Çocuğu sağlıklı olup şikayet edenleri anlamıyorum

Çağıl 3 yaşında iken eşinden ayrıldı, babasız büyüttü, tek başına. 2 yaşında bir şey yerken içerken boğularak ölür dedikleri evladını 30 yaşına getirdi. Kansere yakalandı, şifaya kavuştu. Tedavi gördüğü MedicalPark'tan teklif geldi. Hastanede pek yakında Sevinç Yurtseven Resim Sergisi açılacak...

Sözü, bestesi Malatyalı Nevzat  Gülöz'e aittir. 'Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş'. Herkesin bir derdi, sıkıntısı vardır. Kiminin durur içerisinde, kimine ağır gelir. Tam bir sınav sanki. Kimine göre kendi derdi çok büyüktür, kimine de hafif gelir. Beterin beteri vardır, çok da doğrudur. İsyan etmek çare değil ki. Kabullenmek, ona göre yaşamak da zavallılık değil asla, tam tersi çok güçlü olmaktır, güçlü kalabilmektir. Sevinç Yurtseven, 1980-1983 yıllarında İzmir Karataş Lisesi'nden okul ve sınıf arkadaşımdır. 38 yıl geçmesine rağmen toplamda 19 kişiyiz, Arzu Bilici Bölükoğlu, Orhan Salkınaz, Mehmet Erel, Mehmet Altundağ, Bahar Filiz Telli, Sevim Küçük, Mesut Tatar, Gazi Cenan, Dilek Kuruşçular Tüzün, Nurhan Yıldırım Dağdeviren, Tansu Sözütek, Çiğdem Dikmen, Tülin Tongur, Gülgün Kardelen Karabağlı, Songül Bayram Baysal, Deniz Utkaner ile Berrin Arslantürk Çotuk ile halen görüşmekteyiz. Sevinç arkadaşımın yaşadıklarını biliyordum, biliyorduk. Resim çalışmalarına ağırlık verdi, destek olmaya çalıştım, yaşadıkları zor günlerinden hiç bahsetmedim. Yine de her şeye rağmen isyan etmiyor. Çağıl 3 yaşında iken eşinden ayrıldı, babasız büyüttü, tek başına. 2 yaşında bir şey yerken içerken boğularak ölür dedikleri evladını, Çağıl'ı 30 yaşına getirdi. Kansere yakalanan, şifaya kavuşan ressam Sevinç Yurtseven, tedavi gördüğü MedicalPark Hastanesi'nden teklif geldi. Hastanede pek yakında Sevgi Yurtseven Resim Sergisi açılacak... Hakkıdır benim can ve candan arkadaşımın, her şey, her güzelliği hak etti O. Öncelikle 'engelli annesi' olarak biricik evladı Çağıl'a yazdığı mektubu okuyalım, ardından röportajımıza geçelim. Umarım, olumlu bir paylaşım yapmış oluruz. Buyurun dostlar, iyi okumalar...
***
                                                             Canım oğlum,

