Perşembenin Öyküsü:

KAZANMA ZAMANI

Çok konuşur denir bayanlar için.

Yakınır bayanlarsa, bayların konuşmasından.

Hangisinin gerçek olduğunu saptayacak bir bilimsel saptama var mı? Kim bilir?

Ama dünyada en çok konuşan bayan belki Altay'ın annesi olabilir.

Şakrak hanım

Bir küçük ve şirin kasabada doğmuştur Şakrak hanım.

Yaşamın koşuşturmacası içindedir ailesi de. Meraklıdır giysilere. Ortaokuldan sonra okuluna giderek terzi olur Şakrak hanım.

Sonuçta rüzgâr kente atmıştır ailesini. Bulur kendini, sevmese de kenti Şakrak Hanım.

Ve geçer beş yıl kadar… Atar ayağını bir şirin kasabadan evliliğe...

…sanki adamı zimmetine geçirmiş gibi.

Sanki bir erkek melektir Altay’ın babası. İnmişcesine gökten.

‘Vur ensesine, al lokmasını’ cinsindendir sanki.

Sanayi bölgesinde takır tukurların içerisinde makine mühendisidir babası Altay’ın.

Sanırdı Altay. Babası gün boyu kafası makinelerin gürültüsünden yorulup konuşmuyordu akşam gelince eve.

Öyle değilmiş kazın ayağı meğerse. “Benim kafam işte dinleniyor. Ne yapayım ki çook seviyorum Şakrak’ı.” demişti bir gün telefonla konuştuğu kişiye. Anlamıştı bunu yıllar sonra.

Susmuyordu annesinin çenesi hiç. Bir dikiş makinesinin inatçı ve ısrarcı düzeninde…

Ve son derece havalıdır Şakrak hanım. Çenesi sussa… İşlemektedir tıkır tıkır ve hiç aksamadan…

Bir eylül günü. Bulutlanır açık hava birden. Bir yağmur. Başlar boşanırcasına sanki bardaktan. Sığınır iki kişi ardı ardına kahvehaneye. Buluşturmuştur sağanak yağmur iki arkadaşı kahvehanede. Görüşmemişlerdir üniversite sınavından beri. Gelir çayları söyleşirlerken oradan buradan.

- Üniversite sınavından sonra görüşemedik kanka. Nasılsın? İyi misin?

- Sen kanka deyince arkasından gelir bir anlamlı soru. Çıkar şu dilinin altındaki baklayı.

- Burçin… Ayrılmışsın Burçin ile. Duyunca şaştık kaldık. Örnektiniz hepimize. Abi ne oldu? Sen değil miydin yanıp tutuşan? Neden ayrıldınız?

- Ne örneği… Size ne!

- Söylemişlerdi böyle diyeceğini.

- Varsa bir yanlışlık ders alalım diye. Yoksa ikinizi barıştıralım diye bir niyetimiz bile olabilir mi?

- Yardımsever değilsiniz yani.

- Ayıp ettin kanka. Aranızdaki ilişkiden kime ne. Anlaşamayınca…

- Yardımsever değilsiniz yani.

- Gerçi Burçin de üzülmüyor değil.

- Üzülüyor…

- Bu yılbaşında öğrenci turuyla İsveç’in dağ köyüne gitti üzüntüsünden.

- Üzüntüsünden diyorsun.

- Olumlu düşünemez misin sen?

- Olumlu düşünmek…

- Doğru üzülüyordur şimdi İsviçre dağlarında.

- Olumlu düşünmeyi deneyebilirsin.

- Durumu bilmiyorsun değil mi?

- Onun için buradayım.

- Burçin çok sağlam birisi.

- Evet çok sağlam birisi.

- Özüne sözüne hepimiz güveniyoruz.

- Dinle iki kulağınla.

- Dinliyorum.

- Yazın başında babam, annem, ben ve üç komşumuzla gittik çay bahçesine.

- Bir on dakika sonra Burçin ve tanımadığım bir kız arkadaşı da geldi.

- Bu çok iyi olmuş. Ailenle tanışmış. Özellikle de annenle.

- Ben de öyle düşünmüştüm ilk başta. Ve gerçekten de çok iyi olmuştu!

- Olmuştu?

- Anneciğimle Burçin’in aynı kalıptan çıktığını anladım.

- Kalıp?

- Şubert’in Bitmeyen Senfonisi gibi bitmek bilmiyordu aralarındaki konuşma.

- Olumlu düşün. Bak ne güzel anlaşmışlar.

- Bir saat sonra evden aradılar Burçin’i. İzin isteyerek gitti. Gitti ama kafamda deli sorular.

- Olumlu muydu?

- Bu maça gideceğimizden iki hafta önce oldu.

- Biz gittik ancak sana ulaşamamıştık. Biletini başkasına vermiştik.

- Neden ulaşamamıştınız?

- Telefonu bakkalda unuttuğunu söylemiştin.

- Öyle olmadı.

- Nasıl oldu?

- Bak şöyle oldu. Burçin aramıştı beni. Annem de duydu. “Bu kızı çok sevdim. Merhaba diyeyim.” dedi.

- Olumlu düşün. Maç önemli mi?

- Olumlu düşünüyorum… Üç saat yani 180 dakika yani 10.800 saniye.

- Olumlu düşün. Anlaşabiliyorlar.

- Araştırınca biraz öğrendim kazın ayağının öyle olmadığını.

- Kazın ayağı?

- Meğerse konuşurmuş Burçin aramızda gerektiği kadar.

- Gerektiği kadar?

- Yani Burçin’in çenesiyle annemin çenesi dökülmüş aynı kalıptan.

- Hadi ya…

- Burçin avukat olmak istiyordu.

- Sınavı kazandı. Ve sen...

- Ve ben duyduğumda havlu attım sevgimden.

- Anlamaya çalışıyorum…

- Fazla düşünmeyelim. Annemle özdeşleştiği bu çenesiyle avukat olunca ne olacak dersin?

- Ne olacak?

- Katmerlisi olacak. Daha uzun tümceler kurabilecek.

- Olumlu düşünemiyorum… Gerçi bu durum bayanların evrimsel gelişiminin sonucu ancak olumlu düşünemiyorum… Aklıma ne geldi.

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?