söyleyenlerde var.

Bunların yanı sıra isteklerini yerine getirmedikleri-vermedikleri için annelerini, babalarını öldüren gençlerle, ayrıldığı eşlerini acımasızca öldüren caniler de var. Bütün bunları duyduğumuzda, düşündüğümüzde toplumsal bir ahlâki çöküşe doğru gittiğimizi doğruluyor..

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlilerinden Yard. Doç. Dr. Enver Uysal’ın dediği gibi, “…ahlâk, insanda yapa yapa alışkanlık haline gelmiş… Eğer bu huylar iyi ise, bireye “iyi ahlâklı”, kötü ise “kötü ahlâklı” diyoruz. Bireyin iyi ya da kötü ahlâklı oluşunda, aldığı eğitimin, sosyal çevrenin ve özellikle de dinî duyarlılığının etkisi büyüktür…”

Unutmayalım, Ahlâki değerlerden uzaklaşan birçok eski milletlerin yıkılışlarında ahlâki bozulma ve çöküntünün önemli ölçüde rol oynadığı da bir gerçektir.

* * *

PEKİ GÜZEL AHLÂK NEDİR?

Evrensel insan hakları bildirisinde de; insanlar sadece kendi doğrularına göre yaşamaya kalkarsa toplumsal sorunlar ortaya çıkabilir.Bu nedenle toplumsal kurallar ve evrensel ilkeler oluşmuştur. Bu kurallar esasında ahlâkın temelini de oluşturan kurallardır. Olumlu tutum sergilemek, toplumun her bir ferdine saygı duyup haklarına riayet etmek güzel ahlak göstergesidir.

Ancak saygı ve sevgi sadece insanlara karşı olmamalıdır. Dünyada birlikte yaşadığımız diğer canlı dostlarımıza da saygı ve sevgi göstermek kendini ifade edemeyen savunmasız her canlının da hakkını koruyabilmek güzel ahlak sahibi olmanın en önemli göstergesidir” deniliyor.

Düşünürlere göre uyulması gereken Ahlâk kurallarının bazıları şöyle;

İnsanlara karşı kaba olmaktan kaçınarak saygı göstermek

İbadet yapılan yerlerde kötü davranış sergilemekten kaçınmak

Trafikte hoşgörü sahibi olmak Şefkat ve nezaket sahibi olmak

Çevreye karşı duyarlı olmak

Şefkat ve nezaket sahibi olmak

İzin almayı, müsaade istemeyi bilmek

Gerektiğinde özür dilemeyi bilmek

Yemek yerken adab-ı muaşerete uymak

Farklı düşüncelere saygı duymak

* * *

DOĞA KATLİAMCILARINA

ATATÜRK’TEN DERS

Sevgili okuyucular,

Son günlerde meydana gelen orman yangınlarının geride bıraktığı korkunç durumu hepimiz üzülerek televizyon görüntülerinden izledik. Bu arada yangınları söndürmeğe çalışırken yaralanan, ölen fedakâr insanlarımıza, kaybedilen varlıklara, güzelim yaşam kaynağımız ağaçlara ve bu ormanlarda yaşamlarını sürdüren diğer canlıların yanıp kül olmalarına çok üzüldük. Bu nedenle doğamızı korumalıyız.

Atatürk ormanlarımızın korunması konusunda çok titizdi. Ağaç dikimini teşvik eder, kesimlerine ve yangınlara sebep olabilecek hareketlere de sert bir şekilde karşı çıkardı. 1929 yılında Atatürk, İstanbul'dan Bursa'ya giderken Yalova'ya uğrar. Sahilde gördüğü bir çınar ağacının heybetinden çok etkilenir ve bu ağacın altına kendisine bir köşk yapılmasını ister. Köşk çok kısa zamanda tamamlanır ve uzun yıllar Atatürk'ün dinlenme ve özel çalışma mekanı olur. Aradan yaklaşık bir yıl geçer. Hızla büyüyen çınar ağacının bir dalı, köşkün yan bölümüne zarar vermeye başlar. Durum Atatürk'e bildirilir ve dalı kesmek için izin istenir. Atatürk, doğaya olan sevgisini belki de en iyi ifade eden ünlü sözünü söyler; " Dal kesilmeyecek, köşk yürüyecek! "     Bunun üzerine gerekli hazırlıklar yapılır ve köşk kızaklar üzerinde kaydırılır. Atatürk, üç gün süren işlemler süresince çalışmaları yerinde takip eder, gerektiğinde bazen talimatlar verir. İki katlı köşk, tam 4,80 metre doğuya doğru kaydırılarak yeni temeli üzerine oturtulur. Bu olayla birlikte Yalova Köşkü, Yürüyen Köşk olarak anılmaya başlar. Atatürk bu köşkü dinlenme ve çalışma mekanı olarak kullanırdı.

E-posta: [email protected]

………………………………………………..

SEVDİĞİM SÖZCÜK: Ülkemize ihanet edenlerin yerine

ülkemizi ve milletimizi sevenlere saygı duyalım.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hulusi Şenel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?