Datça'yı savunmak, ülkeyi savunmaktır

Coğrafyanın atası kabul edilen antik dönem tarihçisi Strabon'un "yarımadaların en güzeli" diye nitelendirdiği Datça yarımadası büyük bir saldırı altında.
Ülkemizin ender kalmış beldelerinden biri olan bu cennet yarımada özellikle son yıllarda büyük sermaye gruplarının iştahını artırıyor. Datça hem inşaat, hem turizm sermayesi için yeni bir rant kapısı.


Datça halkı 6 Nisan'da Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla sarsıldı. 
Kentin en güzel koylarından biri olan Kargı'daki kamuya ait 128 dönümlük arazi, bir imza ile otel ve otopark yapılması için Özellleştirme İdaresi'ne devredildi. 


Düşünebiliyor musunuz, yerel halka ve onun temsilcilerine danışılmadan, toplumsal fayda, ekolojik denge, tarihi ve kültürel miras düşünülmeden, uzmanlardan, bilim insanlarından görüş alınmadan, bir gece yarısı bir kişinin imzasıyla Datça'nın çok özel bir arazisi kimbilir hangi sermayeyinin yapacağı otele kurban edildi.


Kargı Koyu sadece muhteşem doğasıyla değil tarihi ve kültürel mirasıyla da çok özel bir yer. Antik Acanthus kentinin bulunduğu bir alan ve en az 2000 yıllık Antik Karya yolu buradan geçiyor.


 Datça'nın "Kargı Deresinde, Pinar Odunu" isimli türküsünün de doğduğu yer Kargı Koyu  onlarca nadir bitkinin de yurdu.
Kargı suları ayrıca sayıları çok azalan Akdeniz Foklarının da yaşam alanı. 
Tarihi, doğal ve kültürel  zenginliğe sahip böyle bir cennetin, beton yığını iki otel, bir günü birlik tesis ve otopark ile yok edilmesini  hangi vicdan kabul eder?
Datça halkının vicdanı kabul  etmiyor.


Çünkü buranın insanı çevreye duyarlıdır ve örgütlenme geleneğine sahiptir.
Cumhurbaşkanlığı'nın kararından hemen sonra Datça halkı örgütlendi.
Sadece çevre örgütleri değil tüm sivil insiyatifler, muhalefet partilerinin ilçe teşkilatları, farklı kesimlerden ve anlayışlardan insanlar,   yaşadıkları kenti savunmak için bir araya geldi.
Datça Demokrasi Platformu Kent Savunması çatısı altında örgütlendiler.
Seslerini önce sosyal medyada çok güçlü biçimde duyurdular.
#datçayısavunuyoruz" hashtaği ile başlatılan twitter etkinliğine bir çok yazar, müzisyen, tiyatrocu ve siyasetçi destek verdi.


Sosyal medyadaki bu güçlü ses daha sonra yazılı ve görsel basında yankılandı, ülkenin gündemine girmeyi başardı.
Muhalefet partileri tarafından da meclise taşındı.
Bu satırların yazarı olan ben aynı zamanda Datça Demokrasi Platformu Kent Savunması'nın bir üyesiyim.
Açık ve net olarak söyleyebilirim ki, Kargı'ya otel yapacak sermayenin işi zor.
Şapkasını önüne koyup, iki kez düşünmeli.
Hem parasını, hem itibarını yitirmemeli.
Neden diyorum bunu.
Çünkü buranın insanı sonuna kadar direnmeye kararlı.
Kargı'yı asla vermek istemiyorlar.
Datça'nın Bodrum'un yaşadığı kaderi yaşamasına karşılar.
En önemlisi de kendilerine danışılmadan yaşam alanlarına müdahale edilmesini hazmetmiyorlar.
Datça Demokrasi Platformu Kent Savunması bunu bildirisinde net ifade ediyor.
İfadeleri aynen şöyle.

"Datça Demokrasi Platformu – Kent Savunması, Datça’da daha özgür daha eşitlikçi bir hayat, kentin barış içinde yaşamasını isteyen bütün (tüzel ya da değil) kurum ya da platformların ve kişilerin bir araya geldiği, her türlü toplumsal soruna duyarlı demokratik sivil bir yapılanmadır. Platformumuz daha yaşanılası bir Datça için eşitlik ve özgürlük ilkelerini gözeterek gönüllü katılımla emek vermeye, dayanışmaya istekli olanların bir araya geldiği bir yapıdır.
Son zamanlarda doğaya ve Datça’ya yönelik artan saldırılar, Datça Kent Savunması anlayışıyla davranmamızı zorladı. Özellikle salgının etkisiyle, Datça’nın en çok talep gören çekim merkezlerinden biri haline gelmesi, doğal ve toplumsal yapısının hızla değişmesine, bozulmasına neden oluyor. Bu hızlı değişim, olumsuz gelişmelerin şehrimize yansımasına da yol açıyor.
Hepimizin, canlı cansız tüm varlıkların müştereği olan kıyılar ve diğer doğal varlıkların piyasanın ticaret konusu haline getirilmesinin kabul edilemez ve kentin toplumsal barışını bozmaya elverişli olduğu ortak düşüncesindeyiz.
Doğal yapısıyla Türkiye’nin özellikli coğrafyalarından biri olan ve otuz yıl önce bütünü Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak belirlenmiş olan Datça’nın bu yapısının korunması uluslararası sözleşmelerin de gereğidir. Son zamanlarda giderek belirginleşen ve gezegenin sonunu getireceği neredeyse genel kabul gören iklim krizi sadece edilgen olarak etkilendiğimiz bir süreç değil, her toplumsal etkinliğin aktif olarak katkıda bulunduğu bir süreç olduğunun bilinci içindeyiz. Bunun kendiliğinden ve doğal bir süreç olmadığını, tüketim kalıplarından üretim biçimine, sistemin tarihsel bir ürünü olduğunu; bunları değiştiren, doğal varlıkların korunmasını öngören bir tutumun, bu süreci yavaşlatmanın ve durdurmanın asıl yolu olduğunu biliyoruz.
Ülkemizin bütününde ciddi bir sorun haline gelen kıyılarımızın işgal ve talanına Datça hep karşı çıktı, daha güçlü biçimde karşı çıkmaya devam edeceğiz. Yakın günlerde şehrimizin gündeminde olan Kızlanaltı’nda yeni bir kıyı kiralaması ve Türkiye’nin en güzel koylarından Kargı Koyu’nu çevreleyen, hepimizin ortak varlıklarından birinin satılması kararını kabul edilemez buluyor ve karşı çıkıyoruz.
Yine son dönemin olumsuz gelişme olarak İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararını da kadınlara karşı cinskırıma dönüşmüş bