Hidroksiklorokin ilacı, koronavirüs tedavisinde artık kullanılmayacak


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Bugün Anneler Günü.
Bugün annemsiz 2. Anneler Günü. Annemi 17.11.2019 günü, yani yaklaşık 17,5 ay önce uğurladım sonsuzluğa. Nur içinde uyusun. Ve annemden sonra öğrendim ki, özlemek hiç kabuk bağlamayan bir yaraymış.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sokağa çıkma yasağı yüzünden çocuklarımdan ayrı ve yalnız geçireceğim bu Anneler Günü'nü.
Tüm annelerin, anne adaylarının, anne yüreği taşıyanların ve çocuklarına hem anne, hem baba olan babaların bu özel gününü kutluyorum. Başta Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün annesi Zübeyde Hanım, annem Sevim Özüer, anneannem Halime Özüer, ilkokul öğretmenim Ferhunde Kaynakçı olmak üzere sonsuzluğa uğurladığımız tüm annelerimizi de sevgiyle, saygıyla, rahmetle ve özlemle anıyorum.

AH, ANNE

Diner sanmıştım
Yüreğimi dağlayan bu acı

Bitecekti elbet hüzün
Bu kadar zor gelmeyecekti Mayıs
O gün

Geçer sanmıştım yangınım

Öğrendim ki
Hiç kabuk bağlamayan bir yaraymış özlem
Hiç gitmezmiş çocuğunu yalnız bırakıp anne
Hiç sönmezmiş bu ateş

Şimdi her Mayıs ayının ikinci pazarı
Kanayan bir aşk düşecek yüreğime
Ve dudağımda hep aynı şarkı
“Elbet bir gün buluşacağız”
Ah, anne...

#haticenayır

Sensiz 2. Anneler Günü’m.
#AnnelerGünü’n kutlu olsun anneciğim...

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Uzun zamandır görüşmeyen iki kadın yolda karşılaşmışlar. Önce hal hatır sormuşlar birbirlerine. Sonra sıra çocuklara gelmiş.
-"Senin oğlan nasıl, evlendi mi?" diye sormuş kadın.
-"Evlendi. Evlenmez olaydı!.." demiş arkadaşı. "Ah, hiç sorma. Gelin öyle bir gelin çıktı ki felâket. Sabahtan akşama kadar çalışıyor. Evde doğru dürüst yemek pişmiyor. Yorgun olduğu zaman yemeği oğluma hazırlattırıyor. Bazen sabah kahvaltısını bile oğlum hazırlıyor. Ne temizlik, ne ütü. Bir kadın bulmuş, bütün ev işini de ona yaptırıyor. Evde prensesler gibi oturuyor. Oğlum için özel hiçbir şey yapmıyor. Bir eli yağda, bir eli balda. Çok üzgünüm çok."
-"Vah vah!.." demiş kadın. "Peki kızın nasıl? O evlendi mi?"
-"O da evlendi." demiş arkadaşı."Ama o çok mutlu. Öyle iyi bir damadım var ki kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor. Kızım çalıştığı için çok yoruluyor. Çoğu akşam yemekleri birlikte pişiriyorlar, hatta bazen damadım hazırlıyor. İnanır mısın öyle iyi bir çocuk ki tatil sabahları kahvaltısını kızımın yatağına götürüyor. Bir kadın bulmuşlar, evin bütün işlerini o yapıyor. Kızım evde hiç yorulmuyor. Prensesler gibi oturuyor. Kocası da ondan iş beklemiyor. Çok memnunum çokkk..."

“Günün Sözü” olarak Emile Zola'nın bir sözünü paylaşmak istiyorum:

"Hiçbir süs ve makyaj bir kadını 'Analık Sevgisi' kadar güzelleştiremez." demiş #EmileZola...

Bir de annelikle ilgili ilginç bir bilgi vereyim sizlere:

Bazı kadınlar, anneliğin işyerinde olmaktan daha stresli olduğunu söylüyor. Peki, çocukların ebeveynlerin hayatını sevinç ve mutlulukla doldurduğunu söyleyen, çocukların ebeveynlerin psikolojisi üzerindeki etkilerini konu olan araştırma sonuçları ile bu durumu nasıl aynı kefeye koyabiliriz? Mesele, annelikle ilgili tutum farklılıklarından kaynaklanıyor. Mary Washington Üniversitesi’nden Kathryn M. Rizzo ve çalışma arkadaşlarının, 5 yaşından küçük çocuğu olan 181 anne üzerinde 2012 yılında yaptığı bir araştırma sonucunda, çocuklarını kutsal gören ve annelerin babalardan daha iyi ebeveynler olduğunu düşünen annelerin hayattan daha az keyif aldıkları sonucu çıktı. Evet, bebeğiniz önceliğiniz olsun fakat bunu yaparken kendinize gereğinden fazla yüklenmeyin.

