Bırakamazsın Mehmet Sepil! Bırakmamalısın!

Başta söyleyeyim; Mehmet Sepil'i hiç tanımam. Karşı karşıya da gelmedim.
Huyu, suyu nedir bilmem. Kendisiyle iki laf bile etmedim.
Ama Göztepe'nin başkanlığını bırakacağını öğrenince içimde bir şeyler koptu sanki; kendi kendime "Olamaz" dedim.
1984 yılından beri öyle ya da böyle futbolun içindeyim.
Yıllarca muhabirlik yaptım. Sonrasında gazete ve televizyonlarda editörlük veya yöneticilikti görevim.
Çok yönetici, başkan tanıdım. Kimisiyle de çok yakındım. Özellikle de büyük başkan Süleyman Seba'yla.
Bir başkanın nasıl olması gerektiğinin büyük örneğiydi. Sadece Beşiktaş'ın değil, diğer kulüplerin de sevdiği, saydığı bir isimdi. O zamanlar hemen her kulüpte başkanlığa aday olanlar, "Süleyman Seba gibi başkan olmak" vaadiyle oy isterlerdi.
Başka isimler de var yakından tanıdığım. Türk futbolunda iyiyi ve güzeli de gördüm, felaketi de.
Hele de günümüzde...
İyi insan, iyi başkan bulmak o kadar zor ki; bulduklarımızı da kolay kaybetmemeliyiz bence.
Mehmet Sepil de gördüğüm kadarıyla "Büyük başkan" modellerinden.
Türk futbolunun temel direklerinden Göztepe'yi düştüğü durumdan çıkarıp, nasıl bugünlere getirdiğini benden önce İzmirliler biliyorlardır herhalde.
Bugün pek çok kulüpten çok daha ötede; bir model aslında Göztepe. Stadına da kavuştu; e daha ne!
Nereye gidiyorsun sayın başkan!
Kimlere bırakacaksın kendi ellerinde büyütüp, bir örnek haline getirdiğin büyük Göztepe'yi?
Kulüplerde bağırıp, çağıran; kasalarını tam takır yaparak kulüplerini borç batağına gömen, başarısızlıklarda taraftarlarını yanlış yerlere yönlendirip kışkırtan yöneticiler giderek çoğalırken; nasıl bırakabilirsin bu durumda?
Birleştirici, barıştırıcı, itidalli yönetimini Kulüpler Birliği'nde de gördük; nasıl ceketini alıp da "Eyvallah" diyebilirsin ki bu durumda.
Yapma, etme, eyleme!
Bırakıp da gitme!
Gidenlerin yeri dolmuyor, sen de yeri doldurulamayanlardan olma.
Tamam, Süper Lig'de kupan, şampiyonluğun yok ama...
Yarattığın Göztepe çoktan gönüllerde şampiyon oldu bile... Onun zirveden inmesine izin verme!
Ben olsam Göztepeli taraftarların yerinde yürüyüşe geçerim, miting yaparım, evinin önünde yatarım.
Biz Mehmet Sepil'ler çoğalsın diye beklerken, bir tanesini de kaybedersek ona yanarım!

