Heyy, sesimi duyan var mı?..

Bugün 17 Ağustos 1999 depreminin yirmiikinci yıldönümü. Haydi, en fazla birkaç onyıl içinde beklenen yeni depremi ve İstanbul’u konuşalım biraz:

- Türkiye coğrafyasının yüzde 70'i birinci ve ikinci derece deprem bölgesi...

- Türkiye, afet kayıplarında dünya beşincisi, afet ölümlerinde (yılda ortalama 900 kişi!) dünya üçüncüsü...

- Türkiye nüfusunun yaklaşık dörtte biri, birinci ve ikinci derece deprem kuşağında yer alan ve önümüzdeki 30 yıl içinde mutlaka 7 ve üstü büyüklükte bir deprem beklenen İstanbul'da yaşıyor...

- İstanbul'daki ticaret ve sanayi bölgelerinin yaklaşık yüzde 56'sı birinci derece, yüzde 43'ü ikinci derece deprem kuşağı üzerinde...

İSTANBUL DEPREM İÇİN EN RİSKLİ KENT

- Türkiye'nin afet riski olan bölgelerinin beşte biri İstanbul'da olmasına rağmen, 1999 depreminden sonra yaklaşık 300.000 dönüm arazi 'rezerv alanı' adıyla yapılaşmaya açılmış...

- Japonya'da 17 Ağustos 1999 depreminin benzeri büyüklükte bir depremde sadece 1 (bir!) kişi ölmüş. 17 Ağustos depreminin resmi bilançosu ise; 18.000... (Gayrıresmi bilançosu; 40.000 - 50.000 arası!)

- Olası (kesin!) bir Marmara depreminde 50 ila 100 bin arası kayıp bekleniyor. Ülkenin sanayi ve ticaretinin yarısından çoğu bu bölgede toplandığı için, ekonomik çöküş kaçınılmaz. Ayrıca, devletin bu yükün altından kalkamayacağı ve ülkenin yıkılıp parçalanacağından söz ediliyor...

Durum böyle…

Yahu söylesenize; 80 küsur milyon nüfuslu bir ülkenin 20 - 25 milyonluk şehri olur mu?..

Haydi, çok kalabalık bir ülke olsan (Çin, Hindistan gibi!), ya da nüfusuna göre çok küçük yüzölçümlü bir ülke olsan (Japonya gibi!), neyse...

Üstüne üstlük, bir de;

- Coğrafi şartlarından dolayı dairesel (her yönde!) yayılma şansına sahip olmayan...

- Bir ucundan bir ucuna varmak için en az 100 km yol gidilmesi gereken...

- Tepeler üzerine inşa edildiği için, inişli çıkışlı, zor bir topoğrafyası ve ulaşım sorunları olan...

- Ülkenin neredeyse tüm alt ve üst yapı yatırımlarının -mecburen!- o şehrin içinde ve çevresinde yapıldığı, diğer bölge ve şehirlere üvey evlat muamelesi reva görülen... (Bkz; köprüler, otoyollar, tüp geçitler, havalimanları, büyük fabrikalar, finans merkezleri vs!)

HAPŞIRSA TÜRKİYE NEZLE OLUR

- Ülkenin geleceğinin tümüyle o şehrin kaderine bağlandığı, hapşırsa bütün ülkenin nezle olacağı...

- Diğer tüm bölge ve şehirlerde yaşayan herkesin eğitim için... iş için... kültür, sanat, spor için... uluslararası ulaşım, iletişim için... alışveriş için... turizm için... vesaire, o şehre gelmek zorunluğu yaşadıkları...

- Öngörülemez bir hızla artan nüfusunun -ve kendi özel konumunun!- getirdiği, artık çözümü imkansız bir trafik kesmekeşinin hüküm sürdüğü...

- Hem yoğun trafikten, hem yoğun yerleşimden, hem de yoğun endüstriden kaynaklanan aşırı derecede hava ve çevre kirliliğiyle yüz yüze...

- Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olması sebebiyle, (dünya mirası!) tarihi eserlerin bu yoğunluk içinde korunamaması, harap olması, hatta yıkılıp, yok edilmesi sorunuyla karşı karşıya...

SEN YAPINCA OLUYOR MU?

- Dünyanın en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen (hakkındaki her kararın titizlikle alınması, üzerinde bin kere düşünülüp tartışılması gerekirken!), yıllardır 'Ben yaptım, oldu!' mantığıyla... salt kişisel güç ve çıkar kaygısıyla... kapanın elinde kaldığı... plansız, programsız... zevk ve estetikten tamamen yoksun... kaderine terkedilmiş... renksiz, ruhsuz, karmakarışık...

- Hemşehrilerinin (!) çok büyük bir kısmının bu şehirde doğmadığı... asıl önemlisi (ve en kötüsü); çoğunluğunun nasıl bir şehirde yaşadıklarının farkına (bilincine!) dahi varmadan, kendi köy ve kasaba yaşamlarını birebir taşıyıp, yerleştirmeye, hakim kılmaya çalıştıkları...

Bir acayip şehir İstanbul!..

Artık yaşanması neredeyse imkansız...

Hele İstanbul'un ne olduğunu... ne anlama geldiğini... neler ifade ettiğini bilen... İstanbul'u seven... İstanbul adına üzülen... gerçek İstanbullular ve İstanbul sevdalıları için!..

...

Hani binlerce yıllık kadim şehirler yıkılır... üzerlerine bir başka şehir kurulur... sonra bir daha yıkılır... yeni bir şehir kurulur... sonra bir daha, bir daha...

İşte İstanbul şimdi o halde sanırım...

AÇGÖZLÜ ÇIKAR HESAPLARI

Açgözlülük, hoyratlık, umursamazlık, çıkar hesapları, eğitimsizlik, çaresizlik, deprem…

Yıkıldı, yıkılıyor, yıkılacak...

Ve üstüne geçmiştekiyle hiç alakası olmayan yepyeni bir şehir kurulmakta...

Belki doğal... Hayatın akışına uygun... Kaçınılmaz…

Ama... yazık, çok yazık...

Böyle olmamalıydı...

Hani hep derler ya; ‘Bundan başka İstanbul yok!’

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?