Hadi kalkın ayağa, bugün cumhuriyet ilan edildi

Sözlerinin güzelliğine, kelimelerin ne kadar de anlamlı olduğuna bakar mısınız? Söyleyen de Cumhuriyet'i kuran, emeği geçen de aynı kişi. Havada kalan sözler değil, yere sağlam basan ifadeler. Cumhuriyet'i bizzat getiren, emeği geçen kişilerin söyleyeceği sözler. Kadir kıymet bilmeyenler bilemez. Süslü değil, özlü sözler bunlar. Kolay kurulmadı ki Cumhuriyet. Yakışır.

'Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.

Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tespitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir

Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.

Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.

Cumhuriyet, demokratik bir ülkenin bozulmaz simgesidir. Cumhuriyet Bayramınızı en içten duygularımla kutlarım.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Bugün her yer kırmızı beyaz olsun.

Cumhuriyet; fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Bu duygularla Cumhuriyetinizi tebrik ediyorum.

Cumhuriyet Bayramı coşkusunun bütün milletimizce derinden yaşanması temennileriyle…

Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz! '...

Sözlerinin güzelliğine, kelimelerin ne kadar de anlamlı olduğuna bakar mısınız?

Yaşamayan, yüreğinde hissetmeyen bu kelimeleri, cümleleri art arda sıralayamaz.

Söyleyen de Cumhuriyet'i kuran da emeği geçen de aynı kişi.

Havada kalan sözler değil, yere sağlam basan ifadeler.

Cumhuriyet'i bizzat getiren, emeği geçen kişilerin söyleyeceği sözler.

Başkasını değil.

Kadir kıymet bilmeyenler bilemez, söylemez, söyleyemez.

Süslü değil, özlü sözler bunlar.

Kolay kurulmadı ki Cumhuriyet. 

Adı sanı duyulmamış, ismi bile unutulmuş körpe evlatlarımızın emeğini unutmayalım.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun, unutmadık, unutmayacağız.

29 Ekim 1923, hey maşallah.

Oldu mu 98.

Ne kaldı ki 100'e.

Yüz gerek bize yüz.

100'süzlük çok kötü.

Cumhuriyet'tir adı, sanı, başka bir şey değil ki.

Nedir peki Cumhuriyet ?

Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923'te Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Cumhuriyet'in ilan edilmesi üzerine her yıl 29 Ekim'de tüm Türkiye'de kutlanan milli bir bayramdır. 

1923'te ilan edilen Cumhuriyet, 2021 yılında 98'inci yaşını tamamlıyor, şu andan itibaren 99'dan dakikalar almaya başladı bile.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 'Yaşasın Cumhuriyet' nidalarıyla kabul edilen, Cumhuriyetimizin 98'inci yaşı, tüm coşkusuyla kutlanacak.

Koronagiller engel olmaya çalışsa da engel olsa da yüreğimizde her daim var Cumhuriyet.

29 Ekim 1923'te ilan edilen Cumhuriyet rejimi, 1925 yılında çıkarılan bir kanunla yeni Türk Devleti'nin bayramı ilan edildi.

Kolay kurulmadı ki Cumhuriyet.

Cumhuriyet'in öncesinde varlığını sürdüren Osmanlı Devleti, 1876 yılına dek mutlak monarşi, 1876-78 ve 1908-18 yılları arasında meşruti monarşi ile yönetiliyordu. 

28 Temmuz 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti'nin, Anadolu topraklarının büyük çoğunluğu işgal edildi.

Böyle kötü gidemezdi.

Dur diyen çıkmalıydı.

Vatan bu, öyle verilmezdi.

Böyle kurtarılırdı.

Mustafa Kemal Atatürk çıktı.

Allah gönderdi bize O'nu, kurtarıcı olarak.

Takdir-i ilahi de tam da bu olsa gerek.

Anadolu'da, halkın işgalcilere karşı ayaklanması isteyen, Millî Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'nun birçok farklı ilinde kongreler düzenleyerek, halkın işgalcilere karşı vatanını savunması için bizzat önderlik yaptı.

Geride, arka planda kalmadı.