Dün internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Kaynaklar yok ediliyor! Rant projelerinin Sayıştay tarafından denetimine engel
Kamu özel işbirliği projeleri ile ilgili çerçeve yasa hazırlıkları sürerken, garanti ödemelerini kasalarına koyan şirketlerin denetiminin Sayıştay tarafından yapılıp yapılamayacağı üzerine tepki çeken tartışma sürüyor. İktidar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi programı kapsamında yürürlüğe girmesi öngörülen “Kamu Özel İşbirliği Yasası”nı hazırlamayı ağır aksak sürdürüyor. Birgün'den Nurcan Gökdemir'in haberine göre; pandemi koşullarında daha da az kullanılan köprü, otoyol ve havalimanlarına garanti ödemeleri aksamazken şirketlerin nasıl denetleneceği, sözleşmeye aykırı davrananlar ile yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırımlarda görüş birliği sağlanamaması yasa hazırlıklarını geciktiriyor. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin uygulanma modeli, şirketlerin kamu kaynaklarını da kullanarak yatırım yapması, yaptığının karşılığını fazlasıyla almasını kolaylaştırıcı hükümleri içeriyor. Ancak sözleşmelerde daha çok, şirketlerin yararı düşünülerek belirlenen hak ve yükümlülükler, kamuyu şirketler karşısında etkisiz bırakıyor. Hak ve yükümlülüklerin yasalarla belirlenmemesi, tercihini her zaman sermayeden yana kullanan siyasi iktidarın yaptırım uygulamama konusunda hareket alanını genişletiyor. Sözleşmelerdeki yatırım ve işletme aşamalarına ilişkin denetim ve caydırıcı hükümlerle ilgili eksikliklerin, şirketlerin sözleşmeye aykırı hareket etmesine olanak sağladığı sınırlı da olsa denetim raporlarına yansıyor. İktidarın on yıllardır uyguladığı ve büyük tartışmalara yol açan KÖİ projeleri ile ilgili Sayıştay denetiminin artırılıp artırılmayacağı düzenlemenin merakla beklenen hükümlerinden birini oluşturuyor. Gizli sözleşmeler ve denetimsizlikle sürdürülen bu modelin uygulamasına yönelik Sayıştay denetiminin etkinliğinin artırılması konusunda bir görüş birliğinin sağlanamadığı biliniyor. Projelerin ihale aşamasından önce performans kriterlerini belirleme yetkisinin kamuya tanınmasını da öngöreceği açıklanan yeni düzenleme, yıllardır süren ve kamuyu öncelemeyen işleyişin itirafı olarak değerlendiriliyor.

AKP iktidarlarının büyük bölümünü beş şirketin oluşturduğu yandaş şirketlere uzun yıllar boyunca kamu kaynaklarından rant aktarılması için kullandığı KÖİ projeleri önce Yüksek Planlama Kurulu’nun izni ile gerçekleştiriliyordu. AKP’nin, TBMM’den her fırsatta geçirdiği torba yasaların içinde yaptığı düzenlemelerle sistem, bakanlık ve ilgili kuruluşlara bırakıldı. Bundan sonra ne sözleşmeler, ne ödenecek garanti tutarları ile ilgili resmi bir açıklama yapıldı. KÖİ projelerinin 10’u aşkın yasayla düzenlenmesi bir çatı kuruluşun olmaması, denetimin de yapılamaması sistemi ülke kaynaklarının içinde kaybolduğu bir kara deliğe dönüştürdü. Çıkartılması beklenen ve denetim hükümlerini içermesi istenilen çerçeve yasanın sınırlı da olsa şeffaflığa katkı sağlaması bekleniyor. Her yıl kamu özel işbirliği projeleri ile ilgili ayrıntılı rapor açıklamakla görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı son olarak 2018 raporunu kamuoyuna duyurdu. Başkanlığın son olarak Nisan ayında güncellediği rakamlarla KÖİ projelerine ilişkin bilgiler şöyle:
Ülkemizde gerçekleştirilen KÖİ projelerinde 4 farklı KÖİ modeli kullanılmaktadır. Bu modeller arasından en çok kullanılanı 121 projeyle Yap-İşlet-Devret iken onu 109 projeyle İşletme Hakkı Devri, 18 projeyle Yap-Kirala-Devret ve 5 projeyle Yap-İşlet modelleri takip etmektedir. KÖİ modeliyle gerçekleştirilen projelerin yatırım tutarlarının sektörel dağılımına bakıldığında 25,1 Milyar ABD Doları ile karayolu sektörünün ilk sırada olduğu görülmektedir. Havaalanları ise 19,4 Milyar ABD Doları ile ikinci sıradadır. Bunu 18,9 Milyar ABD Doları ile enerji sektörü takip etmektedir. Yap-Kirala-Devret modeliyle gerçekleştirilen sağlık projeleri 11 Milyar ABD Doları ile dördüncü sıradadır. İşletme hakkı devri bedellerinin sektörel dağılımına bakıldığında havaalanlarının 54,9 Milyar ABD Doları ile (KDV Dâhil, 2021 Yılı Fiyatlarıyla) birinci sırada bulunduğu görülmektedir. Bunu 19,2 Milyar ABD Doları ile enerji sektörü, 2,7 Milyar ABD Doları ile limanlar ve 926 Milyon ABD Doları ile yat limanları takip etmektedir.

