Yeşilçam dizisi Yeşilçam filmi

Zor bir yazıya başlarken insanın eli titriyor... Çünkü büyük bir iştahla izlemeye başladığım Yeşilçam dizisinde hatalar silsilesi ile karşılaşınca ortaya bu yazı fikri çıktı... Ama hata ararken hata yapmamak için de oldukça dikkatli olmak gerekiyor...

Üstüne üstlük dizinin yayıncı platformunun patronu pırıl pırıl bir genç girişimci Aydın Doğan Yalçındağ... Başarılı ve güzel işlere imza atan bir yayıncı... Yönetmen koltuğunda dönem filmlerinin usta ismi Çağan Irmak var... Oyuncu kadrosu alkışı hak edecek nitelikte...

Peki hatalar?

Sanat yönetmeni ve danışman eksikliği mi acaba? Gördüklerimi sıralayayım, bu işten anlayanlar bu yazıyı okursa karar verir eksik gedik nerede...

Önce hikayenin yaşandığı tam tarihi bilemiyoruz 1964 mü 1965 mi? Ne bir takvim yaprağı ne bir somut fikir verecek afiş görmedik... Mekan zaman ilişkisinden yola çıkınca da gözlemlenen veriler 1950'lerin sonu ile 1970'lerin başına kadar sallanıyor... Ama bir yerde 6-7 Eylül olaylarından 10 yıl sonrası olduğu ima ediliyor... Yani 1965... Ama bir yerde de dizideki sapık politikacının Adnan Menderes ilişkisinden söz ediliyor... O zaman 60'ların öncesine gitmek lazım çünkü 1965'te Menderes rahmetli olalı bir kaç sene olmuş...

Platodan başlayalım. Beyoğlu, İstiklal Caddesi Payitaht dizisinden ödünç alınmış gibi... 1965 Beyoğlusu değil bu... Ara sokak çekimlerinde 69 model Opel bile gördüm... Tam bir tarih melezi... Tramvayın kalkıp troleybüslerin başlama tarihleri ama hala yerde bir ray var ama üzerinde işleyen tramvay yok... Halbuki 1965 yılında Galatasaray'daki polis noktası bile var trafik vızır vızır...

Bir gazinoda başlıyor hikaye, o zamanların Parizyen, Foliberjer, Rujenuar havasında... Ama ne o! İnsanlar ayakta eğleniyor... Ya ayakta eğlenmek 90'lar sonrası... 60'larda insan oturarak eğlenirdi ve oldukça rahat oturarak...

Aynı gazinonun ışıklandırması da o günle alakasız, bugünden aşırma... Ve bu ortamda bir güzellik yarışması düzenleniyor... Adayların en toplusu 36 beden... Yani sıfır beden bile var... Halbuki 65'lerde aranan güzellik en zayıf 38 beden, hatta ideal kum saati kadın: 95-65-95... Biraz balık etine yakın... Bu güzellik yarışması gerçekten o gün olsa adayların tamamı hastalıklı diye prevantoryuma gönderilir...

Bir de bugün sigara yasaklarının etkisinde kalıp, pandemi koşullarında da çekim yapınca gazino dışında, sigara molasında çekilen planlar var... Halbuki şunun şurası 20 yıl öncesine kadar tüm eğlence yerlerinde fosur fosur sigara içilir, insanlar küçük bir sis bulutu içinde sohbet ederdi...

Bir de teknoloji uyumsuzluğu var... Muhabirin biri, yıldız adayının kapısında mikrofonu uzatıyor... Mikrofonun doğum tarihi zamana uygun ama ucunda bağlı olması ihtimali olan makine büyük bir olasılıkla kapının dışındaki araba bagajında... Ya kablosuz iletişim bu dizide kesfedilmiş ya da bizim görmediğimiz mesafede kayıt cihazını taşıyan iki iri kıyım adam var... Çünkü o günlerdeki en taşınabilir kayıt cihazının birinin omzunda olması için o kişinin rahmetli Naim Süleymanoğlu olması lazım...

Hele sapık politikacının otel odasında da porno seyretmesi... O zamanlar evlerde ya da özel ortamlarda 8 mm'lik film oynatıcıları olurdu, ancak onlar da sessiz olurdu. Ama bize ortamın ahlaksız hissini verebilmek için görüntü vermiyorlar sevişmenin sesini veriyorlar. Yani mümkün olmayan bir şey... Bir de prodüktörün film seyretmesi var ki onu normal sayalım. Adam sonuçta profesyonel 35 mm'lik makineyi söküp getirmiş koymuş odaya seyrediyor...

Son olarak gelelim en önemli konuya ve doğrudan Aydın Doğan Yalçındağ'ı ilgilendiren bölüme... Blu TV büyük bir olasılıkla Doğan Holding şirketi değil. Aydın Doğan Vakfı ve yayın ilkeleri ile de bağlantılı olmak zorunda değil... Ama Aydın Doğan adı geçen yerde gazeteci suçlanırken insanın iki kere düşünmesi gerekir... Çünkü dede Aydın Doğan basın camiasında var olduğu sürece gazetecilerin onuru konusunda hassas oldu, onursuz gazetecilere de prim vermedi...

Ama Yeşilçam dizisinde bir magazin muhabiri var ki, ahlaksızlık diz boyu... Kızların soyunma odalarından gizli fotoğraflar çekiyor, satıyor... Parayla haber yapıyor, türlü ayak oyunlarının içinde rol alıyor, pay alıyor... Daha ötesi, hayali bir porno film çekmek hatta gerekirse izleyicisi bir kişi olsun...

Biz anlamadık da acaba genç Aydın Doğan, “günümüz basınında bunlar türedi” demek gibi bir ince eleştiri mi yapıyor? Yoksa bu gazetecinin nasıl meslek dışına itileceğini gelecek bölümlerde görecek miyiz?

Magazin Hürriyetçisi / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Magazin hürriyetçisi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?