Sahte Dost

- Kızım halan da geldi. Başka gelecek yoksa anlat bakalım. Neden çağırdın hepimizi buraya?

- Yok başka gelecek. Başlıyorum anlatmaya… Anne en başta sen. Sonra babam. Annanem. Dedem. Teyzem. Dayım. Amcam. Ve halam. Hepiniz benim evlenmemi desteklemiştiniz. Şimdi de beni desteklemenizi istiyorum.

- Hangi konuda?

- Dayıcığım. Bu kez boşanmam konusunda.

- Boşanmak mı! Duyuyor mu kulağın dediğini?

- Duyuyor babacığım.

- Hanım sen de duydun değil mi?

- Duydum. İki aydır evlisiniz. Anlaşamıyor musunuz? Kavga mı ettiniz?

- Tek kavgamız olmadı.

- Sen anlatmadan önce bildiğimiz iyileri anımsayalım mı? Başla dayısı.

- Bu çocukla nerede tanıştın sen?

- Miami plajında dayı.

- Nasıl tanıştın? Yüzüyordun denizde…

iki ayağına birden girmişti kramp. Bağırdın. Bağırdın. Ve bağırdın. ‘İMDAAAT!’. Sana yakın ve seni duyabilecek çok kişi vardı. Ve hepsi de yabancıydı. Anlamamışlardı bile. Orada tek Türk kim vardı? Şimdi boşanmak istediğin eşin. Ve bilmiyordu yüzmeyi…

- Ama dayı!

- Söyle kızım.

- Böylece benim sayemde öğrendi yüzmeyi.

- Sağol öğretmenim… Boğulabilirdi… Ve ben bunu orada rastlantı sunucu bulunan yabancı arkadaşımdan öğrendim. Yani doğrulatmış oldum. Sonra ne oldu sevgili kızım!

- Şeyyy…

- Halası olarak burasını ben iyi biliyorum.

- Abartma halacığım. Önemli bir şey değildi.

- Abartmıyorum. Ben hemşireyim. İstesem de abartamam. Hastane polisinin raporundan… Hanım kızımız bir pazar sabahı kimsenin olmadığı bir sokaktan ana caddeye çıkmak ister. Çarpar son hızla gelen bir araba yandan. Hanım kızımız çarpma şiddetinden koma.

- Tam o sıra boşanmak istediği eşi koşar imdadına.

- Bildin dedesi. Aynen. Çarpan adam kaçmak ister ve tökezler. Çalmıştır arabayı. Ve müstakbel eşi, çıkarırken arabadan müstakbel eşini, arar cebiyle polisi. Hemen gelir polis arabası. Üst sokaktan geçmektedir. Adamı kelepçelerler. Ve yardım ederler hanım kızımızın arabadan çıkarılmasına. Doğru hastaneye...

Ve hanım kızımızın üzerinde telefonu da yoktur. Ve de kan grubu en az bulunan AB Rh ( - )‘dir.

Bütün arkadaşlarını arar müstakbel eşi. Seferber eder herkesi. Terk edip gidemez bir yere öylece hanım kızımızı. Bekler başında bir hafta işini gücünü bırakarak. Dahası o deniz kazasında telefonunu da vermemiştir. Söylememiştir soyadını da hanım kızımız.

Acil doktoru bırakmamasını ister ellerini... Hani gözlerini açarsa, ruhi destek olsun diye. Ve ben hemşire arkadaşımı ziyarete geldim hastaneye. Girdik birlikte odaya. O ne! Durdum birden! Yatan hanım kızımızdı.

- Ama halacığım önemli bir şey değildi. Hem benim sayemde ne kadar sevildiğini öğrendi. Az şey mi? Bakma öyle teyzeciğim…

- Sağol öğretmenim… Eğitici niteliğini yeni öğrendim. Hastaneden çıktın. Karar verdiniz evlenmeye…

- Ve hepiniz desteklediniz.

- Konu desteklemekte değil.

- Nerede teyzeciğim?

- Neler istedin damattan?

- Ne isteyeceğim damattan! Ivır zıvır. Önemsiz şeyler yani.

- Ivır zıvır mı?

Ivır dediğin 1925 model eski araba. Bir düğün arabası. Kiralık. Brezilya’da. Arkadaşları armağan olarak bu arabayı kiralıyor. Okyanusu geçiyor. Avrupa’yı geçiyor. Ve siz balayına Avrupa sahillerini dolaşıyorsunuz…

- Fena mı teyzeciğim. Böylelikle sayemde ne kadar çok sevildiğini öğrenmiş oldu.

- Ne kadar çok sevildiğini öğrenmiş olduğunu halana söylemiştin.

- Hanım kızımız öğretmen. Ders tekrarı.

- Amca… Abartıyorsunuz…

- Abartıyorum…

kısa olsun diye kanal yolunu seçtin. Bir kapkaççı çantanı alıp kaçmak istedi. Bırakmadın çantayı. Savaştınız… Çıkardı sonunda silahını. Ancak yeğlemişti senin gibi o kısa kanal yolunu müstakbel eşin. Aldı hemen kapkaççının silahını. Etkisizleştirdi. Kurtardı canını. Satmaya götürdüğün onca mücevherini de. Çağırdı polisi. Gelmişti gene o kazadaki polisler.

- Ne var bunda amca! Hem sayemde o memurlarla dost oldu.

- Kızım Şirin.

- Evet anne…

- Kısa da olsa eşinle şirinler gibiydiniz. Ne oldu da karar verdin boşanmaya?

- Dün bana; ‘Beni ne kadar sevdiğini biliyorum. Hiçbir şey ölümümü göstermesin sana’ dedi.

- Ne var bunda kızım?

- Ne mi var anne! Anlamadın mı!

- Anlamak mı?

- Şunu demek istiyor: ‘Hadi kızım senin saatin bitti. Bir an önce…”.

- Böyle mi anlamalı kızım?

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?