Sağlık sorunu...

Sağlık önemli...
Elbette gelişmekte olan ülke statüsüne girebilme yarışında son yıllarda yavaşlama başlayınca bir çok sorun da yaşanmaya başladı.
Elbette en büyük iş eğitimde...
Bunun sağlıkla ne ilgisi var diye sorabilirsiniz?
Şöyle; her iktidar kendi siyasi eğiliminin ışığında eğitime yön verince bir birinden kopuk eğitim almış genç kuşakların gelişmekte olan ülke yolundaki Türkiye içinde değişik olgular geliştirmeye başladığı gerçeği ile karşılaştık.
Geçmişin doğrusu, günün yanlışı durumuna geldi.
Bu eğitim karmaşasının yarattığı en büyük kaos ise   sosyal anlayış kavramları oldu.
Dünün saygı kavramları ile anlayış olguları değişti...
Sosyolojik düzende büyük bir handikaplar oluştu.
Elbette bu handikap yaşamın tüm katmanlarını etkiledi.
Hizmet verenle hizmet alan arasında büyük uçurumlar oluştu.
Bir çok alanda yaşadığımız bu sorun "Kadına el kalkmaz" kültürünün  "itiraz eden veya erkeğine hayır diyen kadın öldürülür" noktasına taşıdı.
Sosyal katmanlar hızla bir birinden ayrıştı.
Toplum kendi hukukunu yaratmaya çalıştı...Sorun giderek daha da karmaşıklaştı.
İşin en garip tarafı bu sorunları aydınlatacak ve çözüm yollarınını arayacak ve bulacak olan "sosyoloji aydınları(!)"  her konuşmasında "eğitimsiz toplum" tanımlaması ile geniş kitleleri aşağılamaya başladı.
Her şeye ekonomik değer ile ölçülür oldu. Her sosyal hizmet ticari meta haline geldi.
Kamu hizmeti verenler ise hizmet ürettikleri kişileri ne yazık ki üzülerek belirtmek gerekir ki "hor  görerek" çözüm üretmemeye veya başından savmaya başladı.
Teknolojik olarak her hizmeti hemen alabilirsiniz...
Ama teknolojik olarak aldığınız hizmet eğer bir kamu alanında realize edilecekse yandınız...
Öfkelenirsiniz, öfke patlaması yaşarsınız, bu durumunuza çözüm arayacak olanlar size en ağır suçlamalarda bulunurlar  ama "ben ne yaptım da bu sorun yaşandı?" sorusu ise hiç bir zaman sorulmaz...
Basın ise son yıllardaki kolaycılığı da olayları "tek pencereden görmeye"  devam eder...
Yani sosyolojisini düzene sokmayan ülkelerin teknolojik gelişimlerini tamamlamış olsa bile "medeni ülke" olma vasfı yoktur...
Yaşadığımız pandemi döneminin kahramanları elbette doktorlardır. Hiç kuşkusuz...
Can siperhane çalıştılar. Bir çok insanı yaşama döndürdüler. Bakanlığın yanlış tercihleri bile onları yollarından döndüremedi.
Ama bazıları pandemiyi bile bahane ederek hizmet vermeyi savsaklamaya başladı.
Elbette hepsi aynı "kısır vicdana" sahip değil..
Ve yerginin olduğu yerde, övgü daha öne çıkmalı ve sayısı da artmalı.
Bizde öyle yapacağız... Bir operasyon geçirmek üzere geldiğim Denizli'de  sabaha karşı acillik oldum...
112 ambulansı beni Denizli Devlet Hastanesi acil pandemi servisine  kaldırdı...
Gece acil hemşiresi Ayşe (soyadını sormayı unuttum) servise gelen tüm hastalara bir tıp meleği gibi yorulmadan hizmet verdi ve diğer hemşirelerde aynı ilgiyi gösterdi.
Gelen nöbetçi doktor Esma Öztürk, ise son derece mütevazı bir tavırla muayenimi gerçekleştirdi ve hatta göğüs hastalıkları uzmanı olduğu için o  konuda da yardımcı oldu.
Ve bu kişiler benim mesleğimi de bilmiyorlardı
Şimdi soru şu elbette;  hemşirenin soyadını sormadın da doktorun soyadını nereden biliyorsun...
Son derece basit ertesi gün için randevu verdi ve yazdığı reçete de soyadı da yer alıyordu...
Kısaca, sağlıklı hizmet üreten ve kimseyi hor görmeyen tüm kamu görevlilerine elbette sonsuz teşekkürler ediyoruz.
Ve şunu unutmamak gerekiyor... Sosyolojik hiyerarşide saygıyı ve sevgi toplumunu  oluşturamazsak çok şey kaybedebiliriz.....
Evet sağlık önemli... Ancak sağlık ordusunun toplum ile arasındaki sosyolojik ilişkisinin düzelmesi gerekiyor.
Yani Esma doktor ve Ayşe hemşirelerin sayılarını artırmak geriyor...
Bir başka sorun ise doktorların "aç gözlü tücarların "elinde oyuncak olması...
Sağlık turizmini geliştirebilir ama kapanması zor bir  sosyal yaraya da neden olabilirsiniz.
Aslında bu sözler bile geç kalmış sözler...
Zaten sağlık konusu yakın bir gelecekte ciddi bir sosyal travma olarak önümüze çıkacak ve Türkiye yine en alt kümelere düşecektir...
Eğer sosyolojik denge yoksa sonu kötü oluyor. Dünya tarihi böyle yazıyor... 

Mehmet Aycan / 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?