Siyasi edebiyat

Dostluk… Güzel bir sözcük… Neler söylenmemiş, neler yazılmamış bu konuda! Ne desem eski, ne yazsam boş. Kişi kendini bildiğinden bu yana dostluğu öteki duygularından üstün tutmuş. Dost bildiğine sarılmış dört elle… Dostunu dünyanın en çok güvenilir, en çok inanılır kişisi bellemiş. Çoğu kez düş kırıklığına uğramışsa da yine de dostluk sürüp gelmiş bugüne dek. Yarınlara da kalıp gidecek…

İki kişinin dostluk kurmasının nedenleri sayısızdır. İçinden çıkılmaz bunun. Yakın dostlarımı gözümün önüne getiriyorum. Niçin dost oldum onlarla? Neydi beni onlarla yakınlık kurmama iteleyen nedenler? Var, ufak; tefek şeyler var tabii. Ama en önemlisi, yaşama, eş bir anlam vermemiz. Yaşamın anlamını, ya da anlamsızlığını aynı açıdan görmek, benimsemek. Şiiri sevmişiz, yazını sevmişiz, doğayı sevmişiz… İşte dostluğun nedenleri!

Hayır, hayır, şiiri, yazını başkaları da seviyor, onlarla da selamlaşıyoruz görüşüyoruz. Ama niye dost olamıyoruz? Bir şeyi çok sevmek dostluğun ancak ilk adımı olabilir, ama yıllar yılı sürmesinin açıklaması sayılmaz. Yaşamın anlamında birleşmek de öyle. Akla gelen bütün nedenler için öyle…

Seviye benzer bir şey bu dostluk duygusu. Sevdiğimiz kadında da aynı çıkmazdayızdır. Niye sevmişizdir o kadını, niye ona bağlanmışızdır? Binlerce neden bulup gösterilebilir, yine de yetersiz kalır hepsi. Hem vardır, hem yoktur, hem önemlidir, hem önemsizdir. Sevilen kadın için de aynı sözü söylemek mümkün… Bakış açımızı değiştirip, salt realite unsuruyla ve kişisel çıkarlarımızı ertelemek önemli. Böylece her şey mümkün olur… Kimseyi değiştirmemeli!

“… Çünkü o, o idi, ben de bendim…”.

Yaşamım boyunca dostlarım için, ağzından bal damlıyor düşüncesinde oldum! Realite şartlarını bir kenara bırakıp, olumlu düşünceye girmek ve o pencereden bakmak…

Çam balı diye internette arama yaptığımızda, ilk sırada “Meşhur Köyceğiz balı” reklamı ile karşılaşıyoruz. Bir e-ticaret sitesinde 850 gramı 71.92 liraya satılıyor. Mega yangınlardan sonra bu çam balı ne zaman raflara girebilecek; meçhul…

Balsara” adı verilen yöreye özgü böcek,  beslendiği çam ağacına bir sıvı bırakıyor. Arılar bu sıvı ile beslenip çam balı üretiyorlar. Doğada oluşan büyük işbirliği. Ağaç, böcek, arı… Üçü de yandı… Köylüler kaldı. Bir de kovanları…

Ekosistemin kendine gelmesi belki 30, belki de 40 yıl alacak. Gelecek yıllarda kuraklık ve sellerin görülme sıklığı, şiddetindeki artış, aşırı sıcaklık, göç gibi iklim değişikliğine bağlı etkiler ülkelerin gelişim düzeyini belirleyecek. Türkiye'nin değerlendirmeye alınmadığı araştırmada Yeni Zelanda'nın ilk sıraya oturması; jeotermal ve hidroelektrik enerji üretme kapasitesi, geniş tarımsal arazilere ve düşük bir nüfusa sahip olması gibi nedenlerle ilişkilendirildi. Termik santrallerde kullanılan kömürün, fosil yakıtların bu dünyanın enerjisi olmadığı daha nasıl anlatılır ki…

www. haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?