Emniyetin Ses ve Görüntü Kaydı Genelgesi Anayasa'ya aykırı mıdır?

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN “SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI ALINMASI” KONULU GENELGESİ

ANAYASA’YA AYKIRI MIDIR?

Bilindiği üzere, geçtiğimiz günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, kamusal olaylarda 'ses ve görüntü kaydı alınmasını engellemek için' bir genelge yayınlamıştır.

Bu genelgede; “Gelişen teknoloji ile birlikte akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, günümüzde kişilerin ses ve görüntülerinin kayda alınmasının ve yayımlanmasının en temel kişilik haklarından olan özel hayatın gizliliğinin ihlali ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi ve paylaşılması anlamına geleceği hususunda şüphe bulunmamaktadır.

Tüm vatandaşlarımız açısından özel hayatın gizliliği ve kişisel veri ihlalinin söz konusu olduğu bu tarz durumlarla, genel kolluk personelimiz de karşı karşıya kalmaktadır. Bazen görevin yapılmasını engelleyecek boyuta ulaşan bu ihlaller, zaman zaman personelimizin veya vatandaşlarımızın kişilik haklarına veya güvenliğine zarar verir şekilde çeşitli dijital platformlarda yayımlanmaktadır.

Yayınlanan bu tür görüntüler olayı her zaman tüm yönleriyle yansıtmayabilmektedir. Bu durum personelimizi etkilediği kadar, teşkilatımız açısından da kamuoyunda yanlış değerlendirmelere sebebiyet vermektedir.

Bu nedenle, personelimizin görevini ifa ederken bu tür ses ve görüntü alınmasına tevessül edecek davranışlara fırsat vermemeleri, eylemin veya durumun niteliğine göre kayıt yapan kişileri engellemeler, kanuni şartları oluştuğunda adli işlem yapmaları gerektiği hususlarında tüm personelimizin bilgilendirilmesi …” ifade edilmiştir.

Görüldüğü üzere, anayasal bir hak olan kamuya açık alanlarda 'ses ve görüntü kaydı alma’ bu genelgeyle adeta bir suç haline getirilmiştir.

27/04/ 2021 tarihinde bu genelgenin yayınlanması sonrasında, birçok kurum, kuruluş, parti ve barolar tarafından hukuksuz olarak adlandırılan bu genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin Danıştay’a dava açılmıştır.

Böylelikle, İç İşleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün kamusal alanda görev yapan kolluk güçlerinden ses ve görüntü alınmasını yasaklayan genelgesi yargıya taşınmıştır.

PEKİ, BU GENELGE, HUKUKA VE ANAYASAYA AYKIRI MIDIR?

Kanımızca da hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz bu genelge ile, polisin yetkilerini aşmak suretiyle yapacak olduğu hukuk dışı müdahalelerin esasen üstü kapatılmaya çalışılmaktadır.

Görüntü alınmasının engellenmesi; işkence, kötü muamele, yaralama ve hatta olası öldürme vakalarında delil bulunamamasına sebep olacaktır.

Zira, her birey, kendisine karşı bir suç işlendiğini fark ettiğinde, ses ve görüntü cihazlarıyla kayıt yaparak delil toplayabilir. Bu, kişilere tanınan hukuki bir haktır.

Dolayısıyla anayasal bir hak olan kamuya açık alanlarda 'ses ve görüntü kaydı alma’, genelge ile kolluk güçlerinin özel hayatının gizliliğinin ihlali olarak ifade edilmiş ise de, kolluk güçlerinin görevleri sırasında bir özel hayatının bulunmadığını, kamu görevi icra ettiğini önemle belirtmek isteriz.

Kolluk güçlerinden birinin bir vatandaşa kötü muamele yapması ve bunun sosyal medyada yayınlanması özel hayatın gizliliği değil suçun ihbarıdır. Bu bakımdan vatandaşlar gördükleri hukuksuzluğu bildirmekle görevlidirler.

Kamuya açık alanda gerçekleşen adli bir olayı görüntülemek, kayda almak kesinlikle suç değildir.

Kaldı ki ülkemizde birçok suç, adli olayların akıllı telefonlarla kayda alınarak sosyal medya platformlarından yayımlanması ile gün yüzüne çıkarılmış ve failler cezalandırılmıştır. Örneğin; Samsun’da İbrahim Zarap’ın SOKAK ORTASINDA ve kızının önünde eski eşini darp etmesi, Kırıkkale’de bir kafede Emine Bulut’un eski eşi tarafından öldürülmesi, İstanbul/Pendik’te Seydioğlu Baklavanın sahibinin trafikte aracın önünü keserek araca saldırması olaylarının tamamı bu yöntemle ispat edilebilmiştir.

Yine, birçok olayda da, polislerin orantısız ve/veya kanun dışı müdahalesi, vatandaşlar tarafından akıllı telefonlarla kayda alınarak, bu kayıtların sosyal medya platformlarından yayımlanması ile ortaya çıkarılmıştır.

Bilindiği üzere polislerin müdahale yetkisi, sınırsız değildir. Buna rağmen adli olaylarda polisin müdahalesinin ölçü sınırını aştığı durumlar olmaktadır.

Polis Vazife Salahiyetleri Kanunu ile, polise hangi durumlarda zor kullanma, hangi durumlarda silah kullanma yetkisi tanındığı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu şekilde müdahaledeki keyfiyetin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün “Ses Ve Görüntü Kaydı Alınması” konulu genelgesinin, maalesef ki polisleri cesaretlendirebileceği, açıkça öngörülebilir bir durumdur.

SUÇUN OLUŞTUĞUNU İSPAT EDEBİLMEK İÇİN KAYIT YAPILABİLİR

Yerleşik Yargıtay içtihatlarında; kişinin, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin, hukuka aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira, yaralama veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığından da söz edilemez.

Bu bakımdan gerek özel kişiler gerekse de, kolluk güçlerinin işledikleri bir suçun başka türlü ispat edilmesi olanağı bulunmuyorsa, kayda alma işlemi kesinlikle hukuka aykırı değildir.

Kaldı ki, kamusal alanlarda ses ve görüntü kaydı alma, anayasal bir hak olup, genelge ile bunun yasaklanmasının mümkün olmadığını düşündüğümüzü belirtmek isteriz.

‘Kişilik haklarını koruyorum’ diye genelge ile bir yasaklama getirilerek, aslında ilgili kamu kurumlarının sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Böyle bir genelge hukuka, Anayasaya ve Anayasanın gereklerine aykırıdır.

Av. Çiler Nazife Koşar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?