Hiçliğin ötesi

Şairler, yaşadığı hayattan süzdükleri, insanlar arasında bulduğu ilişkiler ve geçmişin buruk anıları onların şiir dilini oluşturur. He şey bir duygu ve anı olarak yaşanır mısraların arasında ve şiir aslında yaşananların özündedir. Duyguyu duygu olarak değil de, şiir olarak yaratmanın biçimidir bu tensellik! Şiir dili böylece nesnelleşirken alçaktan uçan lirizm de bir duygu olarak şiirleşir…

Mehmet Sadık Kırımlı’… Son şiir kitabı ‘Hiçliğin Ötesi’ni şiir sever okurlara, ustadan son kitap olarak sunuyor. Kendisine daha nice yaşamlar ve kitaplar diliyorum. Komşum olduğundan, hem çalışmalarını hem de şiir adına üretiminde ne denli titiz olduğunu bilirim. Hayalinde oluşturduğu kelimeleri yansıtırken defalarca düşünür, hatta onları olmamış diye sildiğini bilirim… Bu nedenle damıtık şiirlerini severek okurum;

“…benimle yürüyen yolun arasından / geçip gidiyor sabah ayazı / evrenin mavi gözleri gibi bakıyorum / yaşadığım kentin sokaklarına / her yoksul evin kapısı birer hüsran // kimse beni, ben kimseyi hiç tanımıyorum / bu sokakta yalnızım / peşimden geliyor bıraktığım gölgeler / kahır dolu pencereler bakıyor gözlerime / çayırlar kurumuş yapraklar solmuş / son yazın ayak izleri tokat gibi iniyor yüzüme // şu pasaklı suda yüzen nar taneleri / usulca yanımdan çekiliyor bir kenara / bekliyorlar orada beni sessizce / doldurmak için az önce benden boşalan / pekte önemli olmayan yerleri…” (***)-(sy.57).

Evet, sıra dışılık nasıl olur, bilen var mı bu düşünceyi ya da bu teoriyi? Hayatın bir anlamda membaı çelişkidir. Ve bu düşüncelerin doğrultusunda… Kavram, realitenin alt katmanlarına gizlenmiş duyu-düşün enerjisinin göstergesidir. Daha daha çatışmadır, çarpışmadır kişioğlu için. Duyuş-düşünüş sürecindeki amansız bir soru üretme döngüsü… (Yeter ki kısır döngüye düşmesin kişi). Her an, o an, rüya an, karşısına dikilen doğru’nun esriğiyle boğuşma zorunluluğu ki sonrayı belirlemektir sanki: “… Evrenin mavi gözleri gibi bakıyorum / yaşadığım kentin sokaklarına…” (***), dediği ve devamındaki dizelerle, anlamın dehlizlerine yolculuğunun tanıklığını sağlıyor okuyana.

Karanlığın içerisinden, alacakaranlık olan uzam aydınlık olana değin. Zamanı, “… Kahır dolu pencereler bakıyor gözlerime…” sahnesinden kâğıda kavuşturuyor şair. Durumu kıvamında yakalayıp söze, gümüşe indirmek mi ereği? Yürürlüğe sokulmuş söyleme biçimi, uzun soluklu anlatı, acının-hüznün seyrini belirlemiş.

Arayışın zorluğu orda; acıdaki, hüsrandaki yanıtların yansımasındandır… İnsanlığı inciten, yaşamı daha derin düşündüren ve sonra (yarın) kaygısına bağlayan. İçinden geçtiğimiz/içimizden geçen, modern zamanın bıraktığı hasarların kanıdır, değerli şair ‘Mehmet Sadık Kırımlı’ damıttığı ve şiire karışan…

www. haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?