Corona Göçmenleri

Türkler göç etmeyi sever…

Kimi zaman daha geniş otlaklar bulmak refah düzeyini artırmak kimi zaman genetiğinde var olan göçebelik geni nedeniyle göç eder…

Her göç yeni umut yeni bir gelecek demektir..

Orta Asya’dan bu yana, kimi tarihçilere göre yaklaşık 19 bin yıldır, kimilerine göre ise 2-3 bin yıldır Türkler göç ediyor…

Hep batıya doğru…

Doğuya göç eden kavmi tarih yazmadı…

Batı her nedense Türkler için gizemli bir dünya idi..

Belki orada daha bir refah vardı, belki toprakları daha bereketliydi…

Hep öyle düşünüldü, yani batı daha gizemliydi…

Oysa batılılarda doğuyu gizemli buluyor ve onun egzotik yapısını kendi yaşam alanlarına taşımaya çalışıyorlardı…

Biraz da keşifler böylesi bir arzuyla yapıldı.

Türklerin göçü ise 2 şeye bağlıydı; karın doyurmak ve ganimet peşinde sefere çıkmak.

Elbette  geçim derdi nedeniyle yapılan göçler, ganimet üzerine yapılan göçlere dönüşürdü.

Cumhuriyet döneminde bu nedenle gecekonduculuk ve ve arsa mafyaları türedi.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana nüfusumuzun 5/3’de batıya yani İstanbul’a, Ege’ye ve Akdeniz’e göç etti…

!960’tan bu yana da Avrupa’ya davetli bir göç vardı…

Avrupalılar birbirlerini vahşice boğazladıktan sonra arkalarında bıraktıkları rezilliği temizlemek için bizim garibanları ellerindeki nasırlara çenelerindeki dişlere bakarak götürdüler.

 İnsanlarımız 2. dünya savaşının ardında bıraktığı pisliği temizlemek için gurbet yollarına düştü.

Ve ne yazık ki Türkler gittikleri yerlerde yerleşik olanları asimile edeceklerine, çoğunlukla  kendileri yarı asimile oldular, Şimdi artık onlar Türkiye için Alman, Avrupalı içinse geri kalmış Türk oldular…

Sonra tarihin en ilginç göçü yaşandı son 1.5 yılda

2020 yılının Mart ayı sonrasında yeni bir göç dalgası başladı.

Yeni göçmenler eğer deyim yerindeyse “Corona göçmeni”ydi…

Yıllardır süre gelen göç nedeniyle sıkışan devasa kentlerin yorgun insanları, bir zamanlar yazları kısa süreliğine gittikleri yerlere saklı gizli kaçarcasına göç ettiler..

İlginçtir bu göçte kuzey batıdan, güney batıya oldu

Yani yine kimse köklerinin yaşadığı Anadolu illerine gitmedi…

Bu corona göç dalgasına “uzaktan çalışma formülü”  eklenince sayı oldukça kabardı. Sitelerin ve beldelerin nüfusları artmaya başladı.

Oysa göç edenlerin büyük bölümü yaşını başını almış kişilerdi. Türkiye’nin turistik beldeleri bir anda açık hava huzur evlerine döndü…

Bir de benim gibi bir iş nedeniyle Didim’e gelen ve başlayan yasaklar nedeniyle zoraki  Corona Göçmeni olanlarda vardı..

Bu yeni göçmenler hayatlarına da önemeli değişimler yaşadı. Hareketli ve kalabalık yaşamdan yalnız ve aşırı sakin yaşam ayak uydurmak zordu.

Büyük kentlerin olanaklarından uzaktaydılar. Her şeye rağmen birbirlerine destek olmak için çaba harcadılar…

Zorlu site yaşamında yeni dostluklarda edindik. Komşularımız  emekli asker Sökeli Hüseyin Yanılmaz  Bey ve  eşi Şengül Hanım dost olarak bizi hiç yalnız bırakmadı. Eskişehirli Kemal Şahin Bey ise tecrübesi ile yol göstericiydi… Eşi Gülseren Hanım ise tam bir dost canlısıydı…

Kırıkkaleli matbaacı Mustafa Durukal Bey ve eşi Necla Hanımla sohbetler oldukça keyifliydi.

Soğuk kış gecelerine hazırlık olsun diye ormandan kozalak  topladık. Rastladığımız orman çilekleri ise lezzetliydi.

Mesela bizim yaşadığımız  sitede iş yapan Nazilli  Mehmet Oflaz  dostluğuyla yalnızlığımız ortak oldu… Her derdimize koştu… Anadolu insanının tüm humanist  duygularını cömertçe sergiledi.

Site görevlisi Ankaralı  Ömer , yardımcısı Cemal’de sorun çözenlerdendi..…….

Kantinci Sultanhisarlı Bahtiyar yalnızlığımıza ortak olanlardandı…

Kış gecelerini sobada patlatılmış kestane muhabbetleri doyumsuzdu…

Aynı ilçede otursak aynı ilçenin iki ucunda oturan Reha Öz ile belki İstanbul’da daha çok beraber oluyorduk

Oluyorduk çünkü aynı yerde çalışıyorduk. Ama  Mavişehir’de oturan Reha Öz ile bitmeyen sohbetler gazetede bıraktığımız gibi aynı hızla  ve aynı güzellikle bu kez “alo” ile sürüyordu.

Didim Akkent Sahil Sitesi’nde Ramazan ayında eski geleneklerimizi yaşattık, hayırlar yapıldı bayram ziyaretlerine gidildi..

Yani bir corona belası bize yıllardır unuttuğumuz geleneksel değerlerimizi insani yanımızı yeniden hatırlattı bize.

Şimdi yasaklar bitti.

 1.5 yıl sonra yeniden normalleştik… Siteler ve tatil beldeleri yine doldu. Kalabalıklaştık.

Kalabalık yalnızlık duygusunu giderse de, 1.5 yıl önceki korkumuzu yeniden hortlattı…

Yoğunluk arttıkça bu Corona göçü sürerse acaba Didim bu kalabalığı kaldırabilecek alt yapıya sahip mi?

Yani, şimdi o korkuyu yeniden ve en derinden yaşıyoruz…

Umudumuz acilen yaptırdığımız 3. doz aşıda…

Bakalım o ne kadar bizi koruyacak…

Ama biz hala gizlenmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.

 Çünkü bu Corona yeni “virüs tugaylarıyla” sürekli saldırıyor…

Bu kez Corona mikrobu “ Delta Birliğini” insanların üzerine sürdü…

Bu gidişle yaşam savaşımız daha uzun sürecek gibi görünüyor…

Ama biz bu savaşı kazanacağız.. İnşallah…

Mehmet Ayçan /  [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?