Perşembenin Öyküsü: SÜT

SAĞLIK İÇİN

Yolda epeydir görüşemediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Sarıldık birbirimize. Öpüşüp koklaştık. Sürmüştü bir baygın koku.

- Ne lan bu koku?

- Hiç sorma!

- Sormuş bulundum.

- Hanım babasına yaş gününde bu kokuyu almıştı.

- Canın mı çekmişti?

- Çıkıverdi birden ağzımdan…

- Takma dişlerin mi!

- Olsaydı öyle keşke. Demiş bulundum; “Amman ne güzel koku bu!”.

- Eee.

- Ertesi gün bana da aldı aynısından hanım.

- Demek öyle düştün belediye temizlik çukuruna!

- Bilirsin hanımları.

- Bilmez miyim! Tutup kıramazsın.

- Olsaydı keşke tutulacak kulbu.

- Bilirim. Neyse… Yaşıyorsun ya! Önemli olan da bu.

Geldik bir yerkahvesinin önüne. Oturduk dışarıya. Çağırdık garsonu.

Sordum:

- İki sütlü kahve içelim mi? Hem üstüne beğendiğin bir resmi çiziyorlar.

-

- İçinde süt olmasın da…

Sordum gidince garson:

- Neden? İçmezdin kahveyi sütsüz.

- Bizim kahvenin üstüne bir dede taşındı. Başhekimin evine. Kasabalısı imiş. Sütçülük yaparmış. Hastane yakın ya. Geldi ilk kahveye. Anlattı. Kalp varmış. İdrar zoru varmış. Ayak ağrıları varmış. Basuru varmış ama acılı yemeden duramazmış… Kulak ağrısı varmış. Ara ara çarpıntıları oluyormuş. Damar sertliği varmış. Fıtığı varmış. Gözleri ağrırmış sık sık. Sindirim sorunları varmış. Kulakları çınlarmış.

- Ananları çoktur dedenin.

- Bitmedi.

- Bitmedi mi?

- Mide yanması. Migren tutuyormuş arada bir. Şeker hastası imiş aynı zamanda.

- Başhekim yanlış yapmış.

- Ne yanlısı?

- Hastanede bir odaya almalıydı.

- Neden?

- Hem hergün hastaneye gidip gelmezdi: Hem tüm doktorlara ve öğrencilere canlı ders olurdu. Ve…

- Ve…

- Ve evini kiraya verip artı gelir sağlardı. Bir de sağlık müzesinin başyapıtı olmalı.

- Neden?

- Kolay değil. Hastalık zengini…

- Ha bir de prostatı varmış. Dedik ‘geçmiş olsun’. Dedi ‘Has süttür’. Anlamadık!

- Sütçü imiş ya.

- Ağız alışkanlığı mı diyorsun?

- Eh… Kazınmıştır kafasına dedenin.

- Peki. Buna ne dersin?

- Dinlemedeyim…

- Aklı başında…

Kahveci anlattı. Markette kasa sırasında önündeymiş. Sormuş kasiyer bayan: “Temassız kart var mı?”. Demiş ki; “Kartım temassız. Ama lütfen temassız özelliğini kullanmayın. Şifre gireceğim. Bankaların kampanyalarına katılanlara Şukufe, Şaziment, Devleddin, Ruknettin. Benim gibi girmeyenlere, vazgeçtim Hayrettin’den, benle tavla oynayacak bir Hayrı bile yok. Has süttür!”.

- Aklı başında. Ancak has süttür’ün cümledeki yerini çıkaramadım.

- Gidiyor aklı…

Kapı komşumuz İpek’e kasiyer anlatmış. Dede alışverişten sonra birbiriyle ilgisiz şeyler söylüyormuş. Hıyar tarlasından söz ederken uzay yolculuğuna, uzay yolculuğundan olimpiyatlara, olimpiyatlardan askerlik günlerine geçmiş. Has süttür ile tamamlayıp ‘zamanınızı aldıysam, özür dilerim’ demiş.

Hemen arkasında bekleyen adam ‘en azından başkaları gibi saçma sapan konuşmadınız’ demiş. Sormuş hemen dede: ‘Anlamadım. Saçma sapan ne demek?’.

Açıklamış adam: ‘Konuşmadınız başkaları gibi abuk subuk’. Yanıtlamış dede hemen: Benim babam mı! Benim babam çoktan öldü. Hem ben yıkadım babamı. Bütün aile büyüklerimi de ben yıkadım. Has süttür!’.

- Yani Has süttür Dede’nin babasının abuk subuk konuştuğunu da böylece öğrenmiş oluk. Ama iletişim hatları lime lime. Param parça.

- Kahvede maç izliyoruz. Dede de Davulsporlu imiş. Bağırıyordu her atağımızda has süttür, has süttür diye bağırarak… Yenildik 4-0. Salladı başını emme basma tulumba gibi has süttür diyerek.

- Kafayı takmış has süte.

- İki hafta önce yandaki berbere gidiyor. Uzayan sakallarının uçlarından aldırmak için. Yaşadığı Orhan Boran fıkrası gibi.

Bitmiş traş. ‘Şu tepedekileri düzelteyim’ demiş berber. İlk tarak hamlesinde kopmuş birkaç tel. İkincisinde de birkaç tel. Fırlamış Dede kızgınlıkla koltuktan. ‘Lan bırak dağınık kalsın! Hem seni mahkemeye vereceğim saç tellerimin katili has süttür!’.

- Dede kızmakta haklı.

- Şu modacımız uluslararası tasarım ödülü aldı. Duydu televizyondan. Ona da has süttür. Yani anlayamadık ne demek oluyor has süttür sözü. Diyeceğim o ki. Ne süt görecek gözüm kaldı ne de içecek keyfim! Bebek görünce üzülüyorum içiyorlar diye. Gına geldi.

- Hesap geldi.

- Dur. Son iki kezdir sen ödüyorsun. Sıra bende.

- Peki al.

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?