Susun!!! İnsanlık öldü...

Evet herkes sussun, poliscanların intiharları konusunda, sakın sesinizi çıkarmayın! Çıkarmayın ki insan sıfatı taşıdığınız belli olmasın, çünkü artık insanlık, canına kıyan poliscanlarla birlikte öldü.

Bakın gündüz kuşağı programları da başladı, adam öz babasını karısı ile yakalamış gündem oldu. Çarşaf çarşaf haber oldu, ama sakın poliscanların intiharlarını haber yapmayın, gasteci kılığında dolaşmaya devam edin. Neden gazeteci değil de gasteci olduğunuzu hiç bir zaman öğrenemeyin.Sektiri hoptan haberler yapın ama, poliscanların ‘’NE SORUNU VAR’’ diye sormayın sakın, Allah korusun sonra ipler kısalabilir.

Herkesin ağzında sakız gibi ‘’NE OLUYOR BU POLİSLERE’’ cümlesi var ama, lanet olsun ki herkes bir o kadar da balık hafızalı. Oldu, bitti, gitti felsefesiyle günü birlik yaşamaya öyle alışmışız ki bir gün önceyi sorgulama becerisini göstermek yerine, unutmayı beceri haline getirmişiz.

Poliscanlar ‘’abla biz sahipsiz teşkilatız’’ dediklerinde çok kızıyordum onlara. Zaman bana poliscanların ne kadar haklı olduğunu acı bir şekilde gösterdi.

Sayı olarak ifade etmeyi sevmediğim bu can kayıplarını, abuk subuk nedenlere bağlamanın da suyu çıktı artık. Neden derseniz, insan psikolojisi üzeri açık kalmış yemek gibi bakteri üremesi sonucu bozulmuyor. İki ayaklı bakterilerin, poliscanların onur ve şerefine bulaşması sonucu bozuluyor. Bunu size anlatamayış nedenimiz, biraz da hayatında hiç Cupuacu meyvesi görmemiş , tatmamış birine bunun ne olduğunu anlatmaya benzediğini biliyorum ama yine yeniden anlatmak istiyorum. Çünkü insan beyni anlatımlara duyarlıdır diye biliyorum.

Ben bir kaç örnekleme yapayım, siz canım babamın deyişi ‘’insan kafası’’ ile düşünüp bu poliscanların psikolojisi neden bozuluyor diye karar verin.

Biliyorsunuz son zamanlarda üniversite mezunları Emniyet Müdürlüğüne Komiser yardımcısı olarak alınıyor. Yani polisliği, polislik yapamadan öğrenmeye çalışıyorlar. Ve tabii ki öğrenemiyorlar. Su Ürünleri Fakültesi'ni bitirmiş bir komiser yardımcısından bahsediliyor mesela. Yunuslarda görevli polis memurunu çaycı sanmış garibim!! Polis memuru bu isteğe karşı çıkınca, nasıl oldu bilinmez Polis memurunun tayini bir başka ilçeye çıkmış. Bozulan psikoloji gittiği yerde iyice bozulunca ne yazık ki ASLA VE ASLA ÇÖZÜM OLMAYAN acı olay gerçekleşmiş. Şimdi soru şu ORTADA BİR SORUN VARSA BUNUN ÇÖZÜMÜ SÜRGÜN ETMEK MİDİR? AKLINIZ SADECE BU KADARINA MI YETİYOR? Bir suça birden fazla ceza nedir onu da anlamak mümkün değil. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yeri olan aynı suça birden fazla ceza kesilmemesi hali ne yazık ki EGM'de vücut bulamamış. Hem sürgüne yolla, hem silahını al canına kıyınca ‘’psikolojik sorunu vardı’’diyerek kenara çekil. Bu suyun üzerine çıkabilme kabiliyetiniz nedeni ile, özgül ağırlığı 0.90 olan zeytinyağı bile sizi kıskanıyordur haberiniz olsun.

2. ŞARK HİZMETİNİN MANTIĞI

Emekliliğine sayılı gün kalan, bulunduğu ilde neredeyse yerleşik düzen kuran poliscanı 2. şark adı altında memleketin öbür ucuna yollamanın mantığını hala çözemedik. Gerçi hiç bir sorumuz cevap bulamıyor ama, bu kadar basit bir soruya cevap verebilecek zeka seviyesine sahip biri varsa biz hala, bu sorunun cevabını bekliyoruz haberiniz olsun.

Bir başka örnek yere batası egosu tavan yapan birisinden. Çevik kuvvetten bir poliscan, İl Emniyet Müdürüne ‘’müdürüm’’ dediği için hakaret ve küfürlere maruz kalmış. Neymiş ‘’sayın müdürüm’’ densinmiş. Daha önce de yazdım saygı isteğe bağlı kazanılmaz, hak edilir. Kaldı ki ‘’müdürüm’’ demek ‘’sayın müdürüm’’ demekten daha saygındır çünkü benimseme içerir de bunu anlamak için kapasite gerekir. Yani müdürüm, diyeceğim şu ki sizi benimseyen insanları kırmayın, omzunuzdaki yıldızlar gökyüzündekiler gibi sahte ışık saçıyor ama gökyüzündekiler gibi kalıcı değil.

DEKONTLU YARDIMLAR

Bir de toplu yapılan mobbingler var. Gönüllülük esasına dayalı diyerek teşkilattan zorla toplanan yardımlar. Eğer gönüllük esasına dayalıysa, yardım miktarını neden siz belirliyorsunuz, hadi miktarı belirlediniz utanmadan neden dekontu istiyorsunuz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e ait olan ‘’sağ elin verdiğini sol el bilmesin’’ hadisini hiç mi duymadınız. Duyduysanız kimin ne kadar yardım yaptığını bilip, yapmayanı fişleyip huzursuz etme hakkını kimden aldınız?

Çok sevdiğim birine söz verdiğim için yazılarımı artık muhatap göstermeden yazacağım. Madem poliscanlar onların muhatabı değil, Bundan sonra hiç kimse de benim muhatabım değildir. Üzerine alınanlara afiyet olsun.

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?