Kopya Medeniyet...

Aydın/entelektüel olmanın -kabaca!- yolu nedir?..

Okumak, öğrenmek… onlar üzerine düşünmek, tartışmak… diğer birçok konuyla birlikte hepsini harmanlayıp içselleştirdikten sonra, kendine özgü kişisel yargı ve sentezlere ulaşmak...

Sonra yine okumak, öğrenmek… yine düşünmek, tartışmak… ve diğer yargı ve sentezlerle birlikte kendininkileri de yeniden gözden geçirmek...

Sonra bir daha... bir daha...

Peki, bizler bunu nasıl yapıyoruz?..

Neleri okuyoruz?..

Nerede okuyoruz?..

Hangi yollardan/süreçlerden geçiyoruz?..

Kimler bizi değerlendiriyor?..

Biz kimleri değerlendiriyoruz?..

Ve kimlerle kıyaslıyoruz?..

‘Biz’ diye bahsettiğim; Türkiye’nin aydınları, entelektüelleri, münevverleri…

İşte, yanıtlıyorum:

‘Biz’ler… hepimiz… Batılıların aldıklarına çok benzer, neredeyse aynı bir eğitim aldık…

Büyük ağırlıkla, Batılı yazarları, düşünürleri okuyoruz…

Batılılar ve onların yetiştirip onay verdiği ‘yerliler’ değerlendiriyorlar bizi…

Bizler de, doğal olarak, aynı değerler, yargılar, kıstaslar üzerinden değerlendirme yapıp, kendimizi ve diğerlerini kıyaslıyoruz…

Değil mi?..

O halde söyler misiniz; orijinallik, kendine özgülük, farklılık, farkındalık, özgünlük, köklerinden beslenme, güç alma, kendine ait olanı ortaya koyma, yorumlama noktalarında neredeyiz peki?..

Adamlar kendilerine ait olanla geliyorlar karşımıza…

Onlarla kendi alanlarında yarışmamız, geçmemiz mümkün mü gerçekten?..

Düşünün ki; bir Batılı, Türk Sanat Müziğinde mesela, bizden daha iyi, daha yetkin bir eser verebilir mi?..

İstisnalar olabilir. Ama, elbette ki, böyle -bize ait!- bir alanda bizler onlardan çok daha öndeyiz…

Tamam...

Ya diğer alanlarda?..

Kültür, sanat, bilim, spor, şu, bu…

Onların yarattığı ve kurallarını koyduğu… çok uzun zamandır da oynadığı bir oyunda onlarla yarışmamızın, onları yenmemizin olasılığı nedir?..

Evet, bugün medeniyet Batı’da! İnkâr edilemez bir gerçek bu…

Ama, bire bir aynısını alıp taklit etmemizi de gerektirmiyor bu durum…

Hani nerede bize özgü… bize ait… bizim yaratımız olan eserler, fikirler, yapıtlar, buluşlar?..

Ve son olarak; bizden olana… daha yeni, daha farklı, daha üstün, daha yetkin olana ulaşmanın yolu nereden geçiyor?..

Harap olmuş bir eğitim/öğretim sisteminden, soru sormayı bilmeyen bir ezbercilikten, okumayı öğrenmeyi zûl sayan bir hayat anlayışından, veya köhne ve yasakçı bir din eğitiminden değil herhalde!..

Belli ki, bu konularda çok önemli/yaşamsal bir yanlışın içindeyiz...

Israrla hem de...

Yanılıyor muyum dersiniz?..

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Meltem Şenlen -

Yeni görüş ve kazanım zevki yaratmıyorsa neden okuyoruz ki?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Eylül 19:09


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?