Merkez Bankası ekonomiyi nasıl etkiler?

Er ya da geç, iyi ya da kötü için tehlikeli olacak şey elde edilen çıkarlar değil, fikirlerdir.

Bunun daima geçerli olup olamayacağını tartışabiliriz, fakat böyle dönemlerde kesinlikle geçerlidir. İktisadın en özlü cümlesinin, ‘Bedava yemek yoktur,’ olması gerekir; yani kaynaklar sınırlıdır. Bir şeyden daha fazlasını istiyorsanız, diğerinden daha az edinmeyi kabul etmelisiniz, sancısız kazanç olmaz. Ancak bunalım ekonomisi yemeğin bedava olduğu durumların incelenmesidir, işlerin kılınabilmesi için istihdam edilmemiş kaynaklarımız vardır, yeter ki meseleye nasıl el atacağımızı bilelim. Bu nedenle, Keynes’ in dünyasında ve bizimkinde, gerçek kıtlık kaynak ya da erdem kıtlığı değil, anlayış kıtlığı olmuştur.

Direksiyonu bize bırak diyen bir Merkez Bankası…

Merkez Bankası, ekonomiyi, faiz oranlarına baskı uygulayarak ve halka hitaben konuşarak etkiler. Ekonomik büyüme durumunda, FED (Amerikan Merkez Bankası) ekonominin fazla hızlı büyüdüğü zamanlarda faiz oranlarını çok hafif yükselterek enflasyon uyarısı yapabilir. Enflasyon dönemlerinde ise faiz oranlarında frene basarak sürücüye sert bir uyarı yapar ve ekonominin yeniden kontrol altına alınmasını sağlar. Durgunluk durumunda FED’in en fazla yapabileceği, frenden ayağını çekmek veya faiz oranlarını düşürüp sürücüyü gaza basmaya cesaretlendirmektir. FED’in gücü orantılı değildir; enflasyonu durdurabilir fakat sadece tam istihdamı teşvik edebilir.

Enflasyon söz konusu olduğunda…

FED’in yaptığı şey ip cambazlığına benzer. Birçok uzmanın enflasyon geliyor uyarısı yapmasının bir yararı olmaz. Enflasyonu beklemek çoğunlukla enflasyonu ateşlemeye yeter. FED, kredi akışını serbest bırakmak için finans sistemine yüzlerce milyar dolarlık rezerv sokar.

Ekonomi iki şekilde tehlikeye girer…

İlki, FED para arzını çok çabuk daraltırsa ekonominin tekrar daha derin bir durgunluğa düşebilmesidir. İkincisi ise, FED para arzını daraltmak için fazla beklerse enflasyonun baş gösterebilmesidir, bu da FED’in ekonomiyi tekrar durgunluğa döndürmek şeklinde tepki vermesini gerektirir.

Bir ekonomi, durgunluğa girdiğinde işletmeler üretimi durdurup, hemen işçilere geçici olarak yol verirler. Ekonomik düzelme esnasında, mantıklı sonuç, bunun tersine işlemesidir, oysa her zaman böyle olmaz. Üretim yeniden başladığında firmalar çoğunlukla kalan işgücünün çok daha verimli olduğunu keşfederler. Sonuç olarak, firmalar daha fazla işçi almadan üretimi sürekli artırabilirler. Çıktı artmaya devam ettikçe, firmalar ilave işçi almadan önce çalışma saatlerini arttırırlar. Sonunda ancak artan verimlilik ile artan çalışma saatleri hesaba katıldıktan sonra talep hala mevcutsa firmalar işçi almaya başlarlar. Ne yazık ki işsizler için bu süreç çok uzun sürebilir. Ekonominin işsizlik sorununu çözmeden düzelmesi politikacılara büyük zarar verir. GSYİH artabilir fakat işsizlik oranı bir süre daha yüksek kalabilir. İşsizler oy verir ama aslında mantıklı açıklamalarla aldırmazlar.

Politika üretenlerin sorunu politikanın zamanlamasını tespit etmektir…

Para politikasının kısa vadede ve uzun vadede etkileri farklıdır. Kısa vadeli faiz oranlarını düşürmek, tam istihdamı ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek amacıyla tasarlanan genişlemeci para politikaları, sonunda enflasyonu körükledikleri için faizlerin yükselmesine neden olurlar.

Politikalar büyümeyi etkiler mi?

Hükümetin politikaları, ekonomik büyümenin belirlenmesinde de rol oynar. Merkez Bankasının istikrar sağlama politikaları faiz oranlarını, dolayısıyla da sermaye yatırımını etkiler. Maliye politikası, devlet borcunun faiz oranının etkisiyle, SERMAYE YATIRIMINA dolaylı olarak tesir eder. Dengeli bir bütçeye yol açmayan bir maliye politikası, uzun vadeli faiz oranlarına ve sermaye yatırımına etki eder. Hükümetin işe dahil olduğu vergi politikaları, tüketim ve tasarruf kararlarını, faiz oranları ve çalışma teşviklerini ve sonuç olarak ekonomik büyümeyi etkiler.

Faiz oranlarının ani etkisi ne olursa olsun, bütçe açıkları, yeterince büyükse, belirsizlik yaratır ve yatırımı etkin bir şekilde engelleyebilir. Bütün bunların en önemli noktası ise şu andaki krizi toparlamak için ne gerekirse yapacağız diyen bir ruh haliyle yaklaşmaktır.

Serra Aytaç / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serra Aytaç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?