Mor Umut salkımları

“… O mor salkımlar şahitti aşkımıza /O mor salkımların altında / Öpmüştün ilk kez beni / Hep o mor salkımların altında bakıştık / Dertleştik, sustuk çoğu kez / Beklemeler yürek yangını / Kavuşmalar bir mahkûmun özgürlüğüydü / Fark ettin mi bilmiyorum / İhanetine şahit oldukları gün soldu / O mor umut salkımları / Bari aynı yere getirmeseydin sevgilini…”

Yaşamın karşılayacağı, üstlenebileceği kadar sorumluluk ve anlam taşıyor okuduğum dizeler. ‘Yasemin Evren’ yeni kitabıyla şiir serüveninin “akış” istikametini ve hızını seriyor okurun dergâhına… O dergâh ki, şairin varlığına gerekçedir bir bakıma.

Mor Umut Salkımları’, aşkın yoğun çabalarını gördüğümüz şiirlerin ve söz konusu izleyici kesimin talebine yanıttır, bir anlamda! Şairin beslenme kaynağı, ne denli yaşamın-doğanın ta kendisidir desek de, okurun ilgisi som altın değerindedir kanımca. Bir de hep güncel izleği, aşk dolayısıyla… ‘Mor Umut Salkımları’ raflara kavuştuğu anda “Fanatik” okur tekiyle yüz yüze gelmiştir. Çünkü ‘Evren’in şiiri, hep aynı mecradan akıyor gibi görünse de, duygularımızı aşktan yana kışkırtıyor şimdi. “Umarsız yolcu” kimliğini giyindiriyor içtenlikle. “… Beklemeler yürek yangını / Kavuşmalar bir mahkûmun özgürlüğüydü… “ diyen alçakgönüllü kişilik önemli bu aşamada. ‘Yasemin Evren’in şiirini anlamaya çalışırken önemli bir özelliğini not etmişim: Hemen her şiiri, bir “konu”yu sürükleyip taşıyor belleğimize ya da dilimizin ucuna… Zaman içinde konu ve anlam gayyası yoktur o nedenle; “kar”a atılan imza bile bin bir çağrışımlıdır gerçekten!

Eğer duyarak yaşanırsa görülür ki, şiir kendi uzayını yaratıyor, diye düşünüyorum. Oradan ulaşılacak direnç katsayısı varoluşa ussal bir süreklilik katacaktır. Evrensel aşk dili, tüm insanları ayakta tutan bağ dilidir.

Evren”, “Mor Umut Salkımları” derken, doğadaki en acı geçişi, insanoğlunu en çok sarsan geçişi de anlatıyor! O geçiş ki, yaşanmaya değer. Yoksa bunca sözü söyletir, bu güzel dizeleri bırakır mı?

İnsanoğlu zayıf düştüğü oranda tutsaktır koşullara. Hele hele kendinin yaratmadığı koşullara… Hele hele kendinin yaratmadığı koşullara. Doğa, çevreyle, mevsimle ve tarihle kurduğu üçgen içinde, herhangi bir canlıya yakışır türde yaşadığını anımsatır insana. Sürekli anımsatır ki, cisimlerin gazabına uğramadan, “emanetler”i yarına, ileri zamana götürmek olanaksızdır!

Düşünmeden edemiyor insan; niye bunca çelişki tuzağı? Güzelim doğayı, zamanı ve kendi madde ve ışık helezonunu varolmanın anlamı kılacaksa hele… Cisimlerle kardeş miyiz? Yoksa içimizde ki ‘şer’ aynasının yansıttığı mı bu iyelik hastalığı; nesneleşme, nesneye adanma, yitmenin en acı hali…

www. haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?