Kendimle konuşmalar: Bugüne dair kişisel bir durum tespiti...

Eskiden...

Yani 30, 40, 50 yıl önce...

Yani, galiba Turgut Özal'dan önce...

Evet; hayallerimiz, isteklerimiz, beklentilerimiz daha mütevaziydi, ama onları gerçekleştirme olanaklarımız çok daha fazla idi...

Bugün ise...

Hayaller, istekler, beklentiler sınırsız. Öte yandan, bunları gerçekleştirme imkanı neredeyse sıfır!..

Örneğin, eskiden orta halli bir esnaf, memur ailesi çocuğunu iyi bir özel okulda okutabiliyordu... iyi bir üniversitede iyi bir eğitim alma şansımız oldukça yüksekti... mütevazi cep harçlıklarımızla -kendimizce!- gezip eğlenebiliyorduk ve yaşantımız bizden çok daha fazla harçlığı olan arkadaşlarımızdan pek de farklı değildi doğrusu...

Ancak, işin bir başka yüzü daha vardı: Sürekli okuyorduk mesela. Diyelim; kimse bize ödev vermediği halde, bir tatil günü iki arkadaş buluştuğumuzda, aramızda Yaşar Kemal'in mi, Kemal Tahir'in mi daha büyük yazar olduğu üzerine saatlerce tartışıyorduk...

Spor yapıyorduk ama, para, şan, şöhret için değil, yarışmak için, eğlenmek için, 'sağlam kafa-sağlam vücut' için...

Meyhanelere de gidiyorduk, tiyatrolara, sergilere, konserlere de...

Ve her şeyin gerçekten kıt olduğu, hatta neredeyse hiç bulunmadığı bir ortamda, bir kısmımız gelecekle ilgili hayallerimizi -ama az, ama çok!- gerçekleştirebilme imkanı bulabildik. Bulamayanlarımız da, o hayalleri kurabildi, orada bir yol olduğunu ve o yolda yürüyebileceğini hissetti, hissedebildi en azından...

Oysa, bugünün şartlarına bakıyorum...

Her şey bol bol var...

Ama, ulaşılamıyor!..

Bir çocuğun özel okullarda okuması için bayağı bir servet harcanması gerekiyor... Devlet okulları ise bir fecaat, oradan çıkan bir gencin iyi bir üniversite kazanması neredeyse imkansız. (Bizim zamanımızda çok iyi eğitim veren devlet okullarını anımsıyorum!)

Her şey paraya, maddiyata endekslenmiş durumda. Bir 'şey'e sahipsen mutlusun, başarılısın... Değilsen ezik ve 'kaybeden'sin...

Ve dolayısıyla, her şey para, maddiyat için yapılıyor. Merak, zevk, hobi, sanat, estetik, kültürel birikim, donanım vesaire, paraya tahvil edilmediği müddetçe, hikaye...

Bir şeyleri istiyorsun. Çünkü onlara sahip olmadan varlığının hiçbir anlamı yok, kimse tarafından önemsenmiyorsun, kabul edilmiyorsun, dışlanıyorsun. Dahası, aşağılanıyorsun...

Fakat görüyorsun ki; normal şartlar altında, o şeylere sahip olman imkansız!..

Sonra gelsin yozlaşma, yalan, dolan, talan, hırsızlık, dilenme kültürü, kıskanç, sevgisiz, ahlaksız, kinci nesiller...

Eee, başka ne olacaktı ki?..

Böyle bir ortamda, böyle bir iklimde başka ne olmasını bekleyebiliriz ki?..

Açık ki, bu işte bir yanlışlık var, bir şeyler (çok şeyler!) toptan değişmeli, düzelmeli...

Hem de acilen...

Yoksa, hiç de umut verici bir gelecek görünmüyor...

İstisnasız herkes için!..

Bizde ve dünyada...

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?