Sağlık-Sen, kamuoyuna yansıyan olaylar baz alınarak hazırlanan "Nisan Ayı Sağlıkta Şiddet Raporu"nu açıkladı.
Sağlık-Sen, nisanda sağlık çalışanlarına yönelik kamuoyuna yansıyan 15 şiddet olayında 27 sağlıkçının saldırıya uğradığını açıkladı. Sendika tarafından kamuoyuna yansıyan olaylar baz alınarak hazırlanan "Nisan Ayı Sağlıkta Şiddet Raporu"nda, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin mart ayına göre düşüş yaşansa da mağdur sağlıkçı sayısının daha yüksek olduğu belirtildi. Nisanda, 22 saldırganın karıştığı 15 şiddet olayında 27 sağlık çalışanının mağdur olduğu hatırlatılarak, martta ise 22 saldırganın yer aldığı 16 şiddet olayında 24 sağlıkçının saldırıya maruz kaldığı bildirildi. Sağlıkta şiddettin geldiği noktanın kınamaktan daha ileri gidilmesi gerektiğini gösterdiği vurgulanan raporda şu ifadelere yer verildi:
"Şiddet uygulayanların özellikle sağlık çalışanlarından yardım bekleyen hasta ve yakınları olduğu gerçeği görüldüğünde, durumun vahameti daha fazla gün yüzüne çıkmaktadır. Yaşanan şiddet olaylarında sadece şiddete maruz kalan sağlık çalışanları etkilenmiyor, kurumdaki tüm çalışanlar 'benim başıma da aynısı gelirse' diye korkuyor. Ne yazık ki korktukları da başlarına bir şekilde geliyor. Sadece günü ve faili değişiyor. Yapmış olduğumuz araştırmalarda, 'sözlü veya fiziki şiddete maruz kaldınız mı' sorusunu yönelttiğimiz 4 sağlık çalışanından 3'ü 'evet' cevabını vermektedir. Oysa ortalığı kasıp kavuran Kovid-19 virüsünün sağlık çalışanlarına bulaşma oranı yüzde 25’i bulmuyor. Yani sağlık çalışanlarının şiddet görme oranı, virüs bulaşma oranından çok daha yüksek. Çünkü sağlık çalışanları, pandemiye karşı kendi önlemlerini alabiliyor ancak şiddete karşı bir önlem almaları mümkün olmuyor. Bu konuda da toplumun tüm kesimlerine, özellikle de adli mercilere, eğitimcilere ve rol modellere büyük sorumluluk düşmektedir."

Raporda, nisanda Osmaniye'de Cumhuriyet savcısı ile doktorun yaşadığı tartışma anımsatılarak, şunlar kaydedildi:
"Nisan ayı içerisinde en trajik şiddet olayı ise Osmaniye'de yaşandı. Bu vakanın failinden sebebine, yan etkilerinden sonuçlarına her yönüyle üzerinde çokça düşünülmesi ve dersler çıkarılması gereken bir olaydır. Şiddet olayının kahramanı bir savcı ve randevusu olmadan muayene odasına girerek, sırasını beklemesini hatırlatan doktora hakaretler ediyor ve ardından gözaltına aldırıyor. Hastanenin tek nöbetçi doktoru olan Kemal Gökhan Günel, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılıyor ancak hastalar saatlerce beklemek zorunda kalıyor. Millet adına adalet mekanizmasını işletmekle yükümlü bir savcı, hakkı, hukuku kişisel çıkarlarına kurban ederek sağlık zincirini bir anda yok edebiliyor. Hakimler ve Savcılar Kurulunun bu savcı hakkında soruşturma başlattığı açıklandı. Ancak benzer her durumda olduğu gibi soruşturmanın sonucu kamuoyuyla paylaşılmadı. Şiddet gören, hakaretlere maruz kalan, gözaltına alınmak suretiyle haksızlığa uğrayan doktor arkadaşımız başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları ve tüm kamuoyu bu soruşturmanın sonucunu bekliyor. Şiddet olaylarını gerçekleştiren faillerin kimliği, nasıl şiddet göstermelerine mani olmuyorsa, sağlık çalışanlarının cinsiyeti, yaşı, görevi de şiddet kurbanı olmalarına engel taşımıyor."
Nisandaki 15 şiddet olayının 13'ünün hastanelerde, birinin ilçe sağlık müdürlüğü, birinin de saha çalışmalarında meydana geldiği bildirilen raporda, şiddete uğrayan 27 sağlık çalışanının 13'ünün doktor, 4'ünün hemşire, 7'sinin güvenlik görevlisi, 3'ünün de farklı branşta görev yapan sağlık çalışanı olduğu ifade edildi. Raporda, 15 vakanın 12'sinin hem fiili hem sözlü, 3'ünün ise yalnızca sözlü olarak vuku bulduğu ve olayları gerçekleştirenlerin 5'inin hastalar, 6'sının hasta ve hasta yakınları, 3'ünün yöneticiler, birinin ise saldırgan kişilerden oluştuğu aktarıldı. Nisanda meydana gelen olaylarda, 11 saldırganın gözaltına alınıp serbest bırakıldığı, 6 kişi hakkında işlem yapılmadığı, 3 şüpheli hakkında soruşturma başlatılırken, 2 saldırganın ise çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklandığı bilgisine yer verildi. Raporda değerlendirmelerine yer verilen Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, sağlıkta şiddeti önlemek için ivedi olarak bir eylem planı hazırlanması gerektiğini vurguladı. Kovid-19 ile mücadelede sağlık çalışanlarının yaptığı fedakarlıkları anımsatan Durmuş, şunları kaydetti:
"Sağlık çalışanları hem pandemi ile hem de şiddet virüsüyle mücadele ediyor. Şiddet artık öyle can yakıcı hale geldi ki sağlık sistemini tehdit ediyor. Bugün 4 sağlık çalışanından 3'ü bir şekilde şiddet gördüğünü söylüyor. Bu çok vahim bir durum. Şiddet mağduru bir sağlık ordusundan bahsediyoruz. Bu insanların vazifesinin şifa dağıtmak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle şiddete karşı çıkmak, kınamak, söylem üretmek artık yetmiyor. Şiddetin önüne geçmek için 84 milyonun dahil olduğu toplumsal bir mücadele başlatılmalıdır. Bunun için de yetkililer şiddeti önleyecek bir eylem planını ivedi bir şekilde hayata geçirmelidir."

