Emek ve Ödül…

Joseph Pulitzer (1847-1911)…

Amerikalı gazeteci.

Adına her yıl -dünyanın en prestijli ödülü kabul edilen- gazetecilik ödülü veriliyor…

Muhabirlikten patronluğuna yükselen Pulitzer, batık New York World’ü alıp günlük satışını 15 binden 600 bine çıkararak ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi yaptı. Bunun sebebi dedikodu, eğlenceye dayalı sansasyonel habercilikti. Özellikle İspanya-Amerika Savaşı öncesi ve sırasında yaptığı abartılı-saldırgan “habercilik” diliyle, adını (daha çok gazete satmak için hiçbir dayanağı olmayan habere göz alıcı başlıklar eklenerek yapılan) sarı gazetecilik” ile özleştirdi.

Alıştılar, emeğin ve emekçinin her şeyin dışında tutulmasına! Alıştılar, anamal güçlerinin siyasal yaşamda etkinliğini duyurmasına! Alıştılar yurt yönetiminde yalnızca para babalarının söz sahibi olmasına… Ne var ki Atatürk’ün ‘biz emeğiyle geçinen bir halkız, ne olduğumuzu bilelim’ sözünü ne denli unutturmaya… ‘halkçılık’, ‘devrimcilik’, ‘devletçilik’ ilkelerini yok saymaya, Atatürk devriminin temel görüşlerini ortadan kaldırmaya kimsenin güçleri yetmez, yetmeyecektir de…

Uygar toplumlar yalnızca bireyleri cezalandırmaz. Bireylerin haklarını da güvence altına alır. Bir insanı bir yıl, iki yıl, beş yıl özgürlüğünden yoksun bırakmak, o insanın yaşamını altüst etmektir. Ne para ne de başka şey, yitirilmiş zamanı karşılamaz. Hele getirilmek gibi bir aymazlığa düşülen idam cezaları büsbütün yanlıştır. Bakıyorsunuz adam o suçu işlememiş, ama neye yarar! Asmışsın, elektrik sandalyesine oturtmuşsun, giyotine yollamışsın, iş işten geçmiş!

Dünyada bulunan çeşitli ülkelerin, ulusal veya uluslararası anlamda ödülleri var. Artık internet sayesinde o ülkelerin vatandaşı olmayan edebiyata gönül vermiş yazar veya başka bir dalın sanatçısı bu tür teşvik edici yarışmalara katılabiliyor. Sonuçta kazanabiliyor da…

Yarışma ve bir şeylere, bir yerlere karşı iletişim de sağlar. Sağlar, sağlamasına da… Sorumluluk gerektirir sonrasında! Yaptığınız sanat objesi veya yazdığının her neyse sonrasında hep daha iyiyi özümsemeniz gerekir. Oysa öyle ya da böyle bir şekilde özgürce düşünüp, bir yerlere düşüncelerinizi katalize etmeniz gerekir. Sonra da…

Yüzyıl önce Victor Hugo, “Ölüm cezaları barbarlığın belirtisidir’ diye yazmıştı. Büyük şaire göre ölüm cezaları nerde uygulanıyorsa, orada uygarlık yoktu. Şöyle yazıyordu: “Ölüm cezasını uygulamakla neyi kanıtlamak istiyorsunuz? İnsanoğlunun bir başkasını öldürmemesi gerektiğini mi? Bunu nasıl öğretiyorsunuz: Öldürerek!”…

www. haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?