Perşembenin Öyküsü: Kahve

Perşembenin Öyküsü: KAHVE

SESSİZ HATRI

Şehrin kenar mahallesi.

Bir araba girer. Durur kahvehanenin önünde.

İner Sessiz. Özel sürücüsü de.

Soluklanacaklardır çay içerek, simit yiyerek…

Durur Sesiz. Atarken adımını kahvehaneye.

Görmüştür Kalpazan Sultan denilen bayanı, girerken bankaya…

Seslenir sürücüsüne; “Bekle içeride. Bankaya uğrayayım. Hemen geliyorum…”.

Girer hemen bankaya ardından Kalpazan Sultan’ın.

Yönelir kiralık kasaların bulunduğu giriş kapısına Kalpazan Sultan. Takılır kafasına; “Ne işi vardır kentin çıkışındaki kentin kenar mahallesindeki bu banka şubesinde?”.

Yönelir müşteri temsilcisine. Oturur. Verir kartını.

Heyecanlanır müşteri temsilcisi.

- Demek o bey sizsiniz. Hoşgeldiniz… Buyrun dinliyorum…

- Hanımefendi iyi günler. Kiralık kasalarınız güvenli mi? Biraz açıklar mısınız?

- Umduğunuzdan da beklediğinizden de daha güvenli beyfendi.

- Ne kadar güvenli.

- Şöyle açıklayayım. Kasabanın çevresi işyerleriyle fabrikalarla dolu.

- Ne ilgisi var?

- Kentin sonunda olduğumuz için işyerleri ve şubemiz her türlü kazaya belaya açık. O nedenle girişte iki kasa kapımız var. Biri sahte. Ancak iki kasa kapısı belli aralıklarla yer değiştiriyor.

- İçeri girmek isteyeni yanıltıyor demek ki.

- Kötü niyetli birisi kasa kapılarını sabaha kadar ancak açabilir. Bitmedi…

- Hanımefendi 2020’de yitirdiğimiz İstanbul Vapur Hatları’nın Burhan Pazarlaması gibi konuşuyorsunuz.

Tırnak makasının ardından “Bitmedi… yanında takma tırnak da var.” der, eklerdi; “Bitmedi... Yanında motosiklet saplı gazoz açacağı da var.” der, eklerdi; “Bitmedi… Yanında cep feneri de var.”.

- İstemediğiniz bir şey varsa…

- Ya bir ya hiç. Gereksinilecek bir şey mutlaka olurdu.

- Ötekilerine ne olurdu?

- Konu komşuya verilirdi.

- İyi pazarlamacıymış.

- ‘Bitmedi…’ dediniz. Pazarlamanızda kalmıştık.

- Sahte yani yanıltan kapı duvara açılıyor. Diyelim ki o birisi, asıl kapıyı açmış olsun. Ancak arkasında bir ikinci ve asıl kasanın kapısı daha var. Ve kasanın her yarım saatte bir değişen on şifresi ancak genel müdürlükten alınabiliyor.

- Gerçekten inanılmaz derecede güvenliymiş.

- Beyefendi şubemizin bir adı da ‘ Güvenbank’.

- Demin buralı gibi giyinmeyen beyaz elbiseli bir bayan geldi. O nedenle mi bankanıza geliyor?

- Gülçin hanım. Gülçin Beyaz. En eski müşterilerimizden birisi.

- Hanımefendi teşekkür ederim. Görüşmek üzere. Saygılar.

- Aman beyefendi! Saygı bizden… Şubemizi seçtiğiniz için teşekkür ederiz.

Çıkar bankadan. Girer kahvehaneye Sessiz. Oturur masaya. Durgundur. Dikkatini çeker özel sürücüsünün.

- Beyefendi rahatsız değilsiniz değil mi?

- Hayır değilim. Sağol. Benziyor doğduğum semte. Geldi eskiler aklıma. Haydi. İçelim çaylarımızı, yiyelim simidimizi. Dönelim eve hava kararmadan.

Sürer söyleşileri yol boyu. Ve eve varır sonunda kararmadan hava.

Varır amma karartmıştır kafasını bugün tanık oldukları. Başlar düşünmeye…

Başlamıştır 20’sinde mesleğine. Çalmayacaktır sıradan şeyler. Milyon dolarlık mücevherler… Özel koleksiyonlardaki antik eşyalar... Sessiz ve derinden… O nedenle kalmıştır adı Sessiz. Bir tek mumya çalmamıştır inançları gereği. Saygısı vardır ölülere ve ruhlarına.

Ancak mesleğe başladığının dördüncü işinde çaldığı üç bin yıllık hançer karşılığında epey yüklü para verilir. Döner eve. Açar çantayı. Paralar istediği gibi yenidir.

Paralar yenidir de. Pirelendirir usta gözünü görünüşleri. İnceler. Ve anlar paraların sahte olduğunu. Aramıştır aracıyı.

- Paralar sahte.

- Olamaz. Müşterim yapmaz böyle bir şey.

- İnanıyorum. Bir dahakinde ödeme biçimini değiştireceğim.