Kod 46 ile işten atılan işçiler "yasa dışı grev yapmakla" suçlandı
Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan Angel Halı, fabrika girişinde telefonlarını teslim etmek istemediği için 60 civarında işçiyi Kod 46 ile işten çıkardı. Tebligat gönderen patron, işçileri "yasa dışı grev yapmakla" suçladı. Evrensel’e konuşan işçiler, grev yapmadıklarını ve patronun kendilerini fabrikaya almadığını aktarırken, suçu işleyenin patron olduğunu vurguladı. Telefonu bırakmayı kabul etmedikleri için fabrikaya alınmadıklarını ve ilk gün iki buçuk saat fabrikanın önünde beklediklerini aktaran Müslüm Güneş, “Bize ‘Noteri getireceğiz’ dediler. ‘Biz girip çalışmak istiyoruz’ dedik. Patron geldi, ‘Ben ne diyorsam onu yapın, telefonlar bırakılacak diyorsam bırakılacak, gidin işinize gücünüze bakın’ dedi. Biz konuşmak istedik ama konuşturmadı. Telefonları bırakmayı kabul etmeyince içeri almadılar. İçeride çalışan vardiya vardı. Biz suçlu duruma düşmemek için arkadaşlara, ‘Çalışmaya devam edin’ dedik. Çünkü makineyi kapatıp yanımıza gelirlerse suçlu duruma düşebilirdik. Biz beklerken fabrika yönetimi çalışan makineleri de kapatıp içerideki arkadaşları dışarı gönderdi” dedi. Hem Kod 46 ile hem de "yasa dışı grev yapmak" suçlamasıyla işten çıkarıldıklarını ifade eden Güneş, “Biz orada beklerken tutanak tuttuk, bizi içeri almadılar, içerideki vardiyayı da çıkardılar diye. Bize tebligat geldi, sözde makineleri biz kapatmışız. Üç gün boyunca içeri girmemişiz, yasal olmayan grev yapmışız.  Bizi ayın 28’inde Kod 46’dan çıkarmış. Üç gün sonra, yasa dışı grev yaptılar, devamsızlık yaptılar diyerek noterden tutanak tutturmuş. Adam kaç kere çıkarmış biz de bilemiyoruz, şaşırmış durumdayız” diye konuştu. İşten atıldıktan sonra, işçilerin şahsi eşyalarının bulunduğu dolapların zorla açıldığını dile getiren Güneş, “İçerideki şahsi dolaplarımızı patlatıp içini boşaltmış, bir köşeye atmış, isteyen gelsin alsın demişler. Sen ne hakla bizim dolabımızı açıyorsun! İçinde şahsi eşyalarımız var” diye tepki gösterdi. Patronun daha fazla kazanma hırsıyla işçilerin haklarını elinden aldığını ve dördüncü fabrikayı kurduğunu dile getiren Güneş, “Gittikçe daha çok üretim istiyor. Geçen sene her vardiyadan günlük 5 ton üretim alırken, bu sene 10 ton alıyor. Bizi sıkıştırıyor üretim düşük olmasın diye. Ben bunlardan sigarayı kısarsam, molayı kısarsam, telefonu kesersem üretim 15 tona çıkacak hesabı yapıyor” ifadelerini kullandı. Güneş, zenginlerden hesap soranların olmadığını, bu yüzden bu kadar rahat davrandıklarını vurgulayarak, “Gücünü devletten alıyor. Nasıl olsa yargılayan yok, hesap soran yok. Türkiye’de zengin yargılanmıyor. Bundan kaç sene önce darbe olduğunda devletin yardımına bunlar koşmadı, biz koştuk, sokaklarda yattık. Böyle şeylere müsaade edilmemesi lazım” dedi. 

En baştan beri haksızlığı işverenin yaptığını, işçilerin haklı olduğunu belirten Mehmet Gül ise “İçeride pek çok baskı vardı. Suçu işleyen bunlar, 10 saat çalışıyoruz, elden para veriyorlar. Müdür nedir, işletmenin sorumlusudur. Maaşlar geç yattığı için veya başka sıkıntıları dile getirmeye gittiğimizde tenezzül edip yanına almıyor bizi. Biz onları idare ediyorduk aslında” sözlerini kullandı. Hırsızlıkla ve işverenin bilgilerini deşifre etmekle suçlanarak işten atılmalarına tepki gösteren Gül, “Haksız yere çıkarıldık, hırsızlıkla suçlanarak. Ne kaçırdık, ne deşifre ettik onu da bilmiyoruz. Zaten güvenlik sistemleri var, kameraları var” dedi. Kod 46 ile atıldıkları için yeni iş bulamadıklarını belirten Gül, “Normal şartlarda çoğu yerde işçi alımı var. Acemiymiş falan dinlemiyorlar. Ama araştırınca Kod 46’dan çıkarıldığın yazıyor, öyle olunca almıyorlar. İlerleyen zamanda çok sıkıntı olacak bizim için. Bazı arkadaşlar iş başvurusu yaptılar, hırsızlık ve işverenin bilgilerini deşifre etmekle suçlandıkları için alınmadılar. Ben 4 yıldır çalışıyorum orada, 9 yıllık arkadaşlarımız var, 5 yıllık arkadaşlarımız var. Bize damgalanan bir kara leke bu. Ramazan ayında hepimizi mağdur ettiler” ifadelerini kullandı.  (Antep/EVRENSEL)

