Hem ağlatan, hem coşturan şehir

İzmir'de doğmadım. İzmirli değilim ben.
Ama kendimi hep İzmirli gibi hissederim.
En azından zihniyet olarak... Sonuna kadar İzmirliyim.
İşte bu yüzden... Ne zaman gitsem İzmir'e, ya da geçsem içinden... Heyecanlanırım, sevinirim, duygulanırım.
Manisa'yı geçip de Spil Dağı'nı tırmandıktan sonra inerken İzmir'e... Kulağımda cınlayan bir türkü:
"İzmir'in kavakları, dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı yar fidan boylu
Yakarız konakları"
Ağaçların arasından gelen efeleri görürüm!
Celal Bayar'ın "Galip hoca" adıyla çıkıp da dağlara Kurtuluş Savaşı'nda başlarına geçtiği o yiğit efeleri.
İnip de arabadan onlara katılasım gelir, coşarım.
İzmir'e girince... Hele de Yunan ordusunun Pasaport'tan karaya çıktığı yere gelince öfkelenirim.
O sırada bir delikanlı görürüm kalabalığın arasından sıyrılmış, elinde bir tabanca, tek kişilik bir ordu olarak onların karşısına çıkmış, basmış tetiğe... Hasan Tahsin'dir o, sanki o an benim yanı başımda. "Ah o anda ben de olsaydım" der, yanarım. Gözyaşlarımı sile sile içimden mırıldanırım:
"İzmir dağlarına bomba koydular
Türk’ün sancağını öne koydular.
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular.
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana."
9 Eylül'ü yaşarım İzmir'e her ayak bastığımda, Yüzbaşı Şeref'in (İzmirli) Hasan Tahsin'in şehit düştüğü yere, hükümet konağına şanlı Türk bayrağını dikişini tekrar tekrar yaşarım, tüylerim diken diken olur; ağlarım!
İzmirli süvari teğmen Yıldırım değil mi şuradan geçen; hayalimde canlandırırım.
Ve paşam gelir gözümün önüne... Mustafa Kemal Paşam'ı görürüm birden İzmir'de atının üzerinde heybetli bir şekilde... Hükümet konağına girişini, balkona çıkışını, konuşma yapmasını...
Sesi yankılanır kulaklarımda; gurur duyarım.
Daha Yunan'ın topraklarımıza ilk ayak bastığı yerde Kurtuluş Savaşı'nı başlatan, denize döküldüğü yerde Kurtuluş Savaşı'nı bitiren şehirdir, o yüzden kutsal sayarım. Coşkuyla başlarım marşa:

"İzmir’in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

Türk oğluyum ben ölmek isterim.
Toprak diken olsa yatağım yerim.
Allahından utansın dönenler geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa."

İzmir... Ah güzel İzmir... Kahraman İzmir... Ulu önder Atatürk'ün annesi Zübeyde hanımı sonsuza kadar koynuna alan İzmir...
İşte onun içindir ki her 9 Eylül'de bir hasret düşer içime...
"Şimdi İzmir'de olmak vardı" der, iç çekerim!
Zihnimde hep İzmir'de yaşıyorum oysa; nasıl bırakıp da giderim?

Gürel Yurttaş / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?