Denizin Son Kıyısı’ndaki Adam: AHMET KARAKAYAN

Bir şiir çok  şey olunca bir kitap her şey olabiliyor..

Elimdeki kitap, onlardan biri. Ahmet Karakayan’ın KÜÇÜKBAHÇE, Denizin Son Kıyısı adlı kitabını okuyorum. (Tilki Kitap Yayınevi,2020, 120 syf) Kendini arayan, kendini Ege’de bir kıyı köyünde bulan, köyün her şeyiyle en çok da doğasıyla, dinginliğiyle özdeşleşen bir insanın ertelenmiş, gecikmiş ve şimdilerde karşılığını bulmuş tutkularını anlatıyor. Daha önce çoğunu sosyal medyada paylaştığı şiirlerini düzyazı denemelerini bir araya getirip kitaplaştırmış. 

Baştan söyleyeyim o benim Küçükbahçe’de yazlık komşum ve dostum. Sokağımızın ve sitemizin sanatçı duyarlılığı ile öne çıkan sakinlerinden biri hatta birincisi.

Karakayan bir kent “kaçkını” bir sade vatandaş; hepimizi doğadan koparan, mekanikleştiren ve tüketen “zamane yaşamının” bedenimizde ve ruhumuzda yol açtığı tahribatı görüp, ömrünün kalanını geçireceği bir köy arıyor ve İzmir Karaburun Küçükbahçe’yi seçiyor. Sade vatandaş tabirini özellikle kullanıyorum çünkü bu tür seçimleri yapan ve kendine yeni bir düzen kuranların çoğu kentten ziyade plazalardan kaçan iş insanları ya da sanatçılar. Karakayan patron değil çalışan, çok sayıda işe girip çıkmış ve otel yöneticiliğinden emekli olmuş. Bu yönüyle çoğumuza benziyor. Müzik ve resim konusunda yetenekli, besteleri, şarkıları, tuvalden sokağa taşan resimleri var. Bu yönüyle farklı.

Pek bilerek seçtiğini söylemese de denizin son kıyısındaki Küçükbahçe onun ilk ve son sığınağı, farkındalık kaynağı ve ilham pınarı. Doğasında kendini bulduğu, deniziyle dağıyla konuştuğu, şiirlerini yazıp şarkılarını bestelediği, tazelendiği bir köy. Aldığı karar isabetli olunca,  geç fark edilmiş önceliklerini hayata geçirmiş, sevgili eşiyle birlikte adeta yeni bir doğa-insan ilişkileri felsefesi geliştirmiş.

Görünüşte gürültülü ve bunaltan kentten sessiz ve  sakin köyün doğasına bir yolculuk gibi görünse de onunki aslında bir içsel yolculuk. Doğanın da yardımıyla bir kendini arama, içindeki sesi dinleme ve mükemmele yaklaşma çabası.

Bundan ötesini, (benim az sayıdaki bağlantı cümlelerimin de katkısıyla) sevgili Ahmet Karakayan anlatsın..

"Sonradan öğrendim ben de. Dünyayı değişik kavramışım. Bir gün nasıl olduysa yüksek bir tepeden içinde olduğum hayatı seyrettim. Boşa verilen emekler vardı, boşuna çekilen ıstıraplar. Hayat beni olmak istediğimden başka biri olmaya zorluyordu ve benim buna dayanacak gücüm kalmamıştı. 

Karaburun’un bir köyünde eski bir taş ev olmaktı bütün isteğim.. Ve çıktım geldim.

Yani yaşamaya 10 yıl önce başladım. Anlayacağınız daha on yaşındayım.."  (On Yaşındayım Daha s.81)

Eski bir taş ev olmasa da bir kooperatif evi bulur yerleşir Karakayan ailesi.. Ve köyle sohbetler başlar..

"Küçükbahçe 

İşte ben geldim

……

Umurunda değil senin bilirim

Ama

Ben elli yıl seni bekledim"  (Seni Bekledim S.59)

"Gitsek Küçükbahçe’ye

Kendi ellerimizle yaşasak

Bahçemizde biberimiz, domatesimiz

Az ileride çiçekler, cömert mavi deniz

Dağlarımızda kekik"    (Gitsek, s38)

"İnsanlığım kirlendi

Sende yıkanmaya geldim" (Küçükbahçe  s.30)

“Buralar ille de durdurur insanı

Ama insanı.

Yani gözü göreni, ruhu yaşayanı

“Koşma” der

“Dur bir nefes al”

“Etrafına bak, denize bak, gökyüzüne bak”

Bir de kendine”  (Seçim Senin s.16)

Bu arınmada hayvan dostların yeri hep ön plandadır

*Kedilere, köpeklere, kuşlara

Yardım ve yataklık yapıyorum

Aşkı, sevgiyi, merhameti örgütlüyorum

Dünyadan sınır dışı edildim

Küçükbahçe’de yaşıyorum"  (Sınır Dışı s.77)

"Şu Küçükbahçe’nin denizinde, gökyüzünde, dağında

Bir yavru serçeyim, bir balık, bir karınca

Bir şiir bir şarkı da oluyorum ara sıra

Beni bırak böyle burada

Hadi git

Beni boşuna tutma"     (Beni boşuna tutma s.24)

Pek çok köy gibi yaşlılar çoğunluktadır Küçükbahçe’de. Gençler İzmir’dedir.Bir gözlemimi aktarayım : Pandemi sürecinde kahveler önce kapatılıp sonra açıldığında 65 yaş yasağı devam ettiği için kahveye gelen olmamış, köy kahvesi uzun süre kapalı kalmıştır.

"Burası yaşlılar köyü

Burada insanların gerçek yüzü

Küçükbahçe

Sonbaharım

Yaşamın son bölümü.." (Son Bölüm s.60)

Hesaplaşma burada da sürer.. İçsel yolculuk devam etmektedir..

“Güzel pişmanlıklarım var benim

Yanlışı olmayan biri değilim”  (Geri Çekildim s.17)

Bazen yetersizliklerden söz eder Ahmet Karakayan;

“Rüzgarla estim, güneşle parıldadım, yağmurla yağdım

Kelimeler yetmedi, geceler gündüzler yetmedi

İnsan olmak yetmedi

İnsanlarla, eşyalarla aramda bir uçurum yarattım” (Gizli Oda s.18)

Kendine tutunur çoğu kez..

"Güvendiğim dağ yok benim

Varsın yağsın kar

İçimdeki insana tutundum

Her yerde uçurumlar"  (Güvendiğim Dağ s.15)

Yakınmalar sürer.. Öyle ya insan her yerde aynı insandır. Kendini de pek ayırmaz başkalarından.

"Herkes diğerini anladım sanıyor

Herkes kendi duvarlarının içinde

Başkasının içine kendi duvarlarıyla giriyor"  (Gizli Oda s. 20)

Sokaktaki duvarlara resim çizmek ölümü erteler mi ? Onu da şiir gibi şarkı gibi yaşama sevincine dönüştürüyor Karakayan..

"Sokakları boyadım

Bir kadın saçından şelale yarattım

Bir kaya ila dalganın aşkını anlattım

Ebemkuşağı içtim

Yağmur oldum yağdım

Şiirler yazdım

Şarkılar söyledim

Yoksa ölecektim"

"Acıdan taşlaşmamak için kendime hafıza kaybı yaşatıyorum. İnançlarım yerle bir olmasın diye şarkılar söylüyorum. İnsanlıktan çıkmamak için umutlu şiirler yazmaya çalışıyorum"  (Farkındayım, yazı s.84)

"Unuttuğumuz şey bu,

İnsan olmaya çalışmak

Çabalıyorum

Yol uzun"  (İnsan olmaya çalışıyorum s.120)

Peki şimdi nasıl Karakayan ?

"Burada kendimi iyi hissediyorum. Sanki yalnızlar için yapılıp saklanmış bir köy burası. Küçükbahçe’nin dinginliği ruhuma iyi geliyor. Şu deniz, şu günbatımları benim kolayca ürperen yüreğimi coşturuyor. Her yer bir çiçek demeti sanki. Bütün bu güzellikleri doyasıya yaşayabilmek için insanı kelebek olası geliyor. Yanayna sıralanmış dağlar denizin dalgaları gibi  dalgalanıyor. 

Gerçekten duygulu bir yürek çizmiş buraları. Gitar çalıyorum, kitap okuyorum, resim yapıyorum, yazılar yazıyorum, dalga seslerini dinliyorum. Toprakta bir sürü adını bilmediğim bitkileri çiçekleri izliyorum. Bir başka batırıyorum güneşi burada. Yaz akşamları kapımda ateşböcekleri görüyorum.

 Burada hep bir ninni söyleniyor geceleri. Ve burada yaşıyor sanıyorum iyilik melekleri.          

 Burada yıldızlar çok yakın. Belki de hayal gücüm buraları cennete çevirdi. Bilmiyorum.. Burada yönetilmiyorum. Kurallar zorunluluklar yok. Uçan bir yüreğim vardı benim. Tehlikeli durgunluklarımdan coşkun bir sevince, karanlık bir hüzünden azgın söz dinlemez sarsıntılara yuvarlanmaktan bıkmıştım. Şimdi tatlı bir hürriyet duygusu var içimde. Burada kendimi iyi hissediyorum"

Kendini iyi hissetmesi ne kadar güzel.. Bizler de burada kendimizi iyi hissediyoruz ki, önceleri bir iki ayla sınırlı olan kalma süremiz 6-7 aya kadar çıktı, yaşadığımız pandemi nedeniyle belki yılın tamamına yayılacak.

Fark ettiniz mi KÜÇÜKBAHÇE Denizin Son Kıyısı, doğaya kaçmak, yaşamının kalan bölümünü olabildiğince kendisiyle baş başa geçirmek isteyenler için bir ilkeler rehberi gibi. Kitabı okuyan herkeste dingin, huzurlu bir köye kaçma arzusu uyandıracağı kesin. Bu eğilimin yaygınlaşmasının sahiller ve doğal çevre için olumsuzlukları da beraberinde getirmesi söz konusu. Herkes konuya aynı duyarlılıkla yaklaşmıyor çünkü.. Biz yine de iyimser olalım, Karakayanları örnek alalım.

Çünkü içindeki sese kulak veren, kendini doğanın hakimi değil parçası olarak gören insanların daha söyleyecek çok sözleri var.

"Söyleyecek sözlerim var daha

Henüz söyleyemedim

Bu sabah da kalktım yatağımdan

Her gününü öpüp başıma koyuyorum

Bu gökyüzünün, bu denizin, Küçükbahçe’nin"  (Ölüm, s.55) 

Bu aşk karşılıksız kalmasın ister, mahcup bir edayla Karakayan..

"Sonsuz günbatımları

Mavi gökyüzü

Şarkılarım kaldı mı orada ?

Bir gün gidersem

Sal şarkılarımı çalsın

Denizde, kıyıda, dağlarda

Hatıram olsun resimli sokaklar

Diktiğim çiçekler ağaçlar

Hatıram olsun bu kitap 

Küçükbahçe, beni unutma"  (Küçükbahçe Beni Unutma)

 Sen çok yaşa Ahmet Karakayan.  Küçükbahçe ve dostların seni unutmayacak..

Yazı ve fotoğraflar: İlhami ARSLAN  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar ilhami Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Karakayan - Çok tşk.ler dost. Ne güzel anlatmışsın. ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Temmuz 17:26


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?