Bakan Koca övünerek anlatmıştı. Sağlık Bakanlığı bunda da geri adım attı!
Sağlık Bakanlığı Covid-19 tedavi rehberini güncelledi. Alınan yeni karara göre, etkinliği ve yan etkileri bir süredir tartışılan hidroksiklorokin ilacı, koronavirüs tedavisinde artık kullanılmayacak. 15 Nisan 2020 tarihindeki basın toplantısında hidroksiklorokini dünyada en yaygın kullanan ülkenin Türkiye olduğunu belirten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bütün vakalara ve şüpheli vakalara hidroksiklorokin başladıklarını, bu ilacın diğer ülkelerde ancak ciddi durumdaki hastalara verilmesine karşılık kendilerinin en erken aşamada kullandıklarını övünerek açıklamış ve tedavideki başarılarını da buna bağlamıştı.
DSÖ, 22 Mayıs 2020 tarihinde Lancet’te yayımlanan bir araştırmayla hem hidroksiklorokinin yan etkilerine hem de Covid-19 tedavisinde herhangi bir etkinliğinin olmadığına ilişkin sonuçlar duyurdu. 
Araştırma kesitsel nitelikli olsa, bu nedenle de sonuçlarının güvenilirliği sorgulanmayı hak etse bile, yaklaşık 100 bin hastayı içeriyor olması dikkate alınmasını gerektirir. Zaten bu nedenle DSÖ de 26 Mayıs 2020 tarihinde, yürüttüğü ilaç araştırmalarında hidroksiklorokin kullanımını durdurma kararı aldı.
SITMA İLACI HİDROKSİKLOROKİN NEDİR?
Plaquenil adı altında satılan hidroksiklorokin (HCQ), belirli sıtma türlerinin önlenmesi ve tedavisi için kullanılan bir ilaçtır.
Koca, ''Türkiye tedavide farklı bir yaklaşıma sahip. Hiçbir ülke pozitif, şüpheli tüm vakalarda Hidroksiklorokin ilacını erken dönemde kullanmadı. Biz bu ilaçtan daha vaka görülmeden 1 milyon kutu alıp depoladık. Çin’den getirilen Favipiravir’ini de bizdeki yaklaşımla kullanan ülke yok'' demişti.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'dan korkutan açıklama: 'Yüzde 52'ye çıktı' dedi, kritik uyarıyı yaptı!
HACETTEPE Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, uzayan PCR pozitifliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Ceyhan mutant virüs tespit edilen çocuk vakalarda 14 günden uzun süren PCR pozitifliğin, yüzde 2'den yüzde 52'ye çıktığını söyledi. Prof. Dr. Ceyhan, "Bu durum çocuklara özel mi yetişkinlerde de var mı bilmiyoruz; ama personelde de buna benzer durumlar görmeye başladık. Aynı durumun yetişkinlerde de olma ihtimali çok yüksek. 10 günlük izolasyon süreleri yeterli değil. En az 14 güne çıkarılması lazım" dedi.

 "Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle değerli şair Ataol Behramoğlu'nun bir şiirini paylaşmak istiyorum.

Annem Yok Artık

Annem yok artık. Beni düşünen kalbi yok. Bitti. 
Umutsuz olmak istemiyorum. 
Umutsuzluğun bir çıkar yol olmadığını biliyorum. 
Annem yok artık, yeryüzü çok gördü onu, 
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını 
Çok gördü 
Dalgın yüreğini çok gördü 
Bizim için çarpan, kaygılarla dolu yüreğini. 
Annem yok artık. Bu kesin. Gelinecek bir yere gitmedi. 
İşte geldim çocuklar demeyecek 
Nasılsın yavrum demeyecek 
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını, 
Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık, 
Yine gel demeyecek, 
Çıkarken ben kapıdan, çıkıp karanlığa karışırken 
Yeni bir dönemi başladı ömrümün, 
Annemin olmadığı dönemi, 
Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak 
İstediğimi bilemeyecek artık. 
Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana, 
Aklımda hep son dönemlerinin annemi 
Hayatım sürüp gidecek, annem olmadan, 
Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim 
Sadece. 
Fotoğraflarına bakacaklar, 
Ufarak,biraz mahsunca bir kadın 
Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp 
Kapımı açıp girmeyecek 
Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın, 
Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında 
Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor, 
Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım...

#Ataol Behramoğlu


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Anneler Günü
Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününü “Anneler Günü” olarak kutluyoruz. Peki annelerimize adanan bu özel gün nasıl ortaya çıktı, ne zamandır kutlanıyor hiç merak ettiniz mi?
İşte bu özel günün doğuşu:
Tarihteki ilk anneler günü kutlamaları, antik Yunan’da, tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılabilir. 1600’lerin İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırdı. “Lent” adı verilen ve Paskalya’nın 40 gün öncesinden başlayan sürecin dördüncü pazarında kutlanılan “Anneler Pazarı” ile, bütün İngiliz anneler onurlandırılırdı. O zamanlar yoksul İngilizler’in çoğu, varlıklı ailelerin yanında hizmetçilik yapmaktaydı. Çalıştıkları evler çoğunlukla kendi evlerinin çok uzağında kaldığından, hizmetçilerin işverenlerinin yanında yaşamasına izin verilirdi. “Anneler Pazarı”nda hizmetçilere izin verilir, evlerine gidip günü annelerinin yanında geçirmeleri teşvik edilirdi. “Anneler Pastası” denilen özel bir pasta, bu kutlamayı daha da özel kılardı. Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasıyla kutlama biçim değiştirerek “Kilise Ana” kutlamasına dönüştü. Zamanla kilise festivali ile “Anneler Pazarı” kutlamaları karıştı ve insanlar kiliseyle birlikte annelerine de şükranlarını sunar oldular.
ABD’de Anneler Günü ilk defa 1872’de Julia Ward Howe tarafından barışa adanan bir gün olarak önerildi. Bayan Howe her yıl Boston’da Anneler Günü kutlamaları organize etti. 1907 yılında Philadelphia’da Anna Jarvis adında bir kadın, ulusal bir Anneler Günü için kampanya başlattı. Bayan Jarvis, West Virginia eyaletinde annesinin bağlı olduğu kiliseyi, annesinin vefatının ikinci yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci pazarında Anneler Günü’nü kutlamaya ikna etti. Ertesi yıl Anneler Günü bütün Philadelphia’da kutlanmaya başladı. Bayan Jarvis ve onu destekleyenler bakanlara, iş adamlarına ve politikacılara, ulusal bir Anneler Günü ilan edilmesi için dilekçeler yazmaya başladılar. 1911’de arzuları gerçekleşti ve Anneler Günü tüm eyaletlerde kutlanır oldu. Başkan Woodrow Wilson 1914’te resmi bir açıklama ile Anneler Günü’nü ulusal tatil ilan etti. Böylece Anneler Günü’nün, her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanmasına karar verilmiş oldu.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde Anneler Günü’nün farklı tarihlerde kutlanmasına karşın; Türkiye, ABD, Avustralya, Avusturya, Belçika,Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Çin, Tayvan, Kolombiya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Küba başta olmak üzere bazı ülkelerde Anneler Günü Mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanmaktadır.

