Ne Çok Seslendim...

‘Hoş geldin!' ve 'Güle güle!'

Şuncacık iki sözcüğün arasına ne çok şeyler sığıyor, değil mi?..

Hatta, koca bir yaşam bile!..

**

- Sen benim kim olduğumu biliyor musun?..

- Kimsin?..

- Ben de onu soruyorum işte: Kimim ben?..

**

O kadar... ama o kadar uzağa kaçtı ki...

O bile bir daha bulamadı kendisini!..

**

Sürekli doğruyu... daha doğruyu... en doğruyu... arayarak mı?..

Yoksa, olası tüm yanlışları tüketerek mi?..

Makul... düzgün... sağlam... bir zeminde buluşacak insanlık, bilemedim doğrusu!..

(İlginç bir düşünce egzersizi, değil mi?)

**

Tanrı girdi zihnime.

'Kimsin?' diye sordu usulca, 'Daha önce karşılaşmış mıydık?'

'Zannetmiyorum' dedim, 'Yükseklik korkum var benim!'

'Olsun, ne farkeder ki? Aynaya da bakmıyor musun hiç?'

'Bakıyorum. Ama hep kendimi görüyorum nedense!'

'Tamam işte, oradan hatırlıyorum seni!'

**

'Meşgaleli yalnızlık' iyidir...

Özgür ve özgün kılar, yaratıcılığı tetikler, batna ciladır!..

**

Güzel bir yemek tarifi:

Malzeme: En doğal, en taze ve en iyisinden yeterince...

Yapılışı: Bilgiyle, sevgiyle, emekle, dikkatle ve bolca bir miktar da yaratıcılıkla tabii...

Afiyet olsun...

**

Her şey geçer.

Bak, geçti bile!..

Ve an be an değişir her şey.

Bak, değişti bile!..

**

Sonuç itibarıyla;

Karşıma çıkan her şey benim aynam ve ben karşısına çıktığım her şeyin aynasıyım...

Galiba...

**

Ama, hiçbir yere gitmemek de bir gidiş değil midir aslında?..

**

Doğrunun, gerçeğin ne olduğu/olabileceği kimsenin umurunda değil aslında. (Hımmm, 'doğruya, gerçeğe en yakın olanın' diyelim en iyisi!)

Aslolan, bir 'şey'in doğru, gerçek olduğuna inanmak!.. (Ya da inanmamak!)

Böyle mi?..

Bence böyle. (Hımmm, 'böyle olduğuna inanıyorum' diyelim en iyisi!)

Düşün ki…

Tamamen tesadüfi olarak, hiç olmaman gereken bir yerdesin…

Ya da…

Tamamen tesadüfi olarak, tam da olman gereken yerdesin…

Tüm hayatın değişti işte!..

Bu kadar basit her şey…

Ve bu kadar karmaşık…

**

Öldükten sonra ne olacağımı hiç de merak etmiyorum doğrusu...

Doğmadan önce neysem, o!..

**

Kendi loş ve sessiz sığınağımda, tüm gözlerden ırak ve uçsuz bucaksız hayallerimle başbaşa...

Yaşıyorum…

Ya da… Her neyse işte!..

**

Şu an Samanyolu'nu seyretmedeyim ki, yıldız tozu yağmakta üzerime, tüylerim diken diken..

**

Yürümek istiyorsan... Varmayı hedeflediğin noktaya kadar yürü...

Koşmak istiyorsan... Koşabildiğin kadar koş...

Ve uçmak istiyorsan... Hiç tereddüt etme, uç...

Kararsız kaldığın, tereddüt ettiğin müddetçe, yapmaya çalıştığın şeyleri gerçekten -ve hiçbir zaman!- yapamazsın...

Yapamayacaksın!..

Bir de...

Yalnız kalmaktan korkma...

Hatta, kendinle daha sık başbaşa kalmaya çalış bence...

Düşün, oku, araştır, hayaller kur, sorular sor, yanıtlar ara sorularına...

İnan, çok eğlenceli...

(Eh, zaten bunlar hep bildiğin şeyler, değil mi?)

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Meltem - Kendinle kalmak ilk hedef oluyor bir yaştan itibaren

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Aralık 18:02


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?