    Doğduğunda dünyanın en mutlu insanı ben olmuştum sanki. Ne ümitlerim vardı. Oğlumu en iyi şekilde yetiştireceğim, en güzel okullara göndereceğim hayalleri... Oysa ne kadar zor bir yolun başındaymışım. Ve en önemlisi, bu yolu seninle birlikte yürüyecekmişiz. On senedir birlikte yürüyoruz ve bana çok şey öğrettiğin için sana çok teşekkür ediyorum.
    Sen 2 aylık olana kadar İzmir'de gezmediğimiz doktor kalmadı. Biliyorsun, anne sütü içmedin, yutkunamıyordun, ememiyordun. Acıların en büyüğü diye düşünmüştüm seni emzirememeyi. Oysa gittiğimiz doktorlar beni suçlamışlardı. "Siz yeni anneler, göğüsleriniz bozulmasın diye çocuklarınızı emzirmiyorsunuz " ya da "Üç gün aç bırak, bak nasıl emer" diyen doktorlar. Benim çocuğum normal değil dediğimde "Çocuk normal, anormal olan sensin" diyen en yakınlarım. Ve geçirdiğim depresyon.
   Hani hatırlıyor musun? Bir ümit, İstanbul ve Ankara'daki doktor arayışlarımızı. Doktorların bile bize yardımcı olamadığını, sadece bazılarının "Allah size kolaylık versin, işiniz çok zor "dediklerini... Hep aynı soruyu sordum "Benim oğlumun nesi var?" diye. Cevap yoktu. Bir gün televizyonda "Rain -Man" diye bir film seyrettim, Otistik bir insanı anlatıyordu. İşte senin rahatsızlığın bu olmalıydı. Tanrım neden bunu bana hiçbir doktor söylememişti. Bir yaşındaydın, İngiltere'ye, dünyanın en iyi çocuk doktorlarından birine gittik. Kocaman bir ekip inceledi seni ve tanın orada kondu. Rahatsızlığının adı "Moibus Sendromu"ydu. Rahatsızlığının bir bulgusuydu Otizm. Yutkunamıyordun, çiğneyemiyordun. Orada öğrettiler sana biberonla nasıl süt içireceğimi. Zaten 1 yaşına kadar bir kuş gibi beslemiştim seni. Suyundan sütüne, mamana kadar her şeyi çay kaşığının ucuyla ağzına akıtarak. Aman tanrım ne felaketti. İğneyle kuyu kazmaya benziyordu. İngiltere'de doktorlar şaşırdı 'Bu çocuk nasıl yaşadı, orada nasıl tanı konulamadı, size niye yol gösteremediler' diye. Sadece kendi çabam ve yöntemlerimle seni yaşatmayı başardığım için de beni tebrik ettiler. Ama bir şey daha söylemişlerdi. 'Bu çocuk Türkiye'de en fazla 2 yaşına kadar yaşar, boğularak ölür'. Ve bir kez daha depresyon...
   Daha büyük bir hırsla sarılmıştım sana ve hayata. Yaşayacaktın ve ölmeyi düşünen ben, yaşayacaktım. Sen 3 yaşındayken babanla ayrıldık. Engelli çocuğun aileye getirdiği yıkım ve problemler. Sanki bu annenin sunuymuş gibi cezayı neden anne çekiyor ? Bunları sadece biz yaşıyoruz sanıyordum. Oysa aynı sorunlarla karşı karşıya gelmiş diğer aileleri gördükçe, yalnız olmadığımızı, birçok insanın bunları yaşadığını gördüm. Beni engelli çocuğu olmayan insanlar anlayamaz. Ne acı değil mi? İnsanlar birbirlerine destek olacaklarına, en çok ihtiyacınız olduğu dönemde size sırt çeviriyorlar. Biz de çok büyük darbeler yedik , dışlandık. O dönemlerde kendimi çok zayıf, savunmasız ve yalnız hissettim. İşte o zaman anladım ki , güçlü olmalıyım. Senin için, kendim için güçlü olmalıyım. Bize bizden başka yardım edecek hiç kimse yok. İşte, biz hayat yoluna o zaman başladık. Eleştirilere kulaklarımızı kapatıp kendi doğrularımızla yaşamaya başladığımız an. Arayış, o büyük arayış. Çaresizlik, bu ülkede olmayanı aramak. Boşa kürek çekmek gibi. Ne yapabilirim düşüncesi ve yönlendirecek hiç kimsenin olmaması.
   Senin tedavinin eğitim olduğunu öğrenmiştim. Bu yaşına kadar iyi bir eğitim alabilmen için elimden geldiğince her şeyi yapmaya çalıştım. Bundan sonra da öyle olacak.
   Sen bana, bir kadın olarak ve engelli çocuğu olan bir anne olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu öğrettin. Zoru başarmayı öğrettin. Ayakta dimdik durmayı, güçlü olmayı ve en önemlisi, mutlu olmayı öğrettin. Hayatta sağlıktan başka her şeyin boş olduğunu öğrettin. Sen almadan veren, sevgi ve mutluluk dağıtan bir meleksin. Bu yolda seninle el ele başlayıp, kol kola yürümekten gurur duyuyorum. Sen, sevgilerin en yücesine layıksın. Allah sana sağlık ve benimle birlikte ömür versin. Çağıl ERSAVAŞ'ın annesi Sevinç YURTSEVEN / Yıl - 2001
***

Peki, sevgili arkadaşım Sevinç Yurtseven kimdir ?

Selam Metin'cim , 1966 - İzmir doğumlu , özel sektörden emekli El Sanatları öğretmeniyim . 1991 doğumlu , dünyada çok nadir görünen , Moibus Sendromlu , ağır engelli, çok özel bir çocuk annesiyim. Oğlumun hem annesi hem babası, evimin hem kadını hem de adamıyım. Kısacası ben buyum işte .

Öncelikle geçmiş olsun kanseri atlattın, iyi misin ?

Teşekkür ederim , tam atlatmadım ama mücadeleye devam ediyorum . 2021- Mart ayında Multiple Miyeloma (MM) hastası olduğum tanısı kondu. Kanserdim . Kemoterapiler ve Kemik iliği nakli oldum . Tedavi süreci ve kabullenmek oldukça zordu . Fakat , savaşçı ruhum hiç pes etmedi . Büyük bir kararlılık ve azimle bu savaştan da başarıyla çıkacağımı biliyorum .

Okul, sınıf arkadaşıyız Karataş'ta okumak nasıldı o günleri aktarır mısın ?

Ahhh, evet Metin'cim. İzmir Karataş Lisesi'nde beraber okuduk . Biliyoruz ki, Karataş'lı olmak bir ayrıcalıktır . Bizim dönemimiz , gerçekten çok kıymetli arkadaşlar edindiğimiz bir dönemdi . Okulumuz efsaneydi . Çok güzel günler paylaştık . Hepsinden önemlisi , ömür boyu sürecek dostluklara imza attık . İyi ki birbirimizi bulmuşuz, şanslıyız .

Her insanın bir hikayesi var, neler yaşadın, neler atlattın ?

Benim hikâyem biraz dramatik. Hayatı tırnaklarıyla kazıyarak , burnu sürtüle sürtüle bu günlere geldim diyebilirim . Oğlum Çağıl ile çok zor günler yaşadık . Doktorların en çok 2 yaşına kadar yaşar dedikleri oğlum , şu an 30 yaşında . Babasız engelli bir çocuk büyütmek nasıl bir şey , takdir edersiniz ki çok zordu . Bir sürü engele rağmen, geldiğimiz şu günlerde , kendimle ve oğlumla gurur duyuyorum .

Hayat şartları çok zorlaşmıştır ?

Kesinlikle. Hayat şartlarımız çok zordu. Fakat, azimle birçok zorluğu yendik . Yapayalnız , parasız kaldığımız günlerimiz oldu . Ben oğluma, oğlum yaşama tutundu. Beraberce bu günlere geldik .

Engelli annesi olmak nasıldır bilirim, çevremde yaşadım, çok zordur, anlamlıdır, emek gerektirir !...

Engelli annesi olmak çok özel bir durum . Annelik çok kutsal; fakat engelli annesi olmak , en az 10 kat daha fazla emek gerektiren, insanın psikolojisini yerIe bir eden farklı bir şey . Zoru başardıkları için bu tür annelerin önünde saygıyla eğilirim. Sağlıklı çocuğu olup da şikayetleri olan anneleri de hiçbir zaman anlayamamışımdır .

Lisede iken resim var mıydı yaşamında, sonradan kurtarıcı oldu sanırım ?

Lisede iken hayatımda müzik ağırlıktaydı. Ama çocukluğumdan beri resimde de çok başarılıydım . Resim ve müzikteki yeteneğim, içimdeki sanatçı ruhumun bir göstergesiymiş anlayacağın. Liseden sonra Konservatuar Şan Bölümü'ne girmeyi çok istememe rağmen, sağlık sorunlarımdan dolayı giremedim. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girdim. İki yıllık eğitim sonrası 1994 yılında Milli Eğitim'in açtığı sınavlarda El Sanatları öğretmeni (Usta Öğretici) oldum.  

Harika çizimlerin var, resim, sanat nasıl başladı ?

Oğlumla olan zorlu yaşam yolculuğunda, hayata resimle tutundum . Karanlık olan dünyamda renklerle oynamayı seviyordum. Yine 1994 yılında başlayan karakalem çalışmalarım, İzmir Resim Heykel Müzesi ve birçok atölyede yaptığım çalışmalarla renklenmişti. O gün bugündür Akrilik ve Yağlıboya, benim için vazgeçilmez bir tutku olmuştur. Birçok karma sergide yer aldım. Halen kendi atölyemde çalışmalarıma devam etmekteyim. Hayatımda iyi ki oğlum Çağıl ve resim var. Beni hayata bağlayan, hatta kanseri yenmeme sebep olan iki yegâne vazgeçilmez yaşam kaynağı .

Çöpten adam bile çizemem, harika bir yetenek, ressam yetiştiriyor musun ?

Evet, yetiştirdiğim öğrencilerim var. Hepsi de meslek sahibi, çalışan, başarılı gençler. Resim onların da vazgeçemediği hobileri. Onlarla gurur duyuyorum. Minik bir aile olduk, resim haricinde, gönül bağımız da oluştu diyebilirim.

