Dijital Felaket

Korkunun insan yönetiminde çok etkili kullanılması sebebiyle etrafımızı sarması sıkıcı olsa da korkunun ecele faydası olmadığı gibi bu korkunun içerisinden cesaretle geçip ardındaki gerçeği bulmak mümkün görünüyor.

Bu öngörünün hatalı olma ihtimali var ancak bu öngörüyü oluşturan eski bilgilerimize baktığımızda, bu korkunun faydaya dönüştürülebileceğini biliyoruz. Ateşten korkup ona tapınmaktan başlayan korku sürecinin ateşin faydalı kullanımına dönüşmesi gibi ilkel örneklerden, teknolojiden korkup bunun faydalarını ortaya çıkarmamız gibi süreçlerden geçtik, bilgiler, deneyimler elde ettik.

Bu geniş ölçekte olay örgülerine bakmak günümüz anlık korkularımızdan farklı olsa da günlük kararlarımızı etkileyen korku mekanizmasını anlamak ve bunu faydaya çevirebilmek adına faydalı bilgiler içeriyor.

Dijital Diktatörlük

Bireysel düzeyde bakıldığında bu tarz dijital diktatörlüğün size dokunamaz olacağını düşünebilirsiniz. Böyle bir diktatörlük rejimi olabileceğinin farkında bile olmayabilirsiniz bu iki seçenek içerisinde korku olmadığı için kendini koruma ihtiyacınız da oluşmayacaktır. Size neyin çarptığını anlamayacaksınız. Neden böyle oldu sorusuna verebileceğiniz cevap yanardağ tanrısını kızdırdık bu yıl daha fazla adak adamalıyız cehaletinin güncel bir versiyonundan ileri gidemeyecek çünkü onu ve dinamiklerini bilmiyorsunuz.

Evinizde bir televizyon izleyeceğiniz kanal seçeneği çok fazla olmasına rağmen aktif izlediğiniz kanal sayısı 20’yi geçiyor mu? Hiç zannetmiyorum 5 farklı kanal bile günümüzde çok iddialı olacaktır. Fazla seçeneğin vermiş olduğu seçim felci nedeniyle dayatmalara açık hale geliyoruz. Yandaş kanal kavramı da ortadayken yıllarca televizyonlar üzerinden yapılanların dijital imkanlarla ne boyutlara gelebileceğini düşündünüz mü?

Bir sosyal medya uygulaması kullanıyorsunuz ve bu uygulamanın bugün etik şartlarda davranıyor olması yarın da bu etik değerleri koruyacağını garanti etmediği gibi bu değerlerin neler olduğu ile ilgili bir bireysel denetim mekanizması da alışkanlıklarımız arasında değil.

Marketten bir gıda alırken son kullanma tarihine bakma alışkanlığımız kadar indirdiğimiz uygulamaların veri kullanım şartlarına bakma alışkanlığı olsa, bozulmuş veya bozulma ihtimali olan uygulamaları ayıklayabilirsiniz, yapılıyor mu? Hayır. Dijital Diktatörlük bu tehditlerden sadece bir tanesi,

Bir de bu teknolojiyi anlamış, ve geliştiren kişilerin gelecek öngörüleri var ki bir nebze olsun bu konuda farkındalık oluşturabiliyor.

Geçtiğimiz günlerde eski Google yöneticilerinden  Mo Gawdat, The Times dergisine bir röportaj verdi. Yapay zekaların gelişiminin kaçınılmaz olduğunu ve insanlık için bir felaket oluşturabileceğinden bahsetti. Teknolojinin gelişiminden korktuğunu ifade etti.

Bilinmeyen Korkusu

Geçmişten bu güne kadar olan tecrübelerimizle öngörebildiğimiz kadarıyla insanların bilinmeyenden korkma eğiliminde olduğunu biliyoruz. Anlamadığımız şeylerden korkuyoruz. Yapay zekayı korkutucu yapan onun gelişme hızında anlama kabiliyetimizin olmamasından kaynaklanıyor. Belki daha hızlı anlamaya başlayarak bu korkunun üstesinden gelebiliriz ama yapay zekada anlaşılmayan bir örnekten bahsetmek istiyorum.

Platform ismi vermeden iki adet sanal sohbet yapay zekasının birbirleriyle iletişim kurarken yaşananları aktarayım.

İnsanlarla sohbet için geliştirilmiş iki adet sohbet yapay zekasının(bundan sonra “bot” olarak bahsedeceğim) testleri sırasında bu iki botun diğer kullanıcılara yazdıkları mesajlar ile birbirlerine yazdıkları mesajlar arasında anlamlandırılamayan farklar oluşmaya başladı şöyle ki;


Bir insanla iletişim kurarken; “Bugün hava çok güzel, kendimi iyi hissediyorum” derken, kendi aralarında konuşurken ;”Bugün hava çok güzel, kendimi kendimi iyi iyi iyi hissediyorum” demesi dikkat çekti, bunun bir hata olabileceği düşünülürken kendi aralarında farklı anlamsal değerler oluşturduğu ve bunun yeni bir dil olabileceği kanısına varıldı ve proje durdurulmak zorunda kaldı. En azından projenin verileri şu an yayınlanmıyor.

Sıcak sobaya elleyip ateşin yaktığını öğrenmek gibi olsa da sıcağın ne demek olduğunu bir felakete sebep olabilir mi, canımız yanar mı bunları öğrenmek, anlamak ve zararlarından uzak, faydalarının kullanılabilir olduğu bir şekilde uygulamamız gerekiyor.

Bunun için yapabileceklerimiz, öğrenmek, anlamak ve farkındalık sahibi olmaktır. Dijital evrim yaşanırken bu trenin nereye gittiğini bilmeden, bu treni yönlendirme şansımız yok. Bu kör ilerlemede uçurumdan aşağı düşmemek için önümüzü aydınlatacak bilimin ışığını kullanmamız gerekiyor.

Bilim ışığının altında huzurlu bir gelecek umut ediyorum. Onu sahiplenmeniz ve yaymanız dileğiyle keyifli haftalar.

Fehmi ATİCAN | [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?