Kendinize dikkat edin; Paşazadeler sizi de çarpabilir!

Aziz Nesin'in bir kitabı var. Adı Tek Yol!
Tek Yol'da 'Paşazade' diye anılan bir dolandırıcının başından geçenler anlatılıyor.
Bu Paşazede hep önünde 'Tek Yol' kaldığı için üçkağıt yapıyor. Ama kitapta öyle dolandırıcılık yöntemleri var ki; okumadıysanız eğer okuyun; insanın aklı şaşıyor!
Kitap Paşazade'nin başından geçenleri anlatırken, aslında hepimizde bir sahtekarlık olduğunu gösteriyor. Yani toplumdaki namuslu görünümlü sahtekarlar, Paşazade'yi sahtekarlığa itip, sonra da üzerinde tepiniyor!
Kitabın çıkış tarihi 1978.
Bir solukta bitirmiş, olup bitenler karşısında hayretler içinde kalmıştım.
O günden bugüne... Büyük usta Aziz Nesin hayatta olsaydı da görseydi bugünleri eğer, "Bizim Paşazade de neymiş, bugünkülerin eline kimse su dökemez" der, kimbilir ne hikayeler kaleme dökerdi.
Bugün tam bir Paşazadeler ülkesiyiz biz! Baksanıza, çarpan çarpana! Dolandırıcılığın öyle yöntemleri uygulanıyor ki, dünyada eşi benzeri yok, Arsen Lüpen bile amatör kalıyor.
Örneğin... 25 yaşındaki Tosuncuk'un Çiftlikbank olayı.
Onlarca insanın parasını topladı parlak yüzlü tosun! 25 yaşına kadar bir lokantada bulaşıkçılık yapmış. Herhalde internette oyun oynarken aklına gelmiş olmalı ki; internette çiftlikbankı kurmuş. Sen paranı yatırıyorsun, beğendiğin ineğin üzerine tıklıyorsun, o ineğin etinden, sütünden yüksek kar payı alıyorsun! Ya da bir tavuk! Tıkla tavuğa, yumurtasından kazanıyorsun!
Buram buram sahtekarlık kokuyor ama bizim dürüstçe (!) 1 koyup 10 almak peşinde koşan vatandaşlarımız ineğe ve tavuğa tıkladılar da tıkladılar.
Tosuncuk da tıkladı!
500 milyon liranın üzerinde parayla Uruguay'a kaçtı. Aziz Nesin'in Paşazadesi görse herhalde şapka çıkarırdı!
Şimdi de kripto para olayı patladı.
Yine daha 30 yaşında bile olmayan birinin internette kurduğu kripto para sistemine 400 bin kişi, yanlış okumadınız dört yüz bin kişi para yatırdı.
Bu dürüst (!) vatandaşlarımız da 1'e 100 kazanacaklardı, hepsi de çok zengin olacaktı.
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı!
Kim olduğu bile tam olarak bilinmeyen bu delikanlının milyonlarca lirayla kaçtığı ortaya çıktı.
Paşazade görüp de tanısaydı herhalde "Üstat" diye önünde eğilip, elini öperdi.
Ya şu gri pasaportlu insan kaçakcılığı olayı. Böyle yöntem dünyada görülmemiş; bu ilk!
 Almanya'ya kapağı atmak isteyenlerden toplanıyor paralar. Kiminde 6 bin euro, kiminden 10, kiminden 20 bin euro. Sonra Almanya'da olmayan bir kuruluşla hayali yazışmalar yapılıyor. Bilgi ve görgü artırma bahanesiyle belediye üzerinden ekip oluşturuluyor. Gri pasaport da çıkarıldıktan sonra ver elini Almanya. Bir belediyeden 50 kişi gitmiş de 3 kişi gelmiş. 47 kişi Almanya'da yaşıyor şimdi; kaçak olarak. Alman polisi olayı öğrenince şaşırmış tabi; interpolden yardım istemiş. Köşe bucak bu kaçakları arıyor. Hani Almanya bizi kıskanıyor diyorlardı ya... Bu olay karşısında hakikaten kıskançlıktan çatlıyordur herifler; ulan bu ne zeka bizde niye yok, diye!
Daha başka çok örnek var da onlar bunların yanında küçük kalıyor!
Tarihimizde bankerler ve Jet Fadıl olayları da var; dünya tarihine geçen.
Aziz Nesin'in Paşazadesi o dönemde bir taneymiş Türkiye'de.
Şimdi her yer Paşazade dolu! Bu Paşazadeler; içinde 'Paşazadelik' olup kolay yoldan para kazanmak isteyenlerin ürünü aslında.
Sizin de içinizde 'Paşazadelik' var mı bilmem ama...
Siz yine de dikkat edin önünüze arkanıza...
Ya size de çıkarsa!..

İyi ki insanız, ya at veya kedi-köpek olsaydık!

Bu ülkede insanız, her an dolandırılabiliriz! Ama dolandırılsak bile iyi ki insanız! Ya at veya kedi-köpek olsaydık!
At olarak gelseydik dünyaya sucuk olarak bağırsaklara doldurulabilir, kuşbaşı et olarak taze fasülyeye koyulabilirdik.
Kedi, köpek olarak gelseydik, gözlerimiz oyulabilir, patilerimiz kesilebilir, kuyruklarımızı, kulaklarımızı kaybedebilir, bir foseptik çukuruna atılabilirdik!
Her gün televizyonlarda izliyor, gazetelerden okuyoruz bu dostlarımızın başına gelenleri.
Hele de şu son 100 at hadisesi!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Adalar'da fayton olayına son verince boşa çıkan atları isteyen belediyelere hibe olarak vermiş.
Bu atların 100 tanesi de Hatay'ın Dörtyol Belediyesi'ne gönderilmiş.
Ama gel zaman, git zaman... Atlar yok!
"Tırlarla giden bu atların üzerine birer binici binseydi de dört nala çıksaydı İstanbul'dan şimdiye kadar varırdı Dörtyol'a çoktan" diye meraklananlar bir araştırmışlar ki...
Aldıkları cevap: "100 atın 1'i yolda öldü, 99'u da kayboldu!"
Allah Allah!
"Nereye kaybolur atlar" derken; Habertürk'ten Esra Boğazlıyan düşmüş işin peşine... Ve bulmuş da cevabı. Bakın ne olmuş atlara:
İBB’den Dörtyol’a gelen ve kaybolan 99 atın 80’i atların yaşına ve cinsine göre tanesi ortalama 2 bin dolara Irak’a satılmış. Atların bir kısmının çipleri çıkarılmış, TIR’larla gönderilmiş. Kalan atların bir kısmı çevredeki illere gitmiş. İş görmeyenler, ayağında aksaması olanlar da kesilip kıyma-kuşbaşı olmuş.
Meğer bu organize bir işmiş. Yıllardır bu işi yapan bir şebeke varmış. Atları ya Irak'a yollarlarmış, ya kuşbaşı veya sucuk yaparlarmış!
Onun için... Paşazade'nin birine dolandırılsanız da aldırmayın, gücenmeyin.
Ya at olarak dünyaya gelseydiniz bu ülkede... Gelmediğinize dua edin!

Gürel Yurttaş / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?