Hiçbirşey olmamışsa bile, mutlaka birşeyler olmuştur!


Ülkenin bugünkü hali pür melalini en iyi kim anlattı.
Tarihe geçen sözü kim söyledi?
Damat. Evet, evet Damat.
Ne dedi ? Koltuktan kalkarken veya kovulurken.
AT İZİ, İT İZİNE KARIŞTI.
Yani atla it birbirine karıştı.
Bir organize suç örgütü lideri başrolde.
İtiraf ediyor, senaryo yazıyor, katilleri anlatıyor.
Koltuklarında oturanlar bu senaryonun figüranları.
Öyle ya figüranlar çok konuşamaz, fikir beyan edemez.
Yönetmen emreder, figüranlar yönetmen adına dayak yer.

*     *     *

Medya ile ilgili tarihe geçen sözü kim söyledi.
Organize suç örgütü lideri Sedat Peker.
Ne dedi ?
NAMUSU MAAŞI KADAR OLAN GAZETECİLER VAR.
Biz mesleğimiz adına çok üzülüyoruz.
Ama bu mesleğin işçileri olarak şunu biliyoruz.
Bunlar gazeteci değil;
Tüccar, ajan, kemiksiz, korkak, sinsi, fırsatçı.
Okuyucular bunları kelli felli görünce adam zannediyor.
Bunlarda ifşa olmadıkça;
Kullanılma süreleri dolmadıkça;
Filan bakan aradı, bana şunu anlattı,
Memleket uçuyor, kaçıyor diye köşelerde ahkam kesiyor.

*     *     *

Bir gazeteci düşünün;
Köşe yazarı iken dayak yemiş,
Gazetesi siyasetçi talimatıyla mafya tarafından basılmış,
Cam, çerçeve inmiş.
Gün geliyor, gazeteci, gazetesine oluyor yayın yönetmeni,
Baskını yaptıran çete lideri açıklıyor;
"Siyasetçi telefon etti. Baskını ben yaptırdım."
Yayın yönetmeni tek satır yazamıyor.
Ne haber, ne yazı, ne de bir savcıya suç duyurusu.
Neden ?
İşaret bekliyor, talimat bekliyor.
Sayın yayın yönetmeni;
Yayın yönetmeni demek, lider demektir.
İNSANLARI ZEKALARI DEĞİL,
KAZANDIKLARI PARA DEĞİL,
ALDIKLARI SORUMLULUK LİDER YAPAR.

*     *     *

Bugünkü durum Susurluk'a benzetiliyor.
Susurluk zamanında Milliyet'i yönetiyorduk.
Şehir baskısını tamamladık, eve gitmeye hazırlanıyorduk.
Bir anda bir yerlerden düğmeye basıldı.
Mercedes kamyonun altına girdi.
Kısa sürede tüm gazetelere meçhul telefonlar geldi.
Aslında saatlerce sürebilecek bir haber,
Fazla enerji sarfetmeden bir saatte önümüzdeydi.
Tarihe geçen tam sayfa manşeti attık;
MAFYA, POLİS, MİLLETVEKİLİ AYNI OTOMOBİLDE.
Belli ki "DERİN" bir hesaplaşma vardı.
...Ve düğmeye basılmıştı.
Tıpkı şimdiki gibi.
Tıpkı eski yoldaş FETÖ ile ayrılıkta olduğu gibi.
Burada da insanın aklına tarihe geçen başka bir söz geliyor.

HİÇBİRŞEY OLMAMIŞSA BİLE MUTLAKA BİRŞEYLER OLMUŞTUR.

Ercüment Erkul / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ercüment Erkul - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