Öne çıktı, korkmadı ki.

Korkaklık vatansızların, hainlerin işi.

Bu büyük çabanın ve direnişin sonucunda 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmişti.

İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923’de Ankara Türkiye Devleti’nin Hükümet Merkezi oldu.

Mustafa Kemal Paşa, 28 Ekim gecesi kurmaylarıyla yaptığı konuşmanın sonucunda 'Efendiler yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz!" demiş ve 29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu olmuştur.

TBMM Genel Kurulu, 19 Nisan 1925 günkü toplantısında 628 sayılı kanun ile 29 Ekim'i Cumhuriyet Bayramı kabul etti. TBMM, 29 Ekim 1923He 1921 Anayasası'nda yaptığı değişiklik ile devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet oldu. Bu kabul ile aynı gece 101 pare top atışı ile kutlandı. 1924 yılında ise 'Cumhuriyetin İlanı' şenlikleri düzenlendi.

Cumhuriyetin ilanının bayram olarak kutlanması ise Dışişleri Bakanlığının önerdiği kanun teklifi ile oldu. Dışişleri Bakanlığı 2 Şubat 1925'te 29 Ekim'in bayram olarak kutlanmasını kanun teklifi olarak önerdi. Teklif metninde 'Medeni ülkelerden her biri kendisi için millî bayram olmak üzere tek bir gün kabul etmiştir. Her millet bu şekilde belirlediği günü, resmî özel gün sayarak yalnız o günü gerek ülke içinde gerek dış temsilciliklerinde millî törenle kutlanır.

Yabancılara da kutlatılması gereken, Türkiye Cumhuriyetimin ve milletimizin resmî özel gününü öteki medeni ülkeler gibi bir gün olarak belirlemek lazımdır. 0 gün ise cumhuriyetin ilanı günü olan 29 Ekim'den başkası olmamalıdır" denildi. Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan 1925'te karara bağlandı. TBMM Genel Kurulu, 19 Nisan 1925 günkü toplantısında kabul ettiği 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim'i Cumhuriyet Bayramı kabul etti. Böylece Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim 1925'ten itibaren, ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku'nda, bugünü en büyük bayram olarak nitelendirdi.

27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve yerine meclisin güvenini kazanacak yeni bir kabinenin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, yönetim biçiminin Cumhuriyet olması için İsmet Paşa ile birlikte bir kanun değişikliği tasarısı hazırlayarak 29 Ekim 1923'te Meclis'e sundu. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda yapılan değişikliklerin kabulü ile Cumhuriyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilmiş oldu.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yıkılan bir devletin enkazından genç Türkiye Cumhuriyeti'nin doğduğu vurgusu yapılmıştır.[3] Bu ilk zamanlarda kutlamalar, günübirlik yapılan törenler şeklindeydi. Aynı gün içinde törenler, sabah resmikabul ile başlar daha sonra devlet erkanı önünde resmî geçit düzenlenir ve akşamda fener alayı gerçekleştirilerek program üç kısımda tamamlanmış olurdu. Ayrıca bayram akşamları şehrin idarecileri ve ileri gelenlerinin katıldığı "Cumhuriyet Baloları" düzenlendi. Törenlerin bu yapısı 1933 yılına kadar devam etti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında 1933 yılında gerçekleşen onuncu yıl kutlamalarının ayrı bir yeri ve önemi vardır. 1923'te kurulan Cumhuriyet'in on yıl gibi kısa bir süre içinde gerçekleştirdiği reformların ve ekonomik kalkınmanın halka ve tüm dış dünyaya gösterilmek istenmesi Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına farklı bir anlam yüklenmesine sebep oldu.[6] Onuncu yılda kutlamalar daha önce yapılan bayram kutlamalarından çok daha geniş bir şekilde organize edildi.[3] Hazırlıklar için 11 Haziran 1933 tarihinde TBMM'de görüşülen ve 12 maddeden oluşan 2305 sayılı "Cumhuriyet’in ilanının onuncu Yıl Dönümü Kutlama Kanunu" kabul edildi. Kanunla 10. Yıl kutlamalarının üç gün sürmesi ve bu günlerin resmî tatil olması kararlaştırıldı.

