Acı üzerine…

Acı kötü bir şeydir…

Değil mi?..

Kim acı çekmek ister ki?..

“Aman aman, fiziksel ve duygusal tüm acılar benden ırak olsun, yanıma bile yaklaşmasın… Hep mutlu, hep neşeli, hep sağlıklı, hep iyimser olayım ve mümkünse hep öyle kalayım…”

Oldu, tamam. Başka arzunuz?..”

“Eh, haklısın aslında, ufak tefek acılar olabilir tabii… Katlanırız o kadarına, insanız hepimiz ne de olsa, başımıza her türlüsü gelebilir… Ama, ben yine de fazla ‘acı’ almayayım…”

“Hay hay, siz nasıl uygun gördüyseniz…”

Farkında mısın ey okur, yukarıdaki satırlar gülümsetse de bizi, gerçekte aklımızdan geçenler ne denli farklıdır acaba?..

Günümüzde insanlar öyle bir noktaya geldiler (getirildiler) ki, acı, hiç üzerimize bulaşmaması gereken, tüm engellemelere rağmen bulaşsa bile, kimseye fark ettirmeden gizlice temizlenip arınılması gereken kötü bir şeydir…

Hatta kötünün de ötesinde, ‘ayıp’ bir şeydir…

Tüm acıları en kısa, en kolay, en etkin yoldan başımızdan savmanın bir çaresini bulmalıyız. Eğer kendimiz halledemiyorsak, ağrı kesicilerin, anti-depresanların, ameliyatların, yaşam gurularının, terapi gruplarının yardımına başvurmalıyız…

Yoksa…

Yoksa, geçmişin lanetlenmiş olduklarına inanılan vebalıları gibi, herkes bizden kaçar…

Sevilmeyiz, beğenilmeyiz, dışlanırız… Küçümsenir ve aşağılanırız…

Peki ama, neden?..

Acının hiç yapış(a)madığı ‘teflon’ bedenler ve karakterler olarak mı yaşamalıyız daima?..

Acının her türlüsü anında kayıp gitmeli, izi bile kalmamalı üstümüzde…

İçimizden fışkıran ‘pozitif yaşam enerjisi’ ile etrafımıza ışık saçmalı, yalnızca kendimizi değil, ulaşabildiğimiz herkesi mutlu etmeli, desteklemeli, güçlendirmeli, motive etmeliyiz...

Ne güzel… Ne kadar ulvi, derinlikli ve etkileyici…

Ancak, bana sorarsan, çok saçma…

Rahatsız edici, sağlıksız, garip…

Ve insanlıktan epeyce uzak…

Öncelikle; acı kötü bir şey değildir ki…

Kaçınılması gereken bir şey, hiç değil…

Aksine, hem maddi, hem manevi anlamda sahip olunması, yaşanması gereken bir duygu…

Elbette ki acı duyacağız, kederleneceğiz… Kendimizle, yakınlarımızla, hiç tanımadıklarımızla ve evrendeki her şeyle ilgili tedirginliklerimiz, korkularımız olacak, kendimizin ve başkalarının -ve diğer her şeyin!- başına gelenlerden dolayı (sevindiğimiz gibi!) üzülüp, acı çekeceğiz…

Öylesine temel bir duygu ki acı, asıl o duyguyu yitirmeye başladığımızda telaşlanmalıyız…

Düşünsene, hiç acı olmasaydı eğer, nasıl olurdu, neye dönerdi yaşantımız?..

Daha doğrusu; fiziki ya da duygusal, herhangi bir yaşantımız olur muydu?..

Bir kaza sonucu düşüp bacağımızı kırdık diyelim… Veya domates doğrarken parmağımızı kestik… Veya arabayla giderken aniden fren yapıp, başımızı ön cama vurduk… Veya tansiyonumuz yükseldi… Veya apandisitimiz patladı… Veya bir tokat yedik…

Ya bu ‘kötü’ olayları yaşarken acı duymasaydık, nasıl bir tepki verirdik?..

Dahası, tepki verir miydik?..

Geçelim. Diyelim ki, çocukluk arkadaşlarından biri işini kaybetti… Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede onbinlerce kişinin öldüğü, milyonlarcasının yaralandığı bir deprem felaketi yaşandı… Fanatiği olduğun takım final maçında çok kötü yenildi… Çocuğun sınıfta kaldı… Komşunun annesi vefat etti… Baban ağır hasta…

Neler hissedersin?..

Bir an için tüm bu olaylar karşısında kayıtsız kaldığını, hiç mi hiç umursamadığını düşün. Hâlâ kendini bir insan olarak tanımlayabiliyor musun?..

Demek ki, ‘acı’ o kadar da kötü bir şey değilmiş…

Hatta, garip ama, hayatımızın her anında ihtiyacımız olan bir şeymiş…

Ne dersin?..

Hem, şu da var: O hep istediğimiz ‘neşeli, sağlıklı, mutlu vs’ olma durumu, ‘karşıtları’ olmadan herhangi bir anlam ifade eder mi sence?..

Aynen siyah olmadan beyazın, soğuk olmadan sıcağın, gündüz olmadan gecenin, ölüm olmadan yaşamın bir anlam ifade etmedikleri gibi…

Herhangi bir keder yaşamadan neşeli olduğumuzu, hastalık yaşamadan sağlıklı olduğumuzu hissedilebilir miyiz?..

Acı çekmeyi bilmeyen bir insan, mutluluğun farkına varabilir mi?..

Hiç köpeğim olmadığı için yanıtından pek emin değilim ama, yine de aklımı kurcalayan şu soruyu sormak isterim: Daha önce beslediği köpeği ölmüş bir insan mı, hayatında ilk defa köpek besleyen bir insan mı köpeğini daha çok sever?..

En başa dönelim: Acı kötü bir şey midir?..

O acıyı çekerken, evet…

Ancak, çekmemiz gereken bir acıyı üstünkörü başımızdan savarak normal hayatımıza döndüğümüzde, her şey hallolmuş mu oluyor yani?..

Geride hiçbir iz kalmıyor mu?..

Söylesene; kalıyor mu, kalmıyor mu?..

Başımızdan geçen irili ufaklı tüm ameliyatların izini estetik operasyonlarla silmek zorunda mıyız illa?..

‘Prozac’ çağı yaratığı maske suratlı robot-insanların duyuları, duyguları, algıları, kalpleri ve beyinleri ne denli açık olabilir evrene?..

Öyle bir şansları var mıdır?..

Sanırım, sonuçta yine dönüp dolaşıp, asıl soruya geliyoruz:

Bizler, insanoğlu, tam olarak neyiz aslında?..

Nereden geldiğimiz az çok belli. Peki, gitmeye çalıştığımız yer neresi?..

Kendimizi yapmaya çalıştığımız şey nedir?..

Ve, bunun farkında mıyız gerçekten?..

Yoksa, -steril, izole ve güvenli!- upuzun bir yaşam endişesiyle, gerçekle en ufak bir ilgisi olmayan sanal bir dünyaya hapsedip kendimizi, başına kötü şeyler gelmiş 'tedbirsiz' hemcinslerimizi (içten içe kendi başımıza gelmediği için şükrederek!) uzaktan boş gözlerle izlerken, şu ünlü ‘anchorman’ sorusuyla mı eğlenmeliyiz televizyon haberlerinde:

‘Acı var mı, acı?..’

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?