05

Abdurrahim Çokgüngör - 1*“İnsanlık utansın” Bu ülkemizde de her türlü “kara”nın cirit atmaya başladığı dönemin hemen hemen başında bir gazetenin manşeti. 4 darbeye yol açan olaylar ne idi? Niçin? Mehmet Eymür “Yabancı istihbaratçılar 1960’tan beri ülkemizde cirit atıyor” demişti. Bu 50 yılda ne olmuştu? Anarşi ve terör yetmedi bir de çok sayıda uyuşturucu ve silah kaçakçısı çete türedi. Bu alt yapı. Ya üst yapı? Binbir suratlı FETÖ. Sivil toplum kuruluş diye yola çıkartılırken bir istihbarat aparatı ne planlandı? Bir gün paralel devlet yapılanması olarak zuhur edince anlaşıldı. İlginç olanı suç örgütleri dış istihbaratların yönlendirmesi ile FETÖ’ye yan kolları olarak eklendi. Yani FETÖ bir yandan paralel devlete soyunurken zamanla paralel suç örgütü olarak bir fitne-fesat ahtapotu olarak karşımıza çıktı. Bu hal ülkemizi vesayet altında tutmaya çalışanların projesidir. Küçük bir örnek mi? Hemen 13 Mayıs 1981’e gidelim. Hürriyet yazı işlerinde o gün akşam üzeri hummalı bir çalışma içinde. Gazete yayına verilmek için hazır. Sadece manşetin yeri boş. Genel Yayın Müdürü Nezih Demirkent dakikalardır odasına şok suikast haberin başlığını düşünüyor. Derken hızla odasında çıkıp yazı işlerine girer, manşeti dile getirir: “İnsanlık utansan”

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 02:23
04

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Niçin Türkiye değil de “İnsanlık utansın”. Olay ne idi? Önce Türkiye’yi utandıran gazeteci suikastinin canisi cezaevinden kaçırılıyor. Çıkarken not da bırakıyor "Papa’yı vuracağım." Ve Roma’ya götürülüyor. Ve binlerce insanın gözü önünde Papa’ya kurşun yağdırıyor. Yıllarca bu olay konuşuldu. Asıl azmettirici olaydan Bulgar ve Sovyet parmağı olduğunu pompaladı. Bir din adamı komplo ile vuruluyor. Bu hal herkesi utandırır değil mi? Peki bu noktaya nasıl gelindi? O soğuk savaş döneminde muhalifleri susturmak, siyasi iktidarları devirmenin darbeden sonra yeni yöntemi ABD işi yasa dışı örgütler kurmakla oldu. Yani istihbarat + mafya marifetiyle hibrit savaşa başvuruldu. Bu yöntem mafyaları bir anda global güç haline getirdi. İstihbarat örgütlerinin yer altı dünyasına girmesi ile suç örgütleri ekonomik gücün yanında siyasi güç de elde etti. Aslında istihbarat + mafya olayı 20 yüzyılda ABD Başkanı Wilson ile başlamıştı. O Osmanlı dahil bazı imparatorlukları parçalamak için mafya ile işbirliği yaptı. Küresele dönüm tarihi 2. Cihan Harbi oldu. ABD, İtalya çıkartması sırasında mafyadan destek aldı. Savaş sonrası İtalyan mafyası yeni imkanlarla ödüllendirildi. Ve mafyalar terör örgütleri derinden derine uluslararası arenada boy göstermeye başladı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 02:19
03

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Kara paraları yani uyuşturucu ve silah kaçakçılığından gelen finansı aklamak için ABD ve İsrail istihbaratları Vatikan ve İsviçre banklarını kullandılar. 1970’lerde uyuşturucu mafyası küresel sahneye çıkıyor. Bizde ise 1980’lere doğru ufak çapta da olsa uyuşturucuda adımız geçer oldu. İlk zamanlarda yerli mafyasının uyuşturucuda şimdi Peker gibilerin hedefi olan Kolombiya mafyası ile alışverişe başladı. Küçük çapta eroin verip kokain alınıyordu. Bu durum şeytanın aklına ne getirdi de yerli mafyanın kapısını 1980’lerin başında çalındı. Şöyle: CIA-MOSSAD’ın işbirlikçisi İtalyan mafyası para aklamada 1978’de büyük bir sorunla karşılaştı. Yeni Papa 2. Paul Vatikan’a bağlı bankanın para aklamasına karşı çıktı. Etekleri tutuşunca çareye arandı. Çözüm mü: Papa ortadan kaldırılmalıydı. Nasıl?. Devreye hemen işbirlikçi CIA-MOSSAD girer ve Türk mafyasına işaret eder. Türkiye’de terör ve anarşinin mimarı CIA bir mafya liderinin ismini verir. Temasa geçilir. Teklif yapılır. “Papa’yı ortadan kaldırın size Avrupa pazarını açalım.” Cevap: “Bunu yapacak bir adamımız var. Ama o hapiste. Çıkarın o işi bitirelim”. Yani M. Ali Ağca’nın adını vermiş. Yerli mafyaya Avrupa kapısını açan bu örnek iyi irdelenmeli. Yerli mafya, istihbaratın eşliğinde önce ekonomik güç sonra ise başka avantajlar sağlar. Türkiye art arda binbir olay ve sorunla karşılaştığında hep istihbarat ürünü mafyamızın parmak izine rastlanır oldu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 02:17
02

