İlk hedef...

Bugün 30 Ağustos

1922 yılında Mustafa Kemal önderliğinde Dumlupınar Meydan Muharebesinin kazanıldığı ve Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlandırıldığı gün

Haydi, sohbetimize o büyük zaferin mimarı ile başlayalım bugün…

Öyle ya, Osmanlının yıkıntıları üzerine kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti O'nun -ve arkadaşlarının!- eseri. O(nlar) olmasaydı bizler yine olurduk belki ama, yaşantımız, konumumuz, şartlarımız ve tartıştığımız şeyler bambaşka olurdu kesinlikle...

Öncelikle, yahu ne olur anlayalım artık; Atatürk bir KAÇIŞ değil, bir ÇIKIŞ noktası olmalıdır gerçek Atatürkçüler için...

Zorda kalınca sığınmak için kullanılan bir savunma duvarı değil, zorlukların üstesinden gelebilmek için bir ilham kaynağı olabilmelidir...

Benim görüşüme göre, Atatürk'ün -geçmişten geleceğe kalıcı ve yol gösterici!- üç temel niteliği vardır:

Bağımsızlık karakteri, cesaret (sarfedilen emek karşılığı duyulan güven!) ve çağdaş uygarlık hedefi...

Diğer her şey, zamanın şartlarında uygulanmak zorunda kalınan 'pragmatist' tavır ve politikalardır ki, her zaman eleştirilebilir, değiştirilebilir, düzeltilebilir...

Önemli olan o üç temel nitelikten sapmamış olmaktır...

Siz bağımsızlık karakteri karşısına sonuna kadar bağımlılık, hatta sömürgeleşmeyi koyarsanız...

Cesaret, çalışma ve güven duygusu karşısına biatı, boyun eğmeyi, gelene ağam, gidene paşam korkaklığını koyarsanız...

Çağdaş uygarlık hedefi yerine komik (trajik!) Batı taklitçiliği ve hayranlığını koyar veyahut oy deposu cahil, muhtaç, bağnaz yığınlar yaratmaya soyunursanız...

Söylesenize, yolunuz nereye çıkar?..

Evet, bazen umutsuzluğa düşüyor insan, hayalleri tükeniyor, yılıyor, gücünü, enerjisini yitiriyor…

Bu günlerdeki gibi mesela!..

Ama unutmayalım ki, şimdi büyük bir zafer olarak kutladığımız o günlerin şartları bugünkülerden daha kolay, daha aydınlık, daha umut verici değildi…

Ve her şeye rağmen, O(nlar) başardı!..

Tam da bu noktada, gelin, Attila İlhan’a kulak verelim isterseniz:

"Bazen çok ümitsizliğe düşerler, gelirler bana derler ki; 'Abi bu halkla hiçbir şey olmaz. Bak kime oy verdi?' Benim cevabım hep aynı: Mustafa Kemal hangi halkla her şeyi yaptı? Bu halkla. Eğer olmuyorsa, sende bir hata var."

Ve madem Attila İlhan girdi söze, o tamamlasın sohbetimizi:

"Atatürk devrimciliğini ve devrimlerini toplumsal ve gerekirci bir gelişme zincirinin sıçrama noktası diye almayı, açıklamayı ve savunmayı bilemedik. Ya yeni icat bir 'gavurluk' gibi sineye çektik, ya da kökleri havada soyut bir başlangıç olarak alıp, oradan sonsuza gidelim dedik. Tökezledik. Hâlâ da tökezliyoruz."

30 Ağustos Zafer Bayramı hepimize kutlu olsun, gelecek umutlarımızı yeşertsin, tazelesin, güçlendirsin…

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?