Zafer Günü (Sovyetler Birliği)
Zafer Günü, II. Dünya Savaşı'nın sonunda 1945 yılında Nazi Almanyası'nın kayıtsız şartsız teslimiyetini imzalamasından sonra Sovyetler Birliği tarafından ilan edilen ve her yıl Mayıs ayının 9’unda Rusya’da törenlerle kutlanan bir gündür.

Avrupa Günü (5 Mayıs ve 9 Mayıs)
9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Avrupa'da barışçıl ilişkilerin kalıcı şekilde kurulması gerektiğinin zaruri olduğunu belirterek daha sistematik ve organize bir Avrupa kurmak gayesiyle bir kanun teklifi açıklamıştır. "Schuman Bildirisi" olarak da bilinen bu tasarı, bugün Avrupa Birliği olarak kabul ettiğimiz kurumun yapı taşı olarak görülmektedir.
1985 yılında Milan'da yapılan zirve sonrasında da 9 Mayıs'ın, "Avrupa Günü" olarak kutlanması kararı alınmıştır. Bu tarihten itibaren de her yıl bugün gerek üye ülkelerde, gerekse aday ve potansiyel aday ülkelerde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

9 Mayıs 1485 - Davutpaşa Lisesi, dönemin Sadrazamı Davut Paşa tarafından 'Mekteb-i Sübyan' adıyla kuruldu. Okul, 1847'te Rüşdiye Mektebi'ne dönüştü.
9 Mayıs 1868 - Nevada eyaletinde Reno şehri kuruldu.
9 Mayıs 1926 - Amerikalı kâşif Amiral Richard E. Byrd, Kuzey Kutbu'na doğru ilk uçuşunu yaptı.
9 Mayıs 1935 - Cumhuriyet Halk Fırkası Dördüncü Büyük Kurultayı toplandı. Kurultayda, "fırka" yerine "parti" sözcüğü benimsendi. Altı Ok daha ayrıntılı bir şekilde ele alındı. "Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm prensipleridir" denilerek; Kemalizm, ilk kez resmi olarak tanımlandı.
9 Mayıs 1936 - Benito Mussolini, İtalya Faşist İmparatorluğu'nu ilan etti.
9 Mayıs 1936 - İtalya, resmen Etiyopya'yı ilhak etti.
9 Mayıs 1945 - Zafer Günü, II. Dünya Savaşı'nın sonunda Nazi Almanyası'nın kayıtsız şartsız teslimiyetini imzaladığı, Sovyetler Birliği tarafından ilan edilen ve kutlanan gün.
9 Mayıs 1945 - Nazi gizli servisi Gestapo'nun Şefi, Reichstag ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hermann Göring, ABD 7. Ordusu'na esir düştü.
9 Mayıs 1950 - Avrupa Günü, 1950'de Robert Schumann, Avrupa'nın güvenliği için kaçınılmaz olan birleşik bir Avrupa fikrini ortaya çıkardı. Schuman Bildirgesi olarak bilinen bu sunuş, Avrupa Birliği'nin temellerini attı. Sonra, 1985 Milan Zirvesi'nde de 9 Mayıs'ın Avrupa Günü olarak kutlanması kararı alındı.
9 Mayıs 1955 - Anneler Günü, Türkiye'de ilk kez kutlandı.
9 Mayıs 1955 - Batı Almanya, NATO'ya katıldı.
9 Mayıs 1958 - Yeni Gün gazetesi ve Akis dergisi birer ay kapatıldı. Yazı İşleri Müdürleri; Mehmet Altan Öymen 10 ay, Tarık Holulu ise 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.
9 Mayıs 1960 - ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ilk doğum kontrol hapının piyasaya sürülmesini onayladı.
9 Mayıs 1970 - Çoğu üniversite öğrencisi olan 75000-100000 dolayında savaş karşıtı kişi, Washington'da ABD'nin Vietnam Savaşı'na son vermesi için gösteri yaptı.
9 Mayıs 1971 - Darüşşafaka Lisesi'ne kız öğrenci alınması kararlaştırıldı.
9 Mayıs 1975 - Ankara ve Mersin Öğretmen Okulları'nda çıkan öğrenci çatışmalarında, 13 öğrenci yaralandı. Gazi Eğitim Enstitüsü 10 gün süreyle kapatıldı.
9 Mayıs 1978 - İtalya'da Kızıl Tugaylar örgütünün 16 Mart'ta kaçırdığı eski Başbakan Aldo Moro'nun cesedi, Roma'da bir arabanın bagajında bulundu.
9 Mayıs 1978 - Bir grup, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde dersten çıkan öğrencilerin üzerine ateş açtı: 3 kişi öldü, 12 kişi yaralandı.
9 Mayıs 1979 - İstanbul'da tüm sarraf ve kuyumcular, Hükûmetin altın piyasasını kontrol altına almayı amaçlayan kararını protesto için kepenk indirdiler.
9 Mayıs 1984 - Yaşar Kemal'e, Fransız Devlet Nişanı "Legion d'Honneur" verildi.
9 Mayıs 1987 - Polonya Havayolları'na ait bir yolcu uçağı, Varşova'dan New York'a gitmek üzere havalandıktan hemen sonra düştü: 183 kişi öldü.
9 Mayıs 1988 - Mardin’in Nusaybin ilçesi Taşköyü’nün Behmenin mezrasını basan PKK'lı eylemciler, bir aileden 8’i çocuk, 2’si kadın olmak üzere, 11 kişiyi öldürdüler, 2 çocuk ağır yaralandı. Eylemcilerin Şırnak baskınında kaçırdıkları 3 kişi de ölü bulundu.
9 Mayıs 2000 - Aralarında Uğur Mumcu suikastı faillerinin de bulunduğu 9 kişinin sorgusu sürüyor. Ankara DGM Savcısı Hamza Keleş, faili meçhullerle ilgili önemli bilgilere ulaşıldığını belirtti.
9 Mayıs 2000 - İstanbul DGM'de, Susurluk sanıkları ve Alaattin Çakıcı aynı gün yargılandı.
9 Mayıs 2000 - Çankaya Köşkü'nü terk etmeden önce, 80'e yakın Devlet Başkanına veda mektubu yazan Süleyman Demirel; Hafız Esad, Muammer Kaddafi, Saddam Hüseyin, Slobodan Milošević ve Pervez Müşerref'i listesine dahil etmedi.
9 Mayıs 2000 - Devlet Bakanı Recep Önal, Türkiye - Suriye arasındaki ticaret hacmini, 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
9 Mayıs 2000 - Macaristan'da düzenlenen ve olimpiyat elemelerine hazırlık niteliği taşıyan 17. Uluslararası Szeged Kürek Şampiyonası'nda, Türk sporcuları iki altın, dört gümüş ve üç bronz madalya kazandı. Kürekçilerimiz, Türk Kürek tarihinde de en fazla madalya kazanan ekip oldu.
9 Mayıs 2000 - Schuman Bildirgesi'nin 50. yıl dönümü, Avrupa Birliği kurumlarınca kutlandı.
9 Mayıs 2001 - Gana'nın başkenti Akra'da oynanan bir futbol maçında çıkan izdihamda, 130 kişi öldü.
9 Mayıs 2002 - Taburcu olduktan sonra çalışmalarını evinde sürdüren Başbakan Bülent Ecevit, 'görevini bırakmayacağını' söyledi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

