Atatürk’ün Anlatımıyla, 30 Ağustos Zaferi'nin öyküsü

     26 Ağustos’tan 30 Ağustos’a..  Kocatepe sabahından Dumlupınar akşamına..

           Vatanını, namusunu, özgürlüğünü, bağımsızlığını savunanlarla, bir milleti öz yurdunda boğmaya kalkan saldırganların mücadelesinde finali oluşturan 5 muhteşem günün, zaferle taçlanan öyküsü..

          Türk Kurtuluş Savaşının, savunmadan saldırıya dönüşen ve düşmanın topraklarımızdan atılmasıyla sonuçlanan günlerine ilişkin ilk elden bilgiler paylaşacak, Büyük Zaferin gurur ve kıvancını bir kez daha yaşarken, çok zor koşullarda kazanılan bu kutsal mücadeleden dersler çıkarmak gerektiğini söyleyeceğiz. ; 100 yıl önce Sakarya’da, ondan bir yıl sonra da Dumlupınar’da can ve kan pahasına öğrendiğimiz, bugün ve daima hatırda tutulması gereken dersler..        

          Konunun ana kaynağı, birinci elden bilgiler veren Büyük NUTUK.. Nutuk’ta Atatürk’ün öncesi ve sonrasıyla Büyük Zaferi anlattığı satırlar çok şeyi özetliyor.

         “Saygıdeğer efendiler, Afyonkarahisar - Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamıyla yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz'e, Marmara'ya döken harekâtımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım. Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin ölümsüz bir âbidesidir. bu eseri yaratan bir milletin evlâdı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.”  

       Ulu önder, Başkomutan Atatürk Nutuk’ta Büyük Taarruz günlerini anlatırken fazla ayrıntıya girmiyor ve   “Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış” olarak nitelediği bu  muhteşem harekâtla ilgili olarak “açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım”  diyor.

Zafer kazanmış bir önderden, karizmatik bir başkomutandan  tevazu ile gurur karışımı bir ifade..  Diyelim ve her ne kadar 30 Ağustosla taçlanmış olsa da, zaferi getiren 5 muhteşem günün öyküsüne başlayalım..

Söz yine Büyük Atamızda..    

     “Efendiler.. Bilirsiniz ki, Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, düşman ordusu büyük ve kuvvetli bir grupla Afyonkarahisar - Dumlupınar arasında bulunuyordu. Bir başka kuvvetli grubuyla da Eskişehir bölgesindeydi. Bu iki grup arasında yedek kuvvetleri vardı. Sağ kanadını, Menderes dolaylarında bulundurduğu kuvvetlerle, sol kanadını da İznik gölü'nün kuzey ve güneyindeki kuvvetleriyle koruyordu. Denilebilir ki, düşman cephesi, Marmara'dan Menderes'e kadar uzanıyordu. Düşman ordusunun teşkilâtı, üç kolorduyu,  bazı müstakil birliklerin mevcudu da üç tümeni bulmaktaydı.

      Biz, Batı Cephesi'ndeki kuvvetlerimizi iki ordu halinde teşkilâtlandırmış ve düzenlemiştik. Bundan başka, doğrudan doğruya cepheye bağlı teşkilâtımız da vardı. Bizim bütün birliklerimiz on sekiz tümen idi. Bundan başka üç tümenli bir süvari kolordumuz ve daha zayıf mevcutlu iki süvari tümenimiz vardı.

      Teşkilâtı birbirinden farklı olan iki düşman ordusu birbiriyle karşılaştırılırsa, her iki tarafın insan ve tüfek kuvvetleri, aşağı yukarı birbirine denk bulunuyordu. yalnız, Yunan ordusu, dünyanın hür ve kendisini destekleyen sanayine dayandığı için, makineli tüfek, top, uçak, taşıt, cephane ve teknik malzeme bakımından daha üstün durumdaydı; diğer taraftan bizim ordumuz süvari sayısı yönünden daha üstün bulunuyordu.”   

       Nutuk’ta taarruz öncesi durumu böyle özetliyor Başkomutan Gazi Mustafa Kemal..

       Söz konusu dönemde meclisten yükselen bazı sesler olduğunu da görüyoruz. Orduyu hazırlıksız ve moralsiz gören, siyasi uzlaşma isteyen sesler bunlar. 2.grup olarak adlandırılan bu kesimde bir güven eksikliği söz konusu..

       Ne var ki, Mustafa Kemal ve arkadaşları muhalif görüşleri dinlemekle birlikte, Sakarya zaferinden sonra geçen yaklaşık bir yıl içinde  hazırlıklarını tamamlamıştır. Saldırının ana ve alternatif planları  yapılarak çok gizli tutulan gün ve saati belirlenmiştir. Ağustos 1922’nin son haftası kurtuluş mücadelesinin kader haftası olacaktır.

      Şimdi, Atatürk’ün Nutuk’ta iki kısa paragrafla anlattığı “26 Ağustos şafağından 30 Ağustos akşamına kadar yaşanan 5 uzun güne geçebiliriz...     

     “Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar'ın güneyinde 50, ve doğusunda 20- 30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustosa kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustosta yaptığımız savaş sonunda (buna başkomutan muharebesi adı verilmiştir), düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi. Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç, beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir’e doğru yol alırken, diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir’in kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı”

        Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Büyük Taarruz’un ilk 5-6 gününü böyle özetliyor Nutuk’ta..  Ordumuzun kazandığı başarının gerçek boyutlarıyla duyulmasını  istemediklerini söylüyor:

     “Efendiler, Başkomutan Savaşı’nın sonuna kadar her gün büyük başarılarla gelişen taarruzumuzu, resmî bildirilerde pek önemsiz harekâttan ibaret gösteriyorduk. Maksadımız, durumu mümkün olduğu kadar dünyadan gizlemekti, çünkü düşman ordusunu tamamen yok edeceğimizden emindik. Bunu anlayıp, düşman ordusunu felâketten kurtarmak isteyeceklerin yeni teşebbüslerine meydan vermemeyi uygun görmüştük. Gerçekten, bizim hareketimizi sezdikleri zaman ve Taarruzumuzun arkasından bize başvuranlar olmuştur.”

      Gelelim zaferin öyküsü’nde  son bölüme, 26 Ağustos’ta Afyon Kocatepe’den başlayıp 9 Eylülde İzmir’de tamamlanan 15 günlük yolculuğun geri kalan 9 gününe.. Ve tabii, Malazgirt’ten Dumlupınar’a bu toprakları ebedi vatan yapan zaferlerden çıkarılması gereken (her zaman geçerli) sonuçlara..

Takdir edersiniz ki, bu ayrı bir yazı ve paylaşımın konusu..

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun !

İlhami ARSLAN,

Öğretmen, yayıncı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar ilhami Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?