Tüm yurtta, 10. Yıl bayram kutlama törenlerinin yapıldığı yerlere "Cumhuriyet Meydanı" adı verildi ve isim koyma törenleri yapıldı. İsim konma törenleri sırasında hatıra olarak "Cumhuriyet Anıtı" veya "Cumhuriyet Taşı" denilen mütevazı anıtlar yapıldı. Kutlamalar, çok renkli geçti. Mustafa Kemal, Ankara Cumhuriyet Meydanı'nda Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. Onuncu Yıl Marşı bestelendi ve marş her yerde okunur oldu. 1934 yılından 1945 yılına kadar yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bazı değişiklikler dışında 1933 yılında yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları örnek alınarak düzenlendi.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla Türk milletinin tarihinde yeni bir devrin kapıları açıldı ve "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" sözü, devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini aldı.

24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türk devletinin bağımsızlığı kabul edilmişti.

İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923'te Ankara, Türkiye devletinin hükümet merkezi oldu. Artık mevcut rejimin isminin de bütün açıklığı ile konulması, yeni devletin başkanının seçilmesi gerekiyordu.

Cumhuriyet'in ilanı ve Atatürk'ün ilk konuşması TBMM kayıtlarında

O güne kadar Devlet Başkanlığı görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Mustafa Kemal Paşa tarafından yürütülmüştü. Diğer taraftan bazı yabancı ülkeler de Lozan Antlaşması'nı onay için Türkiye'deki yeni devlet rejiminin daha açık şekilde belirlenmesini istiyordu.

27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve Meclis'in güvenini kazanacak bir kabine listesinin oluşturulamaması da bu soruna acil bir çözüm gerektirdi.

28 Ekim 1923 akşamına kadar hükümetin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde arkadaşları için Latife Hanım'a bir sofra hazırlattı.

İsmet Paşa, Ali Fuat Paşa, Halit Paşa, Kemalettin Sami Bey'in de yer aldığı akşam yemeğinde yaşananları Mustafa Kemal Paşa, Nutuk'ta şöyle anlattı:

"Gece olmuştu... Çankaya'ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemalettin Sami ve Halit Paşa'lara rastladım. Ali Fuat Paşa, Ankara'dan hareket ederken bunların Ankara'ya geldiklerini o günkü gazetede 'Bir Uğurlama ve Bir Karşılama' başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşmemiştim. Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa ile Kazım Paşa'ya ve Fethi Bey'e de Çankaya'ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya'ya gittiğim zaman orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey'lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum. Yemek sırasında 'Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz' dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim. Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz. Efendiler, görüyorsunuz ki Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabii olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyet'in ilan edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar."

Mustafa Kemal Paşa o gece İsmet Paşa ile 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını hazırladı. "Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir." hükmünün yer aldığı tasarı üzerinde TBMM'de yapılan konuşmalardan sonra Cumhuriyet'in ilanı kabul edildi.

Böylece yeni devletin yönetim biçimi bütün açıklığı ile ismini almış oldu. Cumhuriyet'in ilanı ile "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" ilkesi de artık devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini buldu.

Ardından cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM tarafından yeni Türk devletinin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa, yaptığı konuşmasını, "Türkiye Cumhuriyeti mesut, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözü ile bitirdi.

Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verilirken, Türk milletinin tarihinde yeni bir devir açıldı.

Hem de ne devir.

Ve bu devir kapanmayacak, asla.

Nice 98'lere, 100'lere, 200'lere...

İyi ki varsın Cumhuriyet.

Bin yaşa, 100 yaşa, çok yaşa.

Kalkın ayağa hanımefendiler, beyefendiler, evlatlar, gençler.

Bugün Cumhuriyet kuruldu.

Zaman nankörlük zamanı değil, kadir kıymet bilme zamanı.

Var mı ötesi.

Olmaz ki...

Yaşasın Cumhuriyet.

Yaşayacak Cumhuriyet, ilelebet...

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?