Tedavi gördüğünüz, şifa bulduğunuz hastane sponsor oldu, asıl tedavi de bu sanırım

Özel Medical Park - İzmir Hastanesinde tedavi olduğum süreçte yaptığım suluboya çalışmalar , doktorların ve hemşirelerim tarafından çok beğenildiğinden, hastane yönetimi bana sergi açma teklifinde bulundu. Seve seve kabul ettim. Sanatla terapinin en güzel örneklerindenimdir herhalde.

41 kere maşallah sana bu arada 41 yıllık tanışmışlığımız var, eklemek istediğiniz ne var, mesaj, moral vermek gerek insanlarımıza, teşekkür ediyorum, evladınla sağlıklı ömür diliyorum.

Çok teşekkür ederim. Hayatın anlamı, kişiden kişiye göre değişebilir. Bir kez ulaşıldıktan sonra, sona ermez. Yaşamın her anında aranması ve istenmesi gereken bir özelliktir. Her bireyin hayatının anlamı da eşsizdir. Başarı, bir eser yaratarak veya iş yaparak ulaşılabilir. Doğayı, kültürü, insanı yaşamak , onunla etkileşmektir ve bu da sevgiyle mümkündür. Acı çekmek, umutsuz bir durumla karşı karşıya kaldığımızda bile, bu olumsuz durumu bir zafere dönüştürebileceğimiz ve hayatın anlamını bulmamızı sağlayacak bir durumdur. Benim de hayatımda olduğu gibi. Bir durumu artık değiştiremeyeceğinizde , kendinizi değiştirmeye zorlanıyorsunuz . Kanser gibi zorlu yaşam deneyimleri de kişilerde hayatın anlamına ve amacına, çeşitli sorgulamalara ve değişikliklere neden olabiliyor. Hayatta anlam ve amaçlarını bulan kişiler, psikolojik olarak sağlamlaşıyorlar, kişisel büyüme yaşıyorlar. Yaşanan travmatik olaylar, anın değerini anlamamıza ve hayatı daha basite almamıza neden oluyor. Zor deneyimlerin olumlu ve olumsuz sonuçlarını görmek ve kabullenmek, küçük şeylerden de mutluluk duymamızı sağlıyor. Acılar, farkındalık kazanmamız, psikolojik sağlamlığımızı arttırmamız ve hatta büyümemiz için birer fırsattır. Ben, acılarımla beslendim ve güçlendim diyebilirim.

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

08

Bahar Telli - Sevgili Metin kalemine saglik bu guzel yazi için Sevinçcim herşey çok guzel olucak sevgiler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 23:22
07

Haldun Yazıcı - Kuzenimiz Sevinç'in yaşamının her günü,her saati sadece sağlıkta değil ,karşılaştığı her zorlukta üst derecede bir mücadele ile

savaşmış sonunda tabiri caizse madalya almış bir kahraman dır.Güzel sanatlarda da kendisini kanıtlamış ve sevenlerince desteklenmiştir.Başarı onun işi olmuştur, tekrar kendisini tebrik esiyoruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 21:13
06

Ful Duyal Benli̇ - Canımmm cok zor gunler yasamıssın cok.Ama bunların hepsı gerıde kaldı.Sen cok guclusun ve ayaklarının uzernde duran bır kadınsın.Bunu okudugum roportajından ve Cagıl’a yazdıgın mektuptan cok ıyı anlıyorum.Hayata bardagın dolu tarafından baktıgını anlıyorum kı boyle baktıgın surece de her engelı asmıssın,asacaksın. Bundan sonra hayatında hep pozıtıflıker yer alsın ınsallah.Sevgılı Çagıl ıle saglıklı,mutlu,umutlu,herseyın gonlunuzce olacagı nıce nıce gunlere…Sız beraber olduktan sonra her sey cok guzel olmaya devam edecek.?☺️???❤️??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Kasım 16:59
04

Sevinç Yurtseven - Bana böyle güzel bir röportaj imkanı sağlayan Sevgili Metin Aydınoğlu ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederim .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Kasım 20:49
03

Şule Altan - Canım arkadaşım bundan sonraki günlerde hep başarılarına sevinçlerini eşlik etmek dileğiyle kutluyorum seni seviyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Kasım 13:39
02

Deniz Ces - Örnek alınacak bir hayat hikayesi… Çok güzel bir röportaj olmuş????

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Kasım 12:05


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?