Perşembenin Öyküsü

HAREKETİN KEYFİ

“Geldik apartman yönetim kurulu toplantımızın son maddesine. En önemli maddemiz. Zeminde boşaltılan yedek parça deposunu yeniden kiraya vereceğiz. Aynı düşüncedeyiz değil mi? Buyrun Sibel hanım…”.

“Hepimize sordunuz ama… Hepimizin adına yanıtlıyorum. Hepimiz aynı düşüncedeyiz.”.

“Sibel hanım. Kime kiralayacağız? Var mı bir öneriniz?”.

“Akın bey. Çok seçenek var.”.

“İpek hanım. Çok seçenek var. Var da hangisi?”.

“Bovling. Tam spor salonu oyunu. 10 lobut var. Oyuncu bir topu seçer ve hattın başındaki çizgiyi geçmeyecek şekilde topu lobutlara doğru atar. Amaç topla çok sayıda lobutu devirmek. Hiç deviremezse ikinci atış. Sonra top öteki oyuncuya geçer. İşin güzel yanı tek kişiyle de oynanabilir.”.

 “Maksat sporsa…”.

“Okyay bey öyle demeyin. Gelenler gidenler… Çay kahve…”.

“Zümrüt hanım. Önce anlayan birisini bulmalı. Bu işin ne kadar süreceği belli değil. Çıkmaz sokağa girmeyelim.”.

“Ben de Turgay beyle aynı düşüncedeyim.

Market olsun…”.

“Selin hanım market hiç olmaz. Bu bina yapıldığında çevremizde üç market vardı. Dördüncü olmayı hangisi ister? Pişti, okey, 52 varsa hepimiz koşuyoruz ama…”.

“Öyle demeyin Umut bey!”

“Neden Aylin hanım?”.

“Bayanlar bilir. Bir marketin sattığını ötekisi satmıyor. Her ayrı ürün için market market dolaşıyoruz. Maksat spor olsun, deyip geçiyoruz.”.    

”Peki. Bu bir seçenek. Başka?”.

“Sinema salonuna ne dersiniz?”.

“Erdem bey. Artık sinemaya giden mi kaldı? Hangi işletmeci kollarını sıvar?”.

“Diyelim ki, bir hafta kovboy filmleri oynatsın. Bir hafta sessiz filmleri. Bir hafta tarihi filmler… Olmaz mı?”.

“Olur da bütçesi büyük Aytunç bey.”.

“Filmleri getirip oynatacak Aylin hanım.”.

 “Oynatmak icin izleyici gerekli. İzleyici için tanıtım. Bu işin tanıtımı var. Gazetelere ilan var. Radyo reklamı var. El ilanı var. Afişi var. Var da var. Ayrıca eski filmler İnternet’te de var.”.

“Hepsini bir araya getirmek zor gibi Aylin hanım. Ancak sinemaya gitmenin de bir ayrı keyfi var. Hele hele topluca sinemaya gitmenin lezzeti de ayrı.”.

“Yöneticiniz konuşuyor. Başka önerisi olan?”.

“Kapalı spor salonu işletilsin.”

“Hangisi Erdal bey?”.

“Halı saha. Topa vuranlar bilir. Olmaz mı Yağız?”.

“Tam bizlik! Tuttum bunu!”.

“Beyleeer… Yağızzz… Bir şey unutmadınız mı?”.

“Şenay hanım bomba gibi öneri. Nesini unuttuk!”.

“Ya biz bayanlar?”.

“N’olmuş bayanlara?”.

“Erdal bey… Biz bayanlar halı sahada top mu koşturacağız?”

“Doğru be yahu Erdal bey. Müşterilerin yarısı yok.”.

“Bu aklıma gelmedi Yağız. Şenay hanım sizin öneriniz ne?”.

“Aletli spor salonu.

…ne dersin Selin?”.

İyi olur da…”.

“Neresinde takıldın Selin?”.

“Dambıl, bar, kondisyon aletleri, fitness makineleri, sırt ve omuz kası çalıştırma aleti, göğüs çalıştırma aleti, göğüs, omuz ve kol kasları çalıştırma aleti, arka omuz ve trapez çalıştırma aleti ve daha birçok alet var. Bu işe girecek yatırımcı gibi düşünelim…”.

“Selin hangimiz spor salonu işlettik?”.

“Aytunç bey aletli spor salonuna gittiniz mi? O kadar alet… O kadar dekorasyon… O kadar kira… Ayrıca elektriği, suyu… Ve de vergisi… Ne dersiniz Dinçer bey?”.

“Bakkalım ama onaylıyorum… Sürümü az olabilir… Saati pahalı gelebilir…Tıkandık!”.

“Durun! Apartmanımızın en kıdemli yaşlısı Almila ninemiz gülüyor…”.

“Gülmez miyim Oktay bey oğlum…”.

“Neden gülüyorsun?”.

“Sevgili Aylin. Ahha deminden beri işletmeci arar durursunuz. Onun kulbu yamuk, bunun dibi delik, şunun ağzı burnu çalık dersiniz.”.

“Ne yapalım nineciğim?”.

“Yağız bir de gencim diye geçinirsin. Çalıştırsana saksıyı!”.

“Nasıl çalıştıracağım?”.

