Perşembenin Öyküsü: AŞK

MUTLULUĞUN KOŞULU

- Sevgili öğrenciler... Okulunuza ilk kez geldiniz… Hoşgeldiniz... Ben bölüm başkanınız Kutlu Nogay. Sizler bu ilk yılınızı bitirdiğinizde ben emekli oluyorum. O nedenle akademik konuşmayacağım. Size aşk öykümü anlatacağım. Sonraki yıllarda da benden sonraki bölüm başkanlarının aşk öykülerini anlatmasını bekliyorum…

- Bizlere mirasınız bu mu olacak saygın profesörümüz?

- Çocuklar tanıştırayım… Profesör Ceren Tartar. Sınav kâğıtlarını kuyumcu terazisinde tartar. İtiraz etmeyin. Saygın Ceren değişiklik olsun. Olmaz mı?

- Düşünülebilir… Buyrun Kutlu bey… Öykünüzü bekliyoruz…

- Yıllar önceydi… Orta okula başlayacağım... Avukat olan dayım bir dava için Kahire’ye gitmişti. Dava uzun sürdü. Son gün Arapça yeminli çevirmen; “

Bir daha kolay kolay yolu düşmez. Bir hafta Mısır’ı gez” demiş. Dayım iki kızıyla benle kardeşimi yanına çağırdı. Babamsa başımızda.

Parmağınızı kalmış görüyorum… Buyrun Profesör Orkun. Unutmadan sevgili öğrenciler. Sınıfın anahtarı Profesör Orkun’da. Ve sınıfa ilk girendir. Kendisinden sonra gelen öğrenciyi derse almaz.

- Sevgili öğrenciler. Saygın bölüm başkanımızın bellek emekliliği iki yıl önceden gelmişti. Soruyorum: Profesör Kutlu Mısır’da mı âşık oldunuz?

- Soru çok erken Profesör Kutlu. Dinliyorsunuz…

Kahire Müzesi’ne gitmiştik. İlk orada gördüm.

- Aşkınızı mı?

- Nefertiti’yi…

Müze rehberinden öğrendim… Firavun IV. Amenhotep'in eşi, Firavun Tutankhamun'un kayınvalidesi. Adının sözcük anlamı "güzellik geliyor" ya da "güzelden gelen" imiş. Nefertiti Mısır'ın en güçlü kadınlarından biriymiş. Kocası tek tanrılı dini kurunca Akhenaton adını almış.

Nefertiti kocası Akhenaton ile yani firavunla aynı düzeyde bulunuyormuş. Ve güzelliğini müzede görmeli…

- Nefertiti’ye mi âşık oldunuz Profesör?

- Nerden çıkardın sevgili öğrenci?

- Âşık olmuşsunuz gibi anlattınız da…

- Değil. Nefertiti’ye âşık olmadım. Ertesi gün başladık piramitleri gezmeye… Önce Giza Platosu’na gittik. Giza Sfenksi’ni gördük

Dünya’daki en büyük taş yontusu imiş. Yükseklik 20 metre. Pençelerinin arasında bir tapınak. Yatan aslan biçiminde kafası ise firavun yüzü Firavun Kefren’in olduğu sanılıyormuş.

- Profesör yoksa Kefren mi?

- Ne ilgisi var sevgili öğrenci? Kefren erkek. Sonra piramitler… Mısır’da 100’e yakın piramit bulunurmuş. Piramitler biçimli taşlardan yapılırmış. Eski Mısır da bir “platform - mastaba” kültürünün ürünüymüş. Firavunlar için yapılırmış.

Ve onlarda aşkımı görmeye başladım…

Döndük sonra. Ama sönmüyordu içimdeki aşkın ateşi…

- Profesör cinayet araştırmasında kanıt arayan dedektiflere döndük.

- Profesör babam pskiyatr. Ondan duydum. Küçükken de insanın aşk sandığı bir algısı olabilirmiş.

- Sevgili öğrenci bunu düşünebilirim. Neyse…

Aşk öykümü anlatıyordum… Medusa’yı öğrendim.

Yunan mitolojisinde gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavarı öğrendim.

