Şeref sorgulaması

Derdim çoktur hangisine yanayım, demiştim ya bu hafta yandık bittik kül olduk.

Ne yazık ki yine intihar olayları ile canımız yandı. Ama, bu intiharların aslında birer cinayet olduğunu ispatlar düzeyde gelen duyumlar var.

Örnek olarak Komiser yardımcısı merhum Gökhan Güneş verilebilir. Personeli tarafından sevilen nadir amirlerdenmiş. Personelini koruyup ,’’yetimin hakkı var kimseye ezdirmem’’ diyecek kadar yüce gönüllüymüş. İllegal işler dönen bir otelde, kapatması gerektiği gözlerini açık tutunca dayısı olan ayılar yüzünden Bayrampaşa Çevik Kuvvete sürgün yemiş. Bu baskı muhtemelen gittiği yerde de devam etmiş olmalı ki canına kıymaya kadar varmış olay. Tetiği çeken kendi eli olsa da, o eli tetiğe itenler utanmadan hala nefes alıyorlar ya, canım çok acıyor.

Bir başka duyum, Antalya Emniyetinde ki ‘’sen beni tanımadın mı lan’’ olayından. Kim olduğunu bilemeyengillerden olan müdür bey, yakında emekli olacakmış. Yani emekli olduğu gün itibari ile ne yazık ki onu artık hiç kimse tanımayacak. Giderayak, Yunuslardan alıp Hassas Bölgeye verdirdiği polis memuru ile hala uğraşıyor ki , poliscan insanlığa sığmayacak baskı görüyormuş. Bu poliscanın cengaver eşi, bir yılı aşkın süredir Vali beye ulaşamayınca gidip görüşmek istemiş. Tabii ki normal olarak görüşememiş, görüşemediği gibi kapıdan çıktığında 30 koruması olan valiliğin önünde bekleyen 3 ekiple karşılaşmış. Tek başına devletin valisinden görüşme talep etmeye giden bir eş, bir anne, ne kadar korkulacak biri olabilir de 3 ekip yollanır onu da anlamadım. Acaba diyorum korktukları poliscanın eşi mi, yoksa ortaya çıkmasından korktukları gerçekler mi?

Buraya kadar duyumdu. Buradan sonrası belgeli.

Akp Mersin milletvekili Zeynep Gül Yılmaz devletin polisine "Uzaklaş, içeriye çemkiriyorsun. Tükürük geliyor içeriye. Senin adın ne, kim ihbar ediyor arabamı. Böyle terbiyesizlik mi olur. Ne zaman Erdemli'ye gelsem bu pislikle uğraşıyorum. Bana adını verir misin sen. Ş..efsize bak" dedi. Hem vallahi hem billahi devletin polisine söyledi bu sözü. ‘’Ne zaman Erdemliye gelsem bu pisliği yaşıyorum ‘’ demesinin nedeni durmama olayını daha önce de yapmasından kaynaklı sanırım. Avukatlık eğitimi almış birisinin ‘’çemkirme’’ kelimesini kullanması, polis dur dediğinde durmaması seviyesine pek yakışmıyor ama yine de kendisi bilir tabii ki. Aslında bütün sorun vay efendim sen beni nasıl durdurursun olayı. Görevini yapan polisi önce milletin vekili, sonra mevzuata aykırı davrandıkları gerekçesi ile vali suçladı. Yani kabak yine poliscanların başına patladı. Şimdi, kendisi devletin polisine karşı kullanabildiği için, ben de kendisine karşı kullanabilirim diye düşünerek soruyorum. Siz hangi hakla görevini yapan devletin polisine çemkiriyorsunuz?

Görevini yapan polisi kim, kimin lafı ile ve hangi hakla açığa alıyor?

Madem görevini yapınca açığa alınma ihtimalleri bu kadar yüksek, bu polisleri neden canları çıkana kadar çalıştırıyorsunuz?

Seçim zamanı bu ‘’ş..efsiz’’ diye nitelendirdiğiniz göğsünde gururla Türk Bayrağı taşıyan bu insanlardan hangi yüzle oy isteyeceksiniz?

15 Temmuz geldiğinde de sakın ha Fethi Sekin ismini ağzınıza almayın. Çünkü o da bir trafik polisiydi.

Trafik polisleri zaten tüm gün kim olduğunu bilemeyenlerle uğraşırken bir yandan da öfke sorunu olanlarla uğraşıyor. Adana’da polisi kask ile darp eden adamı mahkeme serbest bırakmış. ‘’Yok artık dedim’’ ama doğruymuş. Devletin polisini darp et, adını sanını vererek tehdit et, hırsını alamadın şehit et, birileri ile çekilmiş resmin varsa içeri bile alınmazsın. Ha resim yok mu elinde, sorun değil. Gerisini hakimlere bırak onların zaten polise yönelik şiddete ceza verdiği ceset çiçeğini görme ile doğru orantılı. ‘’En büyük ve en nadir çiçeklerden biri olduğuna inanılan ceset çiçeği, Endonezya yağmur ormanlarında bulunur ve doğal yaşam alanında 12 metreye kadar ulaşabilir. Ceset çiçeği olarak bilinir, çünkü çiçek açtığında çürük ete benzer bir koku yayar.’ Bizim adalet sisteminden de buna benzer kokular gelmeye başladı, sanırım hukuk rahmetli oldu.

Rahmetli oluşuna bir örnekle yazımı bitireyim.

Samsun Asayiş Şube Müdürlüğü Yunus ekiplerinde görevli polis memuru Adem Keskin, 08.08.2020 tarihinde dur ihtarına uymayan aracın takibi sırasında şehit oldu. Şehidin kullanılamaz hale gelen motosikletinin maddi değeri ailesinden isteniyormuş. Neymiş efendim başında kaskı yokmuş. Denetim için milletin çorap rengi ile uğraşan amir neden ‘’oğlum kaskını neden takmıyorsun’’ dememiş. Bu görevi ihmale girmiyor mu acaba? Benim yüce devletim yüreği yanık aileden bu motosikletin parasını isterken ‘’ben ne yapıyorum’’ diye hiç mi düşünmemiş.

İşte bütün bu duyumlar olaylar insanı ister istemez günün olayına damga vuran şeref olgusunu düşünmeye sevk ediyor.

Ben de düşünüyorum, o itibar acaba kime lazım? Görevini yapan poliscana mı, ona hakaret etme  cesareti gösterenlere mi, görüntü ve ses kaydı varken hala mevzuat bahanesi ile kıvırmaya çalışanlara mı, görevini yapan polisi onun bunun lafı ile açığa alanlara mı, yoksa tüm bu rezilliklere sessiz kalanlara mı?

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?