“Dök kafana içtiğin suyu. Yağ niyetine. Selin ve Filiz. Sandalyelerinizi alıp geçin karşıma. Biriniz sağımda, biriniz solumda oturuyorsunuz. Konuşurken bir sağa bir sola bakamam.”.

“Tamam da. Salonun yarısı bayan. Neden ikimiz?”.

“Sen sorasın diye Filizciğim. Selin sen de soracak mısın?”.

“Burada o kadar bey var. Neden ben nineciğim?”.

"Sus Yağız velet! Sıra sana da gelecek.

Filiz hanım kızım sağlığınla ilgili nelerden yakınmıştın bana?".

"Ağrılarım var. Ayaklarımda. Kollarımda. Ellerimde. Omuzlarımda... Bazan kılımı bile kıpırdatamıyorum... Çabuk unutuyorum... Kolay anımsayamıyorum... Çabuk yoruluyorum...".

"Selin sen antropologsun. Ne anlatmıştın geçtiğimiz yıl?".

"Nineciğim o kadar çok şey konuşuyoruz ki... Biraz çıtlat...".

"Hani bugün bizler eski insanlara göre şanslıymışız...".

"Tamam…. Avcılık toplayıcılık dönemi... O dönemde insanlar yerleşik değil. Sürekli dolaşıyorlar. Hem avlanıyorlar hem de yiyecek topluyorlar... Çevrede yiyecek bitti mi başka yere göç...".

"Anladııım.".

"Ne anladın Filiz hanım kızım?”.

“Sürekli hareket ediyorlar.”.

“Dur durak yok yani.”.

“Yağız! Sus! Hem kaç aylık doğdun sen?”.

“Çocuk düşüncesini söyledi.”.

“Erdal bey oğlum… Takımda sen yoksun. Sen de sus.”.

“Nineciğim bari sen konuş.”.

“Camdan çıkar gibi kesmezseniz sözümü… Konuşacağım…

Teknoloji hareketsizliği getirdi. Hareketlerimiz azaldı. Organlar hep birlikte çalışmalı. Herkesin yürüyecek kadar zamanı her zaman olamayabilir… Herkesin evde masa tenisi olmayabilir… Yürüme bandı olmayabilir… Kaç kere denize gidebiliyoruz… Kaçımızın var ki, bahçe işleriyle uğraşalım…”.

“Peki sen ne öneriyorsun nineceğim?”.

“Yönetici bey oğlum. Sen de takımda değilsin. Şimdiki seçimde sana oy vermeyeceğim… Ceza olarak. Önerime gelince…

Bovling salonuna gerek yok! Halı sahaya gerek yok! Markete gerek yok!  Sinema salonuna gerek yok! O kadar işletmeci aramaya gerek yok! O kadar para harcanmasına da gerek yok!”.

“Ne yapacağız?”.

“Selin hanım kızım senin çenene de gerek yok!”.

“Hani takımdaydım?”,

“Sana sarı kart Selin. Bir daha konuşursan kırmızı!

Hangisi olursa olsun işletmeci aramayacağız…

Önerimi bekler gibi bakıyorsunuz… Biz işleteceğiz. Bakmayın öyle balık balık. Dinleyin… Avcılık toplacılık döneminde insanlar sağlıklı mıydı Selin? Konuş.”.

“Sağlıklıydı.”.

“Avcılık toplayıcılık döneminde spor aletleri var mıydı Selin hanım kızım?”.

“Yoktu. Ve…”.

“Çok konuştun bu kadar yeter!

Aşağıdaki salonu biz 40 aile işleteceğiz…

Marketteki gibi raflar olacak. Raflarda numaralanmış kutular.

Yağız sen neciydin…

“Neci mi?”.

“Sen ne işe yararsın Yağız?”.

“Yazılımcıyım. Program yazılımcısıyım.”.

“Raflarda numaralanmış kutular var demiştim. Sözgelimi K7, A5, Z99 gibi. Filiz hanım teyzen gibi birisi gelecek. Yirmi liralık fiş alacak.

Fişte söyle yazacak: N18’i B40 ile değiştir. N18 tepede. B40 dört raf ötede. En aşağıdaki bölümde. Yürüyecek. Dört raf ötedeki B40 kutusunu arayacak. Bulacak. Filiz hanım elindekini yere bırakacak. Uzanacak tepeye.B40’ı alacak. Yere bırakacak. Yerdeki N18’i alacak. Uzanacak. B40’ın yerine koyacak.

“Ne yapacağım şimdi?”

“Filiz hanım kızım. Bakacaksın fişe... Yürüyeceksin… Eğilip ya da kalkacaksın. Kutuyu çıkaracaksın. Önceki raftan aldığını koyacaksın….

Yürü… Dur. Eğil kalk. Bulduğunu çıkar. Aldığın koy…

Yürü… Dur. Eğil kalk. Bulduğunu çıkar. Aldığın koy…

“Anladııım… Eğil kalk uzan yürü… Eğil kalk uzan yürü… Eğil kalk uzan yürü…”.

“Uzatma Filiz İşte bu! Avcılık için yürüyeceksin. Toplayıcılık için kutular… Egzersiz bu. Arılar gibi hareketli olmak.

Kutuların altında bir düğme bulunacak. Kutu alınıp yenisi konduğunda bilgisayarı uyaracak.”.

***

Murat B. Tepebaşılı

 

 

*

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder

# var, iyi, tam, çay

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?