Karadeniz'de yaşanan sel felaketinde kişilerin hukuki sorumluluğu var mıdır?

Karadeniz bölgesi, topoğrafik yapısı ve meteorolojik özellikleri nedeniyle sel ve heyelan olaylarının sıklıkla yaşandığı bir coğrafyada yer almaktadır. Bilindiği üzere Karadeniz Bölgesi, ülkemizin en fazla yağış alan bölümüdür.

Ancak her ne kadar Karadeniz Bölgesi, ülkemizin en fazla yağış alan bölgesi olsa da ve bu bölgede zaman zaman sel olayları yaşansa da, şimdiye kadar bu denli maddi ve manevi zararlara yol açan bir sel felaketi yaşanmamıştır.

Hal böyle olunca 11 Ağustos 2021 tarihinde başlayan ve özellikle Batı Karadeniz’de etkili olan sel ve su baskınlarının, neden bu kadar tahribata yol açtığı ve onlarca, hatta belki de yüzlerce vatandaşımızın ölümüne sebep olduğu araştırılmaktadır.

Sel Felaketinin Nedeni Nedir?

Öncelikle, dünyadaki küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişiklikleri orman yangınlarının, sıcak hava dalgalarının ve selin bir nedenidir. Ülkemizin batı kıyılarında orman yangınlarıyla mücadele edilirken kuzeyinde sel felaketinin yaşanması tam anlamıyla küresel ısınmanın bir örneğidir.

Küresel ısınma sebebiyle sıcaklıklar normalin üzerine çıkmakta, yağışlar da aşırı yağmaktadır. Ancak bu felaketin ve bu kayıpların tek sorumlusunun maalesef ki aşırı yağışlar olmadığını düşünmekteyiz.

Yetkililerce, bölgede yaşanan felakete aşırı yağışların neden olduğu belirtilmiş ise de, selden en çok etkilenen Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde bulunan Hidroelektrik Santralleri'nin patlamasının da felakete neden olduğu iddia edilmektedir.

Sorumlular Kimlerdir?

Şöyle ki, konunun uzmanlarınca; yağmur yağdığında barajların arka tarafında su birikmeye başlayacağı, yağmur devam ettikçe suların baraj gövdesinin üst kotuna yaklaşacağı, böylesi bir durumda da barajlardaki su tahliye sistemlerinin devreye gireceği ve sel felaketinin oluşmasını engelleyeceği açıklanmıştır. Ancak, afet bölgesindeki ve dahi diğer bölgelerdeki HES barajlarında su tahliye sisteminin bulunmadığı, bu sebeple de barajın arka tarafında su birikmesi durumunda kapakların patlayarak suların serbest kaldığı ve binlerce metre küp suyun büyük bir hızla önüne geleni içine aldığı, sel felaketine de tam olarak bu durumun sebep olduğu belirtilmiştir.

Bölgede yaşanan sakinler de, şimdiye kadar böylesine bir afet görmediklerini, HES yapıldıktan sonra bu durumun oluştuğunu ifade etmiştir.

Bu iddialar oldukça önemli ve araştırılması muhakkak gerekli olan iddialardır. Zira iddiaların doğruluğunun tespit edilmesi durumunda, HES barajlarına su tahliye sistemini kurmayanların, su tahliye sistemi kurulmasını zorunlu tutmayanların ve HES barajlarında su tahliye sisteminin olup olmadığını denetlemeyenlerin hukuki sorumluluğuna gidilmelidir.

Bununla birlikte afet yerinin, taşkın bölgesinin ve hatta dere yatağının üzerinde olduğu bilinmektedir. Dere yatağının genişliğinin 400 metreden sadece 15 metreye daraltıldığı da tespit edilmiştir.

Bu kapsamda dere yatağının genişliğini daraltan ve sonrasında da dere yatağını imara ve yapılaşmaya açan kişilerin/kurumların da yaşanan bu sel felaketinde hukuki sorumluluğunun olduğunu düşünmekteyiz.

Bu konuda, Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği, Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada da; “Ağır hasar ve can kaybının özellikle Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde yaşanmasının temel nedenlerinden birinin, Ezine Çayı üzerine geçmiş yıllarda plansız bir şekilde inşa edilen Nehir Tipi HES'lerden birinin sağanak yağış sonucu oluşan taşkından etkilenerek kapaklarının hasar görmesi ve taşkın sularının baraj gölünde bulunan suyla birleşerek hasar gören barajdan boşalması sonucunda 'çarpan etkisiyle' akış aşağısında bulunan Bozkurt ilçesinde aşırı tahribata neden olduğu” belirtilmiştir.

Sel Felaketinde Sadece 1 Kişi Tutuklanmıştır.

Yukarıda ifade etmiş olduğumuz üzere yaşanan bu felakette araştırılması gereken birçok husus var iken, şimdiye kadar sadece Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde çöken Ölçer Apartmanı'nın müteahhidi “taksirle ölüme veya yaralamaya neden olma” suçuna ilişkin olarak tutuklanmıştır.

Selde yıkılan binalarla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır ancak sadece yıkılan binalara ilişkin olarak yapılan soruşturmalar eksik bir soruşturma olacaktır. Kanımızca yaşanan felaket sebebiyle sorumluluğu bulunan tüm kişiler ve/veya kurumlar soruşturulmalıdır.

Uzmanlara göre, onlarca ve hatta belki de yüzlerce insanın ölümüne sebep olan sel felaketinin meydana gelmesinde HES barajları, dere yatağının genişliğinin daraltılması, dere yatağının ve taşkın bölgesinin imara ve yapılaşmaya açılması etkili olmuştur. Bu bakımdan öncelikle dere yatağının daraltılmasına izin veren, o bölgeyi imara açan, HES barajlarının denetimini sağlamayan kişilerin derhal soruşturulması gerekmektedir.

Yaşanan bu denli maddi ve manevi zararlara yol açan ağır bir felaketten, sadece bir müteahhidin sorumlu tutulması kanımızca kabul edilemez bir durumdur.

Karadeniz Bölgesinde yaşanan bu aşırı yağışların can kayıplarına ve büyük tahribatlara neden olmasının sebepleri bir an önce araştırılmalı ve tüm sorumlular yargılanmalıdır. Yalnızca böylelikle ilerleyen zamanlarda yaşanacak olan felaketlerin önüne geçilebilir.

Av. Çiler Nazife KOŞAR / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?