***
Demek şehirde yaşıyorsun ha! Vah ki ne vah sana!

Şehirde yaşıyorum. Ne kadar yaşamaksa, sürekli kazık yiyorum!
Gelirim sürekli düşerken, giderim artıyor hızla!
Her çalan telefondan ödüm patlıyor; çünkü sürekli birileri bir şey istiyor!
Kapı çaldığında içim ürperiyor, postacı acaba bu kez ne getirdi diye kalbim küt küt atıyor!
Posta kutusuna bakmaya korkuyorum, elektrik, su, doğal gaz gibi faturalar her ay biraz daha yüksek geliyor!
Ne yaparsan yap! Kazık hep kazık!
Markete gidiyorsun kazık! Paketlenmiş ürünlerin ağırlığı hafiflerken, fiyatı yükselip duruyor!
Pazara gidiyorsun kazık! Sebze, meyve fiyatı alıp başını gidiyor! "Neden böyle" diyorsun, pazarcı "Abi biz de pahalı alıyoruz. Benzin, mazottan haberin yok mu? Bunlar da kamyonla geliyor" diyor.
Dolar arttı mı; hemen her şey anında artıyor!
Bir tek maaşlar hariç! Onlar hiç artmıyor!
Yaşadığım yere yakın bir yerde köylülerin mallarını sattığı bir pazar var. 20 yıldır giderim. 20 yılda onların bile nasıl değiştiklerine bire bir şahidim.
Eskiden tarlasında çıkanı getirir, makul bir fiyatta da satardı!
Şimdi onlar da doları takip ediyor! Hem tarlasında çıkanla da yetinmiyor! Halden alıyor, organik diye kazıklıyor! Üzerini tavuk pisliğine, çamura buladığı yumurtaları, köy yumurtası diye pahalı fiyata yutturmaya çalışıyor!
Yıllardır tanıdığım köylü pazarcıya "Arkadaş" dedim; "Siz eskiden halden mal alıp, satmazdınız. Hem bu marketlerde satılan ucuz yumurtaları da bize köy yumurtası diye yutturmaya kalkmazdınız. Neden böyle oldunuz?"
Bana arkadaki kamyoneti gösterdi; "Sen bunun taksitleri nasıl ödeniyor biliyor musun?" diye bir de tersledi!
İlle de kazık atacak! "Sen yine de bizim köyünmüş gibi al da ye işte, daha ne istiyorsun?" dedi.
Bir şey demedim, diyemedim. Desen ne olacak; kavga mı edeceksin?
Sadece yaşadığım yerde de değil, artık her yerde kazık yiyorsun şehirde yaşayan biri olarak!
Şehirden çıkıp, "Tatil yapayım da şu stresten uzaklaşayım biraz" diye kendini atıyorsun uzaklara... Yine kazık, yine kazık! 
Adını sormayın; bakın hala ayıp olur diye yazmıyorum! Çünkü bu bahsedeceğim köydeki köylüleri neredeyse 20 yıldır tanıyorum.
Bir sahil köyü; yıllardır her sene gideriz. Hatta yakın zamana kadar neredeyse yılın en az üç ayını da burada geçirirdik.
Sabah horoz sesiyle uyanmak, keçi, inek sesleri, bahçeler iyi gelirdi bize. Selam vermeden kimse yanından geçmezdi. Bahçesinden aldığın herhangi bir şeyin parasını zorla verirdin; fiyatını bile "Ayıp olur" diye söyleyemezlerdi. İstediğin yerden de denize girebilirdin!
Yıllar geçtikçe onlar da aldılar paranın tadını, kazık atmanın kendilerine neler kazandırdığını!
Önce horozları kestiler! Keçileri, inekleri sattılar! Neredeyse hepsi turizmci oldu; en küçük bahçelerine bile turizm tesisi (!) yaptılar.
Hayatlarında gidip de bir otelde kalmamışlar, eğitim de sıfır ama... Sorarsan en iyi turizmci onlar!
Şimdi girdiğin zaman o köye; (istisnalar hariç) hepsinin gözünde "TL" var! "Para para para" diye dört dönüyorlar! Restoranta gitmeye adam korkuyor; çünkü resmen silahsız soygun var! Pansiyonlarına artık "Motel" veya "Otel" diyorlar; sanki 5 yıldızlı bir otelde kalıyormuşsun gibi ki ondan da fazla oda fiyatı çekiyorlar! İstersen "Şuradan denize gireyim" de! Anayasa'daki sahillerin herkese açık olması şartı orada yok; "Buradan giremezsin, sadece bizim otelin (!) müşterileri girebilir. Ver parayı, gir" diyebilecek kadar cesurlar da!
Bir de sanki Yunanistan'dan gelmişsin ki; köyden olmayan herkese "Yabancı" diyorlar; yabancıysan da kazık atmayı kendilerinde hak görüyorlar.
Diyeceğim o ki; şehirde yaşıyorsan yazık sana.
Kaderin bu; hep kazık hep kazık!
Kentte kazık, köyde kazık!
Paranın esiri olduk milletçe. Ne insanlık kaldı, ne vefa!
Yazıklar olsun böyle hayata!

Gürel Yurttaş / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?