Abdurrahim Çokgüngör - 4*İşte 13 Mayıs 1981 olayı bir anahtardır. Ve mahiyeti itibariyle küresel gayri meşru bir sonucu olduğu için “İnsanlığı utandırır” Aklı olan için ise CIA ve MOSSAD ikilisinin çevirdiği her entrika ve komployu açacak bir anahtar olabilir. Tabi bu ikili yalnız değildir. . 1980’lerde Afgan narkosu bir kaç koldan Avrupa’ya sevk edilirken Türkiye de bundan nasibini alıyordu. Öğrenci olaylarından sonra Ermeni terörü netice vermeyince PKK terörüne 1984’te start verilir. Bu arada doğulu bir çok insanın cepleri narko-dolarla dolması yerel güçleri panikletir. Buna karşı çözümü milliyetçi gençleri kullanmak olur. Hele 1990’larda tırmanan terörü engellemek için bizde nice odak sağcı ideolojik örgütleri kullanmaya başlar. Ve bilinen olaylar yaşandı. Düşünebiliyor musunuz? O dönemin baba adayı Sedat Peker zamanın Başbakanı Çiller’in kocasına muhatap yapılacak kadar satışı yapılır. O baba taslağı 2000 yılında CIA temsilcileri ile buluşur. Artık o da istihbarat işi mafya maşası. 1970’lerin başında ortaya çıkan ve 1990’larda zirve yapan mafya babalarının saltanatı 2004 sonrası art arda dareler yedi. 55 çıkar suç örgütü çökertilir. Ama FETÖ’nün 2006 sonrası dümene geçmesi gaflet sebebiyle ne peşinde olduğu ancak 7 Şubat sonrası biraz aydınlanır. Ama ülke FETÖ bataklığına çevrilmesi kafalarımızı karışık hale getirir ve basiretimiz körlenir. Ava çıkanların arkadaşını vurması gibi bir dizi olay yaşanır. Bu sırada 2015’te serbest kalan Peker ne yaptı dersiniz? Yani bir şey oldu da amaç tam anlaşılamadı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 02:16
01

Abdurrahim Çokgüngör - 5.Bugüne kadar Papa suikastinin asıl hedefi olan manevi meselede ne anlama geldiği tam irdelenmedi. Vatikan Konsülü 1962’de bir dizi karar alırken İslam’ı bir kurtuluş dini olduğunu kabul edip Müslümanları kafir olmaktan çıkardı. Ve bayramlarda kutlama mesajı yayınlaması rahatsızlık uyandırdı. Sebebi ise siyasi. İsrail’in kuruluş ve gelişme sürecinde Hıristiyan-Müslüman yakınlaşmasından rahatsız oldu. Hıristiyan-Müslüman ittifakına karşı idi. MOSSAD’ın suikast olayındaki rolü hiç irdelenmedi. Ayrıca 1984 yılında Avrupalı Kardinallerin gizli toplantısında Tevhid’e yakın bir karar da alması panikletti. Batı’daki bütün neoliberal iktidarlar kararın açıklanmasını engelledi. Ve hemen FETÖ bozucu bir unsur olarak devreye sokuldu. Eski bir Hürriyet mensubu Baha Özler anlatmıştı. Eisenhower, Komünist tehlikesine karşı Hıristiyan-İslam ittifakını destekledi. İlki 1967’de olmak üzere 4 Papa Türkiye’yi ziyaret etti. 2. Papa’nın 1979’daki ziyaretinden 2 yıl sonra suikaste uğraması tesadüf değil. Geçelim. Bu suikastte ilginç tevafuklar var. Tarih 13 Mayıs. Bu13 rakam Hıristiyanlarca uğursuz kabul edilir. Hz.. İsa’ya ihanet eden 13. Havari sebebiyle. Tarih 13 Mayıs. Papa ismi Ioannes (7) Paulus (6) = 13. Suikast yılın 5.ayda + saat 5’te+ 3 kurşun = 13. Suikastçi Mehmet Ali Ağca = 13 harf. Nerede İtalya (6) Vatikan’da (7) =13. Hicri yıl 1401 (6) + 7. ayında =13. Ama bu Papa yaşadı. 13 yıl sonra yazdığı bir kitaba Fatiha Suresi’ni aldı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 02:15


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?