Sözde soykırım, Kuşatma gerekçesi

"Der… Diyemez… Aslı astarı yok…

Palavra… Tarihi yalan…

Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamaz…

Yarın diyecek.. Diyememe olasılığı da var

Derse ilişkiler biter… İlk kez biri öyle şeyler söyleyecek…"

Tüm bunlar; 24 Nisan sabahı Türkiye’de ABD’nin vekaleten başkanlığını yapan Biden’in “sözde Ermeni soykırımını” kabullenip kabullenmeyeceği ile bağlantılı tartışmalardı…

Akşam oldu ve Biden sonunda “soykırımı tanıyorum” dedi…

Dedi mi? Hayır imza Biden’e ait ama söyleyen Obama ve ve onun vekili Kamala Harris…

Biden, sadece derin ABD yönetiminin yolda bile yürümesini beceremeyen, sık sık söyleyeceklerini unutan dublörü…

Perde arkasında ki kişi de eski başkan Obama…

Obama başkanlığı döneminde Türkiye’ye karşı yapamadıklarını şimdi Biden’e yaptırıyor…

Kamala Harris’de Obama’nın stajyeri…

Biden, yakın bir gelecekte sağlık sorunları nedeniyle koltuğunu Kamala’ya devredecek…

Biden ve ABD derin devleti ne zaman bu sözü sarf etti hiç dikkat ettiniz mi?

“Soykırım” ifadesinin kullandığı zaman dikkat..

Yani, Türkiye’yi 3 bir yanından kuşattıktan sonra kustular kinlerini …

Bir İran tarafı kalmadı üs kurmadıkları…

 

Açıklamanın satır altlarında önemli tehditler var; işte en dikkat çekici cümle ise şu:

'SUÇLAMADA BULUNMAK İÇİN DEĞİL, TEKRARLANMAMASI İÇİN...'

Bu cümle öncelikle Türk entelejanyası tarafından doğru okunmalı…

Bu anlatının Türkçe meali; Yeni bir Ermeni soykırımı yapabilirsiniz sizi bu konuda uyarıyoruz…

Bu mealde abartı falan yok, Dünyanın en büyük devleti sayılan ABD’nin deneyimli bürokratları bir  metni yazarken bir milyon kere düşünürler..

Bu cümle bir “tahrik mi” yoksa bir”tehdit” mi?

Metinde İstanbul yerine Konstantin adının kullanması Türkiye’yi sorumluluk dışında tutma çabası mı, yoksa hala İstanbul’un işgal altında bir kent olduğunun iması mı?

Yine metinde Ermeni halkının ABD’de yeni bir yaşam kurduğunun altı çiziliyor..

Ve bu bildiri de  Ermenilerin yeni bir katliama uğramamalarının garanti altına almaya çalıştıkları kaydediliyor…

Hangisi iyi niyet ifadesi söyleyebilir misiniz?

Kısaca bu metin sadece Türkiye’ye değil, dolaylı olarak Azerbaycan’a da göz dağı vermeye yönelik…

Bu ifadeler Azeri Türkleri’nin Dağlıkkarabağ’daki zaferine yönelik bir kayıt…

Ya bu paragrafın anlamı ne?  Bu satırlarda bir şey yok denebilir mi?

Hemen hatırlatalım…

Bu bildirideki tanımlamalar ile ABD, içinde barındırdığı Ermeni diasporasının gönlünü almış ama bir ulusun tüm insanlık onurunu zedelemiştir…

Peki niyet nedir:

Geriye dönelim, çok geriye kuruluşunda Osmanlıya ödemek zorunda kaldığı vergilere değil daha yakın bir zaman 1919’a

ABD, 1 Dünya savaşı sonrası Mayıs ayının ikinci haftasının başında 4 savaş gemisiyle İzmir limanına gelir ve toplarını kente yöneltir.

İzmir’de işgal için tüm hazırlıkları yapar.

15 Mayıs 1919 günü Yunan askerleri, ABD savaş gemilerinin güvencesinde İzmir’e çıkar…

Büyük güvence içindedirler ama gazeteci Hasan Tahsin’in sıktığı kurşunla ilk tokatlarını yerler.

ABD kurulduğu günden itibaren sürekli tokat yediği ve haraç ödediği Osmanlı’dan bu yolla intikamını aldığını zannetmişlerdir.

Osmanlı’nın eski müstemlekesi Yunan’ı İzmir’e çıkararak kendisine göre; bu antik topluma büyük bir onur kazandırmıştır.

Ama tarih tekerür etmiş ABD’nin Yunan’a teslim ettiği İzmir, 9 Eylül 1922’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurtarılmıştır..

ABD bir kez daha hüsrana uğramıştır…

Bununla da bitmez ABD Başkanı Wilson’un imzasıyla yayınlanan haritada Ermenistan’a Kars ve Ardahan verilmiş ama bu da gerçekleşmemiştir…

Bir kuvvetli iddiada 27 Mayıs darbesinin ardında bu haritaya karşı Türk siyasetçilerinin direnişi yatmaktadır.

27 Mayıs ihtilalinin ardından darbeci subaylar; Menderes ve arkadaşlarının “Kars ve Ardahan’ı Ermenilere verilmesi için pazarlık yaptıkları” iddiasında bulunmuş bunu kent merkezlerinde panolarla ilan etmişlerdir. (Bu pazarlığın 1957 yılında yapıldığı ABD’nin Menderes’e baskı yaptığı ve hatta o dönemde bile Türkiye’yi Ermeni soykırımı ile suçlayacakları öne sürülmüştür. Menderes ve arkadaşlarının böyle bir şeyi kabul etmeyecekleri soykırım iddiasını ABD resmileştirirse Türkiye’nin de TBMM’den Kızılderili soykırımı tasarısını geçirecekleri iddiası dile getirilmektedir”

 Bu soykırım şantajı 1981 yılına kadar sürdü. 1981’de ilk kez ABD başkanı artist Regan “soykırım” palavrasını yumurtladı…

 Bu açıklamanın ardından sıkıntılarla karşılaştık. Davalar açıldı, bir sonuç çıkmadı. Sonrasında Türkiye ile olan ilişkiler nedeniyle Ermenicede karşılığı olan ''Büyük Felaket'' kelimesini kullanmaya başladılar. Yani bu Ermeniler açısından aynı anlama geldi. Yani büyük felaket ve soykırım arasında bir fark yok. 50 eyalette de soykırım ile ilgili kanunlar geçirildi. Ancak bu kez Biden, seçilmeden önce bu ifadeyi kullanacağına dair söz verdi. Ve 38 senatör ve 100 milletvekilinin baskısı söz konusu. Yani açıklama malumun tekrarı..

Büyük ihtimalle yine ''Büyük Felaket''  sözcüğü gelecek yıldan itibaren kullanılmaya başlanacaktır..

Soykırım ifadesi sadece bizim sinirimizi bozuyor. Biden’de zaten o nedenle bu ifadeyi kullandı; Yani bizi sinirlendirmek için...

Ancak konu burada bitmiyor…

Neden mi?

Anlatalım…Uzak doğu üretim merkezlerinin Avrupa pazarlarına açılması ABD’yi rahatsız ediyor.

ABD soykırım şantajıyla Çin mallarının transit yolu olan Türkiye’yi köşeye sıkıştırma derdinde…

Buda yeni bir şey değil…  Arap Baharıyla başlayan, Irak ve Suriye iç savaşlarıyla doruğa ulaşan bu  “yol kesme” fikri Rusya ve S-400 bahanesiyle Türkiye’nin ABD tarafından askeri olarak resmen kuşatılmasıyla sonuçlandı.

Yıllar önce Kent Haber sitesinde yazdığım yazılarda “Türk ABD savaşı kaçınılmazdır. Şimdilerde süren soğuk savaş bir gün sıcak çatışmaya dönüşebilir” demiştim…

Hala o ihtimal masada duruyor…

Artık Kanal İstanbul ABD’nin Karadeniz’e çıkmasını sağlayamaz ve ABD’nin gazını da almaz… Yani ABD’ye bu zeytin dalı yetmez…

O kesin biad istiyor…

Bu hayalden vazgeçmek şart.

Bazen bu tür olaylarda diplomasi de çözümsüz kalıyor…

Tüm bu öngörülerde, yanılmak en büyük dileğimizdir. Ama  durum giderek daha da karmaşıklaşıyor…

Böylesi bir anda, öfke nöbetine girmek, veya çaresizlik içinde kıvranmak çözüm değildir…

Hızla yeni ve dengeli partnerler bulmak şart…

ABD’ye karşı Rusya ile aşırı dostluk, Çin ile sıkı arkadaşlık çare değil…

Akıllı ve hızlı olmak sağlam dostlar bulmak gerekiyor.

Mesela bir düzineden fazla kardeşimiz var…

Mısır, İsrail ile dostluk faydalı olur kesin…

Bunları çok önceden öngörmek lazımdı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?