Gorgon kardeşlerden tek ölümlü olanıymış. Bakanı taşa çeviriyormuş… Kahraman Perseus öldürmüş. Ayna ile hamile Medusa'ya bakabilmiş ve böylece kafasını taşa dönüşmeden kesebilmiş.

Kafasını kestikten sonra Medusa’nın boynundan fışkıran her bir kan damlası yılanlara dönüşmüş.

Derginin bir sonraki sayfasında Maya uygarlığını anlatıyordu…

Mayalar, Aztek Uygarlığı'nın atasıymış. Mimarilerine Popol denirmiş. Yapılarda matematiği kusursuz kullanmışlar. Mısır piramitleri gibi güneşin geldiği açıya göre yapılmışlar. Su baskınlarına karşı yeraltı sularını kanallara ayıran su kemerleri yapmışlar.

Pamuğu dokuyup boyayarak giyim malzemesi olarak kullanmışlar... Kauçuk ağaçlarından lateksi alıp lastik üretmişler. Motorlu arabalarda kullanılan lastikten önce kauçuğu kullanmışlar. Milattan önce 1600’lü yıllardan söz ediyorum.

Astronomi, matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri bir uygarlık düzeyi. Ön-Türkler gibi Mayalar da yeşim taşına özel bir önem vermişler.

Hele İnkalar’ın 2430 metre yükseklikteki kenti Maça Piçu. 1450’de yapılmış. 3000 basamak var. Gençlik turuyla gittim. Ve her basamağı tek tek çıktık. Sanki bir kutsal törendi bizim için.

Diyeceğim hepsi aşkımı anımsatıyordu…

Her biri içimdeki ateşi körüklüyordu…

- Profesör… Aranan sevgili mi?

- Aşkımı bulmuştum sevgili öğrenci. Her yerde onu görüyordum…

- Profesör… Yoksa aşkınız mı size yüz vermiyordu…

- Hayır sevgili öğrenci… Aşkımın bana yüz vermesi önemli değildi…

- Profesör Platonik aşk mıydı?

- Hayır sevgili öğrenci… Platonik de değildi… Şimde de değil... Nereye baksam görüyordum aşkımı…

Dünyanın en eski buluntusu 40 bin yıllık Hohle Fels Venüsü'nde... İnka sürahilerinde… Tarihi tekerleklerde… Kleopatra’da... Mezopotamya’nın Zigguragat’larında görüyordum aşkımı…

Zigguratlar piramitlere benzeyen tapınak kuleleri.

Ur Zigguratı’nı görmüştüm bir çizgi filmde.

Basamakları tırmanıyordu kahraman. Sanki ben tırmanıyordum…

Bilemezsiniz… Ne kadar heyecanlanmıştım…

- Profesör…

- Dinliyorum sevgili öğrenci.

- Bu bölümü seçtikten sonra öğretim üyelerinin özgeçmişini anlatan sayfalara baktım.

- Benimkini de okudun. Bunca yıllık akademik yaşamımız da bir tek öğrenci bizlerin özgeçmişini okumuş. Sorun ne… Sorun ne?

- Özgeçmişiniz çok kısaydı. Üç dört tarihle birkaç alışılmış bilgi. Ve sonra son cümle: Evli. Sonra sizi tanıyanlara sordum. Eşinizi çok seviyormuşsunuz. Aşkınız eşiniz mi?

- Eşim benim aşkım. Yanlış söylememişler.

- Bir aşk öykünüzü anlatıyorsunuz… Bu durumda iki aşkınız var. Evli olduğunuz eşiniz, öteki aşkınızı biliyor mu?

- Evlenmeden önce de biliyordu.

- Sizinle aşkınızı bilerek mi evlendi?

- Evet. Bilerek evlendi.

- Hiç kıskanmadı mı? Kıskanmıyor mu?

- Hayır. Eşim çok açık biridir benim gibi. Tam tersi beni hep destekledi… Ben de onun aşkına karışmam.

- Ama profesör… Nasıl açıklanabilir bu durum?

- Sevgili öğrenciler… Amfi 100 yıllık tarihinde hiç bu kadar sessiz olmamıştır. Şimdi aşkımı açıklayabilirim…

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?