Hiç unutmaz. Ve kendini emekli ettikten sonra öğrenmiştir bugün Kalpazan Sultan’ın gerçek adını. Belki de kendisine kazık atan Kalpazan Sultan’dı. Bunu kiralık kasasına girerek öğrenebilirdi…

Arar sürücüsünü;

- Yarın sabahtan gelir misin?

* * * * * *

Merakla gelmiştir sürücüsü sabahtan.

- Ne oldu patron?

- Şu bayanı bankadan araştıralım.

- İkimiz de emekli olmamış mıydık patron?

- Olduk. Bu emeklilik dışı.

- Haaa… Bu gönül işi.

- Karıştırma dışını işini. Haydi.

Açar bilgisayarı sürücü. Girer bankanın bilgilerine. Bulur Gülçin Beyaz’ı. Alır çıktısını. Verir patronu Sessiz’e.

- Patron. Şimdi ne yapayım?

- Dün gittiğimiz mahalleye dönüyoruz.

* * * * * *

Bankanın arka tarafında bir ev vardır.

Çalar yanında bulunan evin zilini. Sorar kapıyı açan bayana;

- Yandaki ev satılık diye duydum. Pencereleri kapalı. Sahiplerine nasıl ulaşabilirim?

- Onlar bu sabah tatile çıktı. İki hafta sonra dönecekler. Telefonlarını vereyim.

- Sağolun ancak en sevmediğim şeydir birisini tatilde aramak. Yirmi gün sonra dönerim.

Böylece akşamdan sabaha kadar rahatça eski sanat eseri olan mesleğini ziyaret edip gezebilecektir…

* * * * * *

Hava kararınca girer eve. İner bodruma. Düşündüğü gibi gitmektedir…

Lazerle geçebileceği kadar peynir ekmek gibi kesecektir duvarı. Girecektir odaya. Açacaktır Kalpazan Sultan’ın kiralık kasasını. Ve varsa alacaktır baskı kalıplarını.

Kurar düzeneği. Çıkar bodrumun basamaklarından…

Susamıştır. Girer mutfağa. Görür su içerken cezveyi duvardaki askısında. Ve yanında hiç açılmamış kahve paketini. Doktoru yasaklamıştır ancak. Çekmiştir canı. Koyar cezveyi ocağa. Bulur bir fincan. İçecektir mesleğinin turistik gezisinin sonunda. İner aşağıya. Kurduğu düzenin denetimine bakmaya…

* * * * * *

Evsahipleriyle gitmemiştir tatile evin bayan ninesi. Girer mutfağa su içmek için. Düzensizliği sevmeyen birisidir. Alır cezveyi ocaktan. Takar duvardaki askısına. Kahve fincanını yerine. İçer suyunu. Döner yatağındaki uykusuna.

* * * * * *

Herşey yolundadır aşağıda. Buzdolabında pasta görmüştür. Döner mutfağa. Alır bir küçük dilim. Takılır gözü ocağa. Düşünür iyice yaşlanmış olduğunu. Alır cezveyi duvardan. Koyar ocağın üstüne. Çıkarır raftaki kahve fincanını da. Döner işinin başına.

* * * * * *

Bir saat kadar sonra uyanır evin bayan ninesi. Acıkmıştır. Gider mutfağa. Yiyecektir pastadan bir dilim. Açar kapağını dolabın. Şaşırır. Yenmiştir birazcık pastadan. Düşünür bunadığını. Yer bir dilim. Kapar kapısını dolabın. Görür ocağın üstündeki cezveyi. Rafta değildir kahve fincanı. Oysa yerine kaldırmamış mıdır cezveyi? Alır. Takar duvardaki askısına. Döner yatağındaki uykusuna.

* * * * * *

Tamamlamıştır lazer ışığı delik açma görevini. Sessiz ödüllendirecektir kendisini pastayla. Çıkar yukarıya. Girer mutfağa. Açar dolabı. Ve geliverir pastanın yarısına. Ama o da ne! Yerine takılıdır cezve. Söylenir içinden ‘Kaptırma kendini bu kadar. Ne yaptığını bilmiyorsun’. Alır cezveyi askısından. Koyar ocağın üstüne. İndirir raftan kahve fincanını. Döner kasa odasına girmeye.

Açar kiralık kasayı sanki kendisi şifrelemiş gibi. Baskı kalıplarının konulabileceği kadar bir ince küçük çanta. Ve içerisinde sürüyle ülkenin para kalıpları.

Çıkar delikten dışarı. Gömecektir kalıpları evin karşısındaki eski mezarlardan birine.

Kazar binbir duayla ve özürle rahmetlinin toprağını. Gömer para kalıplarını.

Dualarla eve dönerken Sessiz, uyanır evin bayan ninesi. Acıkmıştır. Doğru mutfağa. Açılır dolabın kapısı. O da ne! Bakmaktadır pastanın yarısı. Çevirir kafasını ocağa. O da ne! Ocağın üstünde cezve! Raftan inmiş kahve fincanı. Döner kapıya duyduğu sesle. Gelir göz göze Sessiz ile evin bayan ninesi...

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?