Dönüş...Ama nasıl?

Yatıyoruz kalkıyoruz “Seçimde ne olur, kim kazanır, parlamenter sisteme dönülür mü” konularını tartışıyoruz..

Muhalefeti oluşturan Millet İttifakı hemen her cümlesinde parlamenter sisteme dönüleceğini açıklıyor.

İyi de bu nasıl olacak? Bunu net şekilde kimse ortaya koyamıyor.

Parlamenter sisteme dönüş öyle muhalefetin anlattığı gibi kolay görünmüyor.

Nedeni şu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi istemezse eski sisteme dönmek pek mümkün değil…

Bilindiği gibi muhalefetin iki büyük iddiası var.

1-Kanal İstanbul’u yaptırtmamak.

2- Başkanlık sisteminden vazgeçmek.

Kanal İstanbul’u muhalefetin engellemesini bırakın, bu projenin finans kaynağı bulması zaten çok zor.

Bulunsa bile öyle 5 ya da 6 yılda bitmesi imkansız… Bunu sağır sultan bile biliyor.

O nedenle Kanal İstanbul tartışmaları için zaman harcamak boşa kürek çekmek…

Sistem tartışmalarına gelirsek:

Hukukçulara göre eski sisteme ya da muhalefetin söylemiyle “güçlendirilmiş parlamenter sistem”e dönmek elbette imkansız değil. Ama bunun için anayasa değişikliği gerekli.

Bu yeni sistemi “milletin istediğini” iddia eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, faizlerin düşürülmesi, Kanal İstanbul’un mutlaka yapılması gibi konulardaki inadını ve ısrarını bilmeyen yok…

Bu durumda parlamenter sisteme geri dönebilmek için sadece ve sadece 2 yol kalıyor.

1-Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sistemin kendine de zarar verdiğini görüp, parlamenter sisteme dönmeyi kendisi isteyecek.

2- Muhalefet, anayasayı tek başına değiştirecek sandalye sayısına ulaşacak.

Görüldüğü gibi yüzde 50+1 alarak Cumhurbaşkanı seçimini kazanmak her şeye yetmiyor.

Tıpkı İstanbul Belediye Başkanlığını kazanıp, Belediye Meclisi’nde çoğunluk olamamak ve bu nedenle de her istediğini yapamamak gibi…

O nedenle sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, TBMM seçimleri de hayati önem taşıyor.

Birinci şartı tartışalım:

Erdoğan belki de önümüzdeki dönemde, yeni sistemdeki ezici gücün muhalefetin adayına geçmesini önlemek için böyle bir adım atabilir.

Kılıçdaroğlu’nun Kanal İstanbul için şirketlere para ödemeyeceklerini açıklamasının ardından Erdoğan’ın verdiği cevapta çok şey gizli…

“Devlette devamlılık esastır. Uluslararası Tahkim Mahkemesi yoluyla paraları sizden söke söke alırlar” dedi Erdoğan. Yani bir anlamda seçimi kaybedebileceğini kabul etmiş oldu.

Önümüzdeki günler, haftalar ve aylar siyasette çok şeye gebe olabilir.

Bir de bakarsınız Cumhurbaşkanı “Madem istiyorsunuz buyurun seçime gidelim ve anayasayı değiştirelim” de diyebilir. Bu ihtimal düşük olmakla birlikte, bu karar Erdoğan’a ya ana muhalefet lideri olarak siyasete devam şansı tanır, ya da muhtemel bir koalisyonun başbakanlığı yolunu açar…

Kısacası birinci koşul gerçekleşirse Erdoğan seçimi kaybetse bile siyaset sahnesinde en büyük aktörlerden biri olarak kalmaya devam eder. Anayasa değişikliği ve ardından yapılacak seçimle birlikte birinci parti olarak muhtemelen AKP çıkacağı için, kurulacak hükümet yine Erdoğan tarafından kurulur…

Ayrıca, bu sistemde devam edilecekse, başkanlığı kaybetmek AKP ve Erdoğan için senaryonun en kötüsü olur. Çünkü bütün güçleri elinde toplamış muhalif aday, Erdoğan’a siyaset hakkı tanımaz.

Yılların siyaset ustası Erdoğan’ın bütün bunları hesaplamayacağını asla düşünmeyin…

Bu noktada CHP’nin vereceği karar da çok önemli olur. Çünkü Erdoğan böyle bir teklifle gelirse ve CHP bunu kabul ederse yeni sistemle yıllar sonra ilk kez bütün gücü eline alarak iktidar olma şansını yakalamış olan parti, elinin tersiyle bu şansı itmiş olur.

Gelelim ikinci şarta:

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığını varsayalım…

Bu sistemden vazgeçmeyi sağlayabilmesi için 400 milletvekiline sahip olması gerekiyor.

Muhalefetin bu kadar vekile sahip olması hiç de kolay görünmüyor.

360 sandalye kazanırlarsa da anayasa değişikliği referanduma sunulabiliyor.

Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak, sistemi değiştirmekten çok daha kolay…

Muhalefetin bugüne kadar ikide bir erken seçim, erken seçim dediğini duyuyoruz.

Ancak daha adaylarını belirlemedikleri gibi, toplumu ikna edici bir projeyi de bütün detaylarıyla ortaya koymuş değiller.

Bu noktada da ister istemez toplumda “Sorunları çözerse yine Erdoğan çözer” söylemi yerini muhafaza etmeye devam ediyor.

Muhalefetin bir an önce adayını belirleyip, parlamenter sisteme nasıl dönüleceğini, neler yapılacağını net bir dille açıklaması gerekiyor.

Aksi halde yapılan konuşmalar boş söylem olmaktan öteye geçemiyor…

Seçim erken mi olur zamanında mı olur bilinmez.

Ama bilinen bir gerçek var ki, TBMM seçimleri Cumhurbaşkanı seçiminden çok daha önemli…

Zaman akıp gidiyor…

Hangi ihtimalin gerçekleşeceğini görebilmek için beklemekten ve izlemekten başka şansımız yok…

Baydu Can

28 Haziran 2021

[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Baydu Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?