Covid-19 aşısı yaptırmayanlara kısıtlama getirilmesi yasal mıdır?

Ülkemizi ve dahi tüm dünya ülkelerini birçok alanda etkileyen korona virüs salgınına karşı, pek çok aşı üretilmiş olup ülkemizde de hali hazırda aşılama çalışmaları devam etmektedir.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, şu ana kadar 75 Milyon doz aşı yapılmış olmakla birlikte, henüz daha ilk doz aşısını olmamış kişilerin sayısı 20 Milyondan fazladır.

Görüldüğü üzere aşı olmamış veya olmak istemeyen kişilerin sayısının fazla olması sebebiyle, aşı olmayanlara kısıtlama getirilmesi yani bir nevi kısıtlamalar getirilerek aşının zorunlu kılınması tartışılmaktadır.

Covid-19 Aşısı Olmayanlara Kısıtlamalar Getirilerek Aşının Bir Nevi Zorunlu Kılınması Hukuki Midir?

Aşının zorunlu tutulamayacağını savunan görüş, bu görüşünü bireysel özgürlükler ve vücut dokunulmazlığının ihlali ilkesine dayandırırken, aşı olmayanlara kısıtlamalar getirilmesini savunan görüş, toplumun sağlığını ve çıkarını dikkate almaktadır.

Her iki taraf da kendince haklı gerekçeler sunmakta ise de, toplum sağlığını ilgilendiren bu konuda bencil olmamak gerektiğini düşünmekteyiz.

Nitekim uzmanlar tarafından, aşı uygulanan kişilerin hastalığa yakalanma oranının % 1’den daha düşük olduğu söylenmektedir. Bu bakımdan, tüm toplumun aşılanarak toplumca virüse karşı bağışıklık kazanılması gerekmektedir.

Hali hazırda covid-19 hastalığına karşı geliştirilen en etkin koruma yöntemi aşıdır. Şu an için başkaca bir tedavi geliştirme yöntemi bulunmamaktadır. Bu sebeple hastalığa yakalanıp toplum sağlığını tehdit etmektense, aşı yaptırarak bir takım yan etkilere katlanmanın daha üstün bir yarar olduğunu düşünmekteyiz.

Anayasanın 17. Maddesi, Aşının Zorunlu Tutulmasına Engel Midir?

Her ne kadar Anayasa’nın 17. maddesi; “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmünü içermekte ise de, bu hüküm covid-19 aşısının uygulanmasının zorunlu tutulmasının mümkün olamayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Esasen Anayasanın 17. Maddesi, toplumun aşılanmasına karşı değildir. Çünkü devletin, bireyin yaşama hakkını koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük doğrultusunda da, hukuka uygun olmak koşuluyla gerekli tüm tedbirleri alma hakkına sahiptir.

Bununla birlikte, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 72. maddesi; “57. maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde … hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbik olunur.” hükmünü amirdir.

Madde kapsamına bakıldığında, toplumda bulaşıcı veya salgın hastalık olarak anılan hastalıklardan birinin meydana gelmesi halinde, hastalara veya hastalığa maruz kalanlara serum veya aşı tatbikinin uygulanacağı görülmektedir.

İfade etmiş olduğumuz tüm bu sebepler uyarınca zorunlu aşının uygulanabilmesi için;

- Kişinin vücut bütünlüğüne karşı bir müdahalede bulunulduğundan, kanunlarda zorunlu aşı konusunda hüküm bulunması,

- Hastalığa karşı başka bir tedavi/koruma yönteminin bulunmaması, gerekmektedir.

Uzmanlarca, covid-19 hastalığına karşı, önleyici ve hatta tedavi edici mahiyette hali hazırda sadece covid-19 aşısının bulunduğu belirtilmektedir. Zorunlu aşı uygulamasının mümkün kılınması halinde korunan hukuki yarar, birey dolayısıyla toplum sağlığıdır. Bu sebeple salgını kontrol altına almak adına devletçe zorunlu aşı uygulamasını mümkün kılan yaptırımlar getirilebileceği kanaatindeyiz.

Kısıtlama Getirilecekse Kamusal Alan - Özel Alan Ayrımı Yapılmalıdır

Aşı olmayanlara kısıtlama getirilmesi durumunda, bu kısıtlamaların kamusal alan ve özel alan için ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi kamusal hizmetlerde kısıtlamaya gidilmesi temel hak ve özgürlüklerin ihlali olarak yorumlanabilir.

Ancak, konunun toplumsal önemine binaen AVM, sinema, restoran gibi özel sektörün konusuna giren alanlarda makul ve ölçülü kısıtlamalar alınabilir.

Önemle belirtmemiz gereken bir husus daha vardır ki; ülkemizde uygulanan covid-19 aşılarının, henüz daha faz çalışmaları tamamlanmamış ve lisans almamış aşılar olduğu bilinmektedir. Zaten bu sebeple de aşı uygulaması yapılmadan önce kişiye ‘aşı onam formu’ imzalatılmaktadır.

Bu kapsamda devlet aşıyı zorunlu yaparsa veya kısıtlamalar getirerek kişilere aşı olmayı zorunlu kılarsa, aşının kişiler üzerindeki olası bir yan etkisinde, hukuken, kişilerin devlete karşı tazminat talep etme hakkının doğacağını da söylemek gerekmektedir.

Yine de, en başta belirttiğimiz gibi, hastalığa yakalanıp toplum sağlığını tehdit etmektense, kişinin aşı yaptırarak bir takım olası yan etkilere katlanması daha üstün fayda sağlayacaktır.

Av. Çiler Nazife KOŞAR / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?