9 Mayıs 1147 - Minamoto no Yoritomo, Kamakura şogunluğunun kurucusu ve ilk şogunu (ö. 1199)
9 Mayıs 1661 - Cihandar Şah, Babür İmparatorluğu'nun sekizinci şahı (ö. 1713)
9 Mayıs 1740 - Giovanni Paisiello, İtalyan besteci (ö. 1816)
9 Mayıs 1777 - Johannes Søbøtker, Danimarka Batı Hint Adaları'ndaki bir tüccar (ö. 1854)
9 Mayıs 1800 - John Brown, Amerikalı kölecilik karşıtı isyancı lider (ö. 1859)
9 Mayıs 1814 - John Brougham, İrlanda asıllı Amerikalı oyuncu ve oyun yazarı (ö. 1880)
9 Mayıs 1843 - Anton von Werner, Alman ressam (ö. 1915)
9 Mayıs 1860 - James Matthew Barrie, Amerikalı yazar (ö. 1937)
9 Mayıs 1860 - William Kemmler, Amerikalı katil (elektrikli sandalye ile idam edilen ilk kişi) (ö. 1890)
9 Mayıs 1874 - Howard Carter, İngiliz arkeolog (ö. 1939)
9 Mayıs 1883 - Jose Ortega y Gasset, İspanyol filozof (ö. 1955)
9 Mayıs 1907 - Baldur von Schirach, Nazi Almanyası'nda Hitler Gençliği lideri (ö. 1974)
9 Mayıs 1909 - Gordon Bunshaft, Amerikalı mimar (ö. 1990)
9 Mayıs 1920 - Richard Adams, İngiliz yazar (ö. 2016)
9 Mayıs 1927 - Sinan Erdem, Millî voleybolcu ve Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı (ö. 2003)
9 Mayıs 1931 - Knut Andersen, Norveçli film yönetmeni ve aktör (ö. 2019
9 Mayıs 1934 - Asuman Arsan, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (ö. 1997)
9 Mayıs 1936 - Albert Finney, İngiliz oyuncu (ö. 2019)
9 Mayıs 1936 - Glenda Jackson, İngiliz politikacı, oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü sahibi.
9 Mayıs 1937 - Rafael Moneo, İspanyol mimar.
9 Mayıs 1940 - James L. Brooks, Amerikalı yapımcı, senarist ve yönetmen.
9 Mayıs 1944 - Veli Küçük, Asker ve emekli Jandarma Tuğgenerali.
9 Mayıs 1945 - Jupp Heynckes, Alman futbolcu ve teknik direktör.
9 Mayıs 1946 - Candice Bergen, Amerikalı oyuncu.
9 Mayıs 1952 - Hakan Altıner, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
9 Mayıs 1962 - David Gahan, İngiliz şarkıcı ve Depeche Mode solisti.
9 Mayıs 1969 - Deniz Özerman, Sinema ve tiyatro oyuncusu.
9 Mayıs 1979 - Esin Harvey, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
9 Mayıs 1984 - Berk Cankat, Oyuncu ve grafiker.
9 Mayıs 1993 - Ryosuke Yamada, Japon sanatçı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

9 Mayıs 1618 - Nicolò Donato, Venedik Cumhuriyeti "Doçe" unvanı ile devlet başkanlığı yapan 93'inci düka (d. 1539)
9 Mayıs 1707 - Dietrich Buxtehude, Alman besteci ve org sanatçısı (d. 1637)
9 Mayıs 1805 - Friedrich Schiller, Alman şair ve düşünür (d. 1759)
9 Mayıs 1862 - Theodor Bilharz, Alman doktor (d. 1825)
9 Mayıs 1914 - Paul Héroult, Fransız bilim adamı (d. 1863)
9 Mayıs 1919 - James Reese Europe, Amerkalı Ragtime ve erken Caz bestecisi, grup lideri ve aranjör (d. 1880)
9 Mayıs 1931 - Albert Abraham Michelson, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1852)
9 Mayıs 1942 - Vedat Tek, Mimar (d. 1873)
9 Mayıs 1968 - Finlay Currie, İskoç sinema sanatçısı (d. 1878)
9 Mayıs 1976 - Ulrike Meinhof, Alman devrimci (d. 1934)
9 Mayıs 1977 - James Jones, Amerikalı yazar (d. 1921)
9 Mayıs 1978 - Aldo Moro, İtalya Başbakanı (d. 1916)
9 Mayıs 1979 - Gabriel Ramanantsoa, Madagaskarlı siyasetçi (d. 1906)
9 Mayıs 1985 - Edmond O'Brien, Amerikalı aktör (d. 1915)
9 Mayıs 1998 - Alice Faye, Amerikalı şarkıcı ve oyuncudur (d. 1915)
9 Mayıs 1998 - Haşim Nezihi Okay, Şair (d. 1904)
9 Mayıs 2001 - Nikos Sampson, Kıbrıs Rumu siyasetçi ve EOKA-B isimli örgütün lideri (d. 1935)
9 Mayıs 2008 - Sinan Sofuoğlu, Motosiklet yarışçısı (d. 1982)
9 Mayıs 2010 - Lena Horne, Amerikalı bir şarkıcı, oyuncu, dansçı ve sivil hakları aktivisti (d. 1917)
9 Mayıs 2010 - Farzad Kamangar, İranlı Kürt öğretmen, şair, gazeteci, sendikacı, insan hakları savunucusu ve sosyal hizmet uzmanı (d. 1975)
9 Mayıs 2011 - Lidia Gueiler Tejada, Bolivya'nın 16 Kasım 1979 - 17 Temmuz 1980 tarihleri arasındaki başkanı (d. 1921)
9 Mayıs 2011 - Wouter Weylandt, Belçikalı sporcu (d. 1984)
9 Mayıs 2013 - Ottavio Missoni, İtalyan moda tasarımcısı ve iş adamı (d. 1921)
9 Mayıs 2014 - Selim Sesler, Müzisyen ve klarnet virtüözü (d. 1957)
9 Mayıs 2015 - Kenan Evren, Asker, devlet adamı ve Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı (d. 1917)
9 Mayıs 2015 - Elizabeth Wilson, Amerikalı bir oyuncu (d. 1921)
9 Mayıs 2017 - Christopher Boykin, Amerikalı müzisyen, şovmen ve yapımcı (d. 1972)
9 Mayıs 2017 - Robert Miles, İsviçreli-İtalyan besteci, albüm yapımcısı, müzisyen, DJ (d. 1969)
9 Mayıs 2017 - Michael Parks, Amerikalı şarkıcı ve oyuncu (d. 1940)
9 Mayıs 2018 - Poldine Carlo, Amerikalı yazar (d. 1920)
9 Mayıs 2018 - Ömer Davud, Libyalı eki millî futbolcu (d. 1983)
9 Mayıs 2019 - Abul Khayr Alonto, Filipinli siyasetçi, avukat ve iş adamı (d. 1945)
9 Mayıs 2019 - Vasili Blagov, Sovyet-Rus buz patencisi (d. 1954)
9 Mayıs 2019 - Sergey Dorenko, Rus televizyon gazetecisi ve haber muhabiri (d. 1959)
9 Mayıs 2019 - Clement von Franckenstein, İngiliz oyuncu (d. 1944)
9 Mayıs 2019 - Arif Malikov, Azeri-Sovyet besteci. (d. 1933)
9 Mayıs 2019 - Alvin Sargent, Amerikalı senarist (d. 1927)
9 Mayıs 2019 - Freddie Starr, İngiliz oyuncu, komedyen ve rock şarkıcısı (d. 1943)
9 Mayıs 2020 - Jan Aling, Hollandalı uzun mesafe arazi bisiklet yarışçısı (d. 1949)
9 Mayıs 2020 - Carlos José, Brezilyalı şarkıcı ve söz yazarı (d. 1934)
9 Mayıs 2020 - Ahmed Kurd, Filistinli siyasetçi ve din adamı (d. 1949)
9 Mayıs 2020 - Little Richard, Amerikalı bir şarkıcı, müzisyen ve şarkı sözü yazarı (d. 1932)
9 Mayıs 2020 - Kristina Lugn, İsveçli şair ve yazar (d. 1948)
9 Mayıs 2020 - Abraham Palatnik, Brezilyalı sanatçı ve mucit (d. 1928)
9 Mayıs 2020 - Geno Silva, Amerikalı aktör (d. 1948)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Pazar.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?