Vururlar, ama yok edemezler...

Atilla Özkırımlı’ ile ‘Celal Üster’in hazırladıkları ilginç bir kitap vardır: “Yazarları da Vururlar”… Bu kitapta, geçmiş yıllarda başı sıkıyönetimle ya da yanlış yasalarla derde giren, daha doğrusu adalet kapılarına, tutuklulara, hapislere düşen yazarların serüvenleri anlatılır. Yurt içinde ve dışında…

Yazar mısın? Vurulmayı hak etmişsin! ‘İlhan Selçuk’ta “Düşünüyorum, Öyleyse Vurun” demedi mi? Yazar sözlüklerini açın bakın, daha ortasına gelmeden bıkarsınız. Kitabı toplatılan, tutuklanan, hapislerde yatan, öldürülen yazarlar, düşünürler öyle çok ki!

Yıllar önce yaşadıklarım aklıma geldi. ‘ Türkiye Yazarlar Sendikası’nın düzenlediği “ Uğur Mumcu’ya saygı gecesinde” kürsüde konuşanları izlerken düşündüm: Bütün konuşmacılar yani ‘İlhan Selçuk, Altan Öymen, Turgut Kazan’ hatta ben gözaltı, tutukluluk, mahkûmluk çilelerinden geçmişiz. Saygıyla andığımız ‘Uğur Mumcu’da 12 Mart’ta tutuklu kalmamış mıydı? Daha sonra da ‘er’ çıkartılıp sürgün acıları çekmemiş miydi? Karanlıktadır yazarların, düşünürlerin ölümü… Hangisini saymalı? ‘Tütengil, Doğanay, Öz, Aksoy, Üçok, Dursun, Kaftancıoğlu’ ve daha niceleri… Bu kişiler; düşünce, sanat adamı oldukları, çağdaş uygarlıktan, Atatürk devriminden yana oldukları için ortadan kaldırıldı! Ve bazı yazılarımdan dolayı, kendini bilmezler hala e-postama saçma sapan yazılar, tehditler gönderiyorlar. Şahsıma gönderilere pek aldırış etmiyorum. Ama bir gönderi var ki; (argo kelimeler tamamen kendisine ait) “… Merak etme ulan, senin de borunu susturacağız. Önce bir işimiz var. Ahırkabirde yatan adamın başına yıktıktan sonra, sıra sizlere gelecek…” Bu adamı araştırdım. Kayserili bir trol, fotoğrafını gördüm. Görüntüyü gözünüzün önüne getirin! Ayakkabısını çıkarmış, bir eline de nargilesinin çubuğunu almış. Marpuçtan bir şeyler içtiği belli, ama ne içtiğini meczubun anlayamadım. Neyse gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni sevgili ‘İbrahim Irmak’ kardeşim ilgilendi

Bu konulara girmem, biraz da kimi gereksiz siyasi adamların, ya da onlara yandaş olmuş birilerinin söyledikleri gereksiz saçmalıkları! Hatırlarsanız fesli Kadir diye anılan bir zat vardı… Sanırım çok sevdiği cennetinde! Ondan sonra ortaya çıkan ve saçmalıklarıyla gündeme gelmeye çalışan, bu ülkenin kurucusuna sadık olmayan kepaze konuşmalar…

Birkaç yıl önce Hisarönü’nde bir işim vardı. O işimi halletmeye çalışırken, zaman geçmiş ve öğle olmuş. Hisar Camii’nde ezan okunuyor. Oradan eşiyle geçmekte olan İngiliz turistin konuşmalarını duydum. Adamın söylediği ‘biz de ibadete bir çan uydurmuşlar, onunla çağırıyorlar. Hâlbuki bak burada adam ne güzel okuyor…’ Ve üzerinden geçen birkaç yıl sonra okuduğum saçma adamların, saçmalıklarla dolu yazıları! Uzaklardan gelen seslere kulak verirken, içimizdeki hakaret dolu sözleri duymak… Yazık! O sesin ve oradaki insanların rahat ibadeti, içlerinde oluşan nefret söylemine muhatap olan Gazi’ye söylenirken… Nankör olmak sanırım böyle bir şey diye düşündüm! Us’ uma yıllar önce yazdığım bir deneme kitabı geldi. Orada, bir makalemde “gerekirse 10 yaşındaki bir çocuğun arkasında namaza dururum dedim”. Bu sözü onların temiz duygularda ve adeta birer melek olduklarını düşünerek söyledim. Yıllar sonra gördüğüm ve kendilerine imam, dindar süsü veren bu adamları gördükçe değil bunların arkasında olmak, adam hiç yoktan yere Tanrı’nın huzurunda çarpılır…

Sonradan da aklıma, bu ülkede, bazı yobazlar tarafından 42 yaşında ve bir ormanda kafasına odunla vurularak öldürülen ‘Sabahattin Âli’ geldi. 73 yıl sonra bu anıyı düşündüm… Onun güzel bir öyküsü kulaklarımda ve belleğimde olduğu kadar yansıdı! “… Bahtiyar Köpek” adlı öyküsünün başında, işlediği konu ve temaları şöyle özetlemiş; “… Dostlar, yufka yürekli dostlar ‘Hep kötü, sakat şeyler mi göreceksin?’ diyorlar. Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayanlar serseri çocuklardan, bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden, doktor bulamayanlardan, hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi, güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarında bütün insanların benzi uçuk, yüreği kederli?”.

Tam yetmiş üç yıl sonra ‘Sabahattin Âli’ büyük bir yazar kişiliğiyle aramızda ise, işte bundan, acıları aşan mutlu bir toplum yaratılmasını istediğinden…

www. haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?