Asya niçin korkunç bir ekonomik kriz yaşadı?

DÖVİZ KURUNUN KORKUTAN MAZİSİ

ASYA NİÇİN KORKUNÇ BİR EKONOMİK KRİZ YAŞADI?

Niçin 1997’de başladı?

Özel olarak tetikleyici rol oynayan olayları veya daha da önemlisi ASYA’nın olağandışı savunmasızlığının nedenini soruyor olabilirsiniz…

Bunlardan biri yen ile dolar arasındaki döviz kurudur. Daha önce oldukça gizemli bir biçimde çok yüksek düzeylere yükselen yen 1995 ile 1997 arasında gerçek dünyaya geri döndü. Çoğu Asya parası şu veya bu ölçüde dolara göre belirlendiğinden, bu düşüş söz konusu Asya ülkelerinden gelen ihraç ürünlerinin hem Japon pazarlarında , hem de Japon ürünleriyle rekabet ettikleri başka yerlerde daha pahalı görülmesine neden oldu ve bir ihracat yavaşlamasına yol açtı.

ÇİN’in 1994’te yaptığı devalüasyon ve ucuz ekmek gücü sayesinde daha da kapsamlı biçimde artan rekabet kabiliyeti Tayland ve Malezya’nın ihracatını azalttı. Ve bütün dünyada genel olarak elektroniğe, özel olarak da yarı iletkenlere yönelik talepte bir düşüş yaşanıyordu ki bunlar Asya ekonomilerinin uzmanlaştığı alanlardı. Halbuki ASYA daha önce çok daha büyük şokları umursamamıştı. Örneğin, 1985’te petrol fiyatlarının düşmesi petrol ihraç eden bir ülke olan Endonezya için büyük bir darbeydi, fakat ekonomi bütün bu olumsuzluklara rağmen yine de büyümüştü.

Gerçek tartışma politikayla ilgiliydi…

Krizle başa çıkma şeklini eleştirenler aynı zamanda onunla başa çıkmaya çalışanları da eleştirdiler. Aynı ölçüde olmamakla birlikte, krize yakalanan diğer ülkeler için de söylenebilir. Bu arızalar niçin daha önce değil de 1997’de önemli hale geldi?

Ve tabi bununla ilişkili bir başka noktada, eğer kriz ASYA ekonomilerinin günahlarının bedeliyse, kalkınma konusunda hiç de aynı gerilikte olmayan ekonomiler niçin aynı anda duvara tosladı? 1997 yılında KORE güney Avrupa ülkeleriyle kıyaslanabilir kişi başına yıllık geliriyle gelişmiş bir ülke diye adlandırılmaya çok yaklaşmıştı; halbuki Endonezya gelişmenin insanların günde ne kadar kalori tükettiğiyle ölçülebildiği, hala çok yoksul olan bir ülkeydi. Birbirinden bu kadar farklı iki ülke nasıl aynı anda krize sürüklenebildi?

Tayland cephesi…

Kötü yönetilen bir ekonomisi vardı, çok fazla borçlanmış ve bu paraları çok kuşkulu projelere yatırmıştı. Tayland’ın parası baht’ın 1997’de devalüe edilmesi ASYA’nın çoğu bölgesini çökerten finansal bir heyelanı tetiklemiştir.

Tipik bir işlemle anlatalım…

Bir Japon bankası, asıl amacı yabancı fonlar için bir volan kayışı gibi davranmak olan bir Tayland finans şirketine kredi verir. Finans şirketi artık daha yüksek bir faiz oranıyla yerli bir inşaat şirketine kredi vermek için kullanacağı yenlere sahiptir. Ama inşaat şirketi ödünç olarak yen değil baht almak ister, çünkü arsa almak ve işçilerine ödeme yapmak için yerel para kullanmak zorundadır. Bunun üzerine finans şirketi döviz piyasasına gider ve Yen'i Baht'a çevirir.

Döviz piyasası da diğer piyasalar gibi arz ve talep yasalarıyla işlediğinden, bir dövize olan talep arttığında, o dövizin fiyatı normal olarak yükselecektir. Yani, finans şirketinin baht talebi, bahtın değerinin diğer dövizler karşısında artmasına yol açacaktır. Fakat hızlı büyüme yılları sırasında Tayland Merkez bankası istikrarlı baht ile Amerikan doları arasında bir kuru koruma kararı almıştı. Bunu yapmak için baht talebindeki herhangi bir artışı, arzı da aynı ölçüde arttırarak, yani dolar ya da yen gibi dövizleri satın alıp baht satarak dengelemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla başlangıçtaki yen kredisinin dolaylı sonucu hem Tayland Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin hem de Tayland parasının arzının artması olacaktır. Ve aynı zamanda ekonomide bir kredi genişlemesi görülecektir. Bu yalnızca finans şirketinin doğrudan sağladığı kredi sayesinde değil, aynı zamanda yeni yaratılan bahtın yatırıldığı bankaların vereceği ilave kredilerle sağlanacaktır. Ve kredi olarak verilen paranın büyük bir kısmı yeni mevduatlar şeklinde bankalara geri döneceğinden, bu paralar da başka yeni kredilerin finansmanında kullanılacaktır.

Yurt dışından gelen fonlar arttıkça sonuç kredilerin muazzam ölçüde genişlemesi ve yeni bir yatırım dalgasını körüklemesi oldu. Bu kredilerin bazıları esas olarak ofis ve apartman yapımını içeren inşaatlara harcandı, fakat aynı zamanda çoğu gayrımenkulde olmak üzere hisse senetlerini de içeren büyük miktarlarda spekülasyon söz konusuydu.

Endonezya ise…

Bütün yolsuzluklara rağmen, aynı ölçüde günahkar değildi ve o akıllı adamların tasavvur ettiği erdemlere gerçekten sahipti; fakat panik sırasında bu farklılıkların önemi kalmadı.

Asya paniği…

ASYA ekonomileri 1997’ de finans paniğine karşı, beş ya da on yıl öncesine göre daha savunmasızdı. Genellikle kötü devlet politikaları nedeniyle değil. Daha çok kısmen finans piyasalarını dışarıya açtıkları için daha savunmasız hale geldiler. Aslına bakarsanız daha kötü değil daha iyi serbest piyasa ekonomileri sayılmaya başlamalarının nedeni buydu. Ve aynı zamanda, dış dünyaya büyük miktarlarda borç veren KREDİ KURULUŞLARININ nezdinde kazandıkları yeni popüleriteden yararlandıkları için savunmasız hale gelmişlerdi. Bu borçlar güven kaybından finansal çöküşe giden geri beslemeyi güçlendirdi ve krizin kısır döngüsünü daha da şiddetlendirdi. Sebep paranın savurganca harcanması değildi, paranın bir kısmı iyi, bir kısmı kötü kullanılmıştı. Mesele, yeni borçların eskilerden farklı olarak DOLAR cinsinden alınmış olmasıydı ve bu ekonomileri felakete sürükledi.

Serra Aytaç / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serra Aytaç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?