Sakatlanmış Yaşamdan Yansımalar

Geçmiş çağlarda da zulüm vardı, savaşlar, işkenceler, acılar vardı. Sanıldı ki, ‘uygarlık’ diye tanımlanan gelişmeler birbirini izledikçe, bilim geliştikçe, güzel sanatlar, edebiyat insanoğlunun beynini, yüreğini yumuşattıkça, açıkçası insanı gerçek bir “insan” haline getirdikçe dünyamız güzelliklerle, mutluluklarla dolup taşacak… Açlık, savaş, kıtlık hele hele acımasızlık ortadan kalkacak, bireyler birbirlerinin haklarına daha saygılı olacaklar…

Bayramın ilk günü bir sarhoş binmiş otobüse… Araç hızla giderken o arka taraftan bağırmış:

“Heeeyyyt! Önde oturanlar ahlâksız… Ortadakiler soyguncu… Arkadakiler hırsız!”

Güçlü bir adam olan şoför kızıp “Zınk” diye frene basmış ve yerinden fırlayarak sarhoşu arka cama yapıştırmış:

“Ulan şimdi bi daa söyle bakiiim, kimmiş ahlâksız, kimmiş soyguncu, kimmiş hırsız?”

Sarhoş “Şimdi nasıl bilebilirim ki abi” demiş“ Öööle bi fren yaptın ki, hepsi birbirine karıştı!”

Acılar, kimi zaman gülünç olaylara neden oluyor, ülkemizde… Geçenlerde bir güzellik yarışması izledim. Güzellik yarışmasının katılımcıları inekler ve danalar… Evet, ülkemizin detayları… Ve bu yarışmanın birincisi en güzel olacak! Yani sonucunda en güzel kurbanlık! Gülmemek hakikaten elde değil!

Bir başka ilginçlik, intihara kalkışan bir vatandaş bulunduğu apartmanın en üst katına çıkmış. Polisler çatıda, yanına gelince ikna etmeye başlamışlar. Bu arada adamın salgın nedeniyle maskesi var! Atlayacak, ama polislerden sigara istiyor! İdam edileceğe sorulan son arzusunu yerine getirmek gibi…

Geçen ramazan da yazacağım bir yazı için bir şeyler araştırırken arşivden, bir gazete haberi dikkatimi çekti. Erzurum’da bir camii de teravih namazını kıldıran imam, namaza her durduğunda ve secdeye doğru hareket edildiğinde, camiinin kadınlara ayrılan bölümünde düzensiz bir ses akışı olmuyormuş. Namaz bitince imam mikrofonu eline alıp, “… Ey yukarıdaki karılar beni dinleyin, benimle yatıp, benimle kalkacaksınız…” . Alt katta bulunan erkeklerin hepsi hayretler içinde ve kızgın! Ne yaptın der gibi üstüne yürümeye başlamışlar. Tabii araya girenler olmuş ve yanlış bir anlama nedeniyle oluşan bu komedi, tatlıya bağlanmış…

Kurban kesimleri belirli yerlerde yapılacak deniliyor, bazı alanlara da yasaklar konmuş “burada kesim yapmak yasak…”. Ama vatandaş yasağa karşı, yazının tam altında kesimler!

Hangi birini anlatsam ki… Örneğin kentin nüfusuna pek orantılı olmayan Havaalanı… 76 Milyon sarf edilerek, yolcusu olmayan uçaklar ve birçok yer hostesinin bulunduğu terminal…

Bu ülkenin insanlarına kimi zaman şapka çıkartılır…

-“Oturduğumuz evi ev olarak görmemek, orada kendimizi evimizde hissetmemek” idi ruhen sakatlanmak…

Alman filozof ‘Theodor Adorno’, Hitler'den kaçıp ABD'ye sığındığı mülteci yıllarını “Minima Moralia” adlı otobiyografi kitabında yazdı: “Sakatlanmış Yaşamdan Yansımalar”.

Evet, üst paragrafta sözünü ettiğim gibi zulüm eşittir emperyalizm! Çünkü salt, yaşamlarını sonlandırdığımız bazı canlılardan öte bir de kurban seçilen insanlar vardır zulüm gören ve emperyalizm tuzağında olan!

Sürgünü yaşamak korkunçtur. Sürgün, bir insan ile doğup büyüdüğü yer arasında benlik ve benliğin gerçek yuvası arasında zorla açılmış onulmaz gediktir. Özündeki kederinin üstesinden gelmek mümkün değildir.

Yabancı olma duygusunu üzerinden atamayan mülteci, ruhundaki sakatlıkları-kayıpları kolay atlatamaz. Sadece toprağından, evinden olmamıştır; dilinden ve geçmişinden de koparılmıştır. O yardıma muhtaç statüdeki kişidir.

“Eve” dönüşü imkânsızdır. Öksüzdür. Yalıtılmışlık girdabında trajedisiyle baş başadır…

Filistinli şair Mahmut Derviş yurtsuzluk acısını dizelere döktü:

“… Gözlerinizle siper olun bana/ Hüzün malikânesinden bir kalıntı diye alın beni/ Trajedimden bir dize diye alın/ Bir oyuncak diye alın, evden bir tuğla diye/ Alın ki çocuklarımız geri dönmeyi hatırlasın…”

Mültecilik savaş gibi zorunluluklardan doğar.

Bugün

Mülteciler Çağı'nda yaşıyorsak, suçlu o şartları yaratan emperyalizmdir. Bu nedenle şartların elverdiği ölçüde boyun eğmektense, direnmek ve salt koyun, inek, dana ve sırasını bekleyen insanların kurban edilmediği bir ülke olması dileğimle… Ve bir bayram daha böyle geçti!

www.haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?