Perşembenin Bestesi: Gül Nihal

TÜRK VALSİ

İsmail Dede Efendi, 9 Ocak 1778’de İstanbul Şehzadebaşı’nda doğar. Hacca giderken yolda koleraya tutulur ve 1846’da Mekke'de yapıt üretmekten yoksun kalır. Babası uzun süre Cezzâr Ahmed Paşa’nın mühürdarlığını yapan Süleyman Ağa, annesi Rukiye Hanım’dır. Doğumu Kurban Bayramı’nın ilk gününe rastladığı için kendisine İsmâil adı verilir. Mevleviyye tarikatına mensup olduğundan “İsmâil Dede”, “Dede Efendi”, babasının hamam işletmeciliğiyle meşgul olmasından dolayı “Hamâmîzâde” (Hammâmîzâde) diye tanınır. Şehzadebaşı’ndaki Acemoğlu Hamamı’nı işleten babası, İsmâil üç dört yaşlarında iken bu hamamı satıp Altımermer Kurusebil Mahallesi’ndeki Çavuş Hamamı ile yanındaki evi satın alarak oraya yerleşir. İsmâil, öğrenimini Hekimoğlu Ali Paşa Camisi’nin bitişiğindeki Çamaşırcı Mektebi’nde tamamladıktan sonra defterdarlıkta Başmuhasebe Kalemi’nde kâtip muavini olarak çalışmaya başlar.

Öğrenciliği sırasında sesinin güzelliğinden dolayı ilâhicibaşı olan İsmâil, ilk mûsiki derslerini Anadolu Kesedarı Uncuzâde Mehmed Emin Efendi’den alır. Düzenli gittiği Yenikapı Mevlevîhânesi’nde kendini yetiştirir. Ney üflemeyi de Abdülbâki Nâsır Dede’den öğrendiği söylenir.

Ali Nutkî Dede’ye katılarak 3 Haziran 1798’de çileye soyunur. Kısa bir süre sonra babasını kaybeder. Bu arada babasının işlettiği hamamı satar. Çilesinin ikinci yılında iken bestelediği, “Zülfündedir benim baht-ı siyâhım” mısraıyla başlayan bûselik şarkısı mûsiki çevrelerinde büyük yankı uyandırır.

6 Mart 1801’de çilesini tamamlar “dede” unvanını alır. Bir süre sonra bestelediği, “Ey çeşm-i âhû hicr ile tenhâlara saldın beni” sözleriyle başlayan hicaz nakış bestesi de mûsiki çevrelerinde aynı ilgiyi görür. 1802’nin ilk aylarında saraylı Nazlıfer Hanım’la evlenmesinden sonra dergâhtan ayrılır. Akbıyık Mahallesi’nde kiraladığı eve taşınır.

İsmaîl Dede 1804’te şeyhi Ali Nutkî Dede’yi, bir yıl sonra ilk çocuğu Sâlih’i kaybetti. Oğlunun ölümü üzerine duygularını, “Bir goncafemin yâresi vardır ciğerimde” sözleriyle başlayan bayâtî murabba bestesiyle dile getirir.

1808’de annesiyle hâmisi 3. Selim vefat eder; 1810’da ikinci çocuğu Mustafa’yı da yitirir.

İsmâil Dede Türk mûsikisinin âyin, durak, tevşih, savt, ilâhi, peşrev, saz semâisi, kâr, kârçe, kâr-ı nâtık, murabba, semâi, şarkı, türkü, köçekçe gibi dinî ve din dışı sahadaki hemen her biçiminde yapıt üretir.

Birçok değerli öğrenci de yetiştirir.

Dede Efendi 500'den fazla yapıt besteler. 300'e yakınının notası günümüze ulaşır. Nota kullanımının yaygın olmayışı ve mûsikî öğretiminin ezbere dayanması nedeniyle yarısına yakını unutulur. 8'i çalgısal, geri kalanı sözlü olmak üzere 267 yapıtı günümüze ulaşır.

Sözlü yapıtlarından 49'u dinsel tasavvufî, 218'i din dışıdır. En önemli tasavvufî yapıtları Hüzzam, Sabâ ve Ferahfeza Mevlevî âyinleridir.

Dede Efendi içtenlik ve akıcılığa büyük önem verir.

İstanbul’daki evi bugün müzedir. Sultanahmet Cankurtaran’da Ahırkapı’ya doğru giderken Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin tarihi evi karşınıza çıkar.

Yapıtlarıyla kendisi de besteci olan Sultan Üçüncü Selim'in dikkatini çekti. Padişah kendisine musahip ve başmüezzin atar. Dede Efendi, III. Selim'den sonra gelen II. Mahmut ve I. Abdülmecit zamanında da korunur ve bu görevlerini sürdürür.

Abdülmecit Han Batı kültürüyle yetiştirilmişti. İyi Fransızca konuşurdu ve batı müziğinden hoşlanırdı. Babası II. Mahmut gibi yenilik yanlısı hükümdardı. Devlet idaresindeki batılılaşma ve yeniliklerin musikide de yapılmasından yanaydı.

Yakınır gece söyleşilerinin birinde I. Abdülmecit: “Neden bizde batı tarzında yapıtlar yok?”.

Ayrılır gece yarısı saraydan İsmail Dede Efendi.

“Saraya dönüyoruz” der arabacıya Ayasofya’ya geldiklerinde. Dönerler. Varırlar saray kapısına.

Der “Uyandırın sultanı müzik odasında bekliyorum.”. Dinlemez görevlilerin “kellemiz gider” gerekçesini. Alınır odaya. Başlar beklemeye…

Vals, 3/4 zamanlı bir Avusturya dansı. Çiftler birbirine sıkıca tutunur. Bir nokta çevresinde dönerek danseder…

20 dakikada ilk Türk valsi Yine Bir Gül Yüzlü’yü ortaya çıkarır İsmail Dede Efendi Batı kalıplarıyla. Ve çalıp dinletir I. Abdülhamit’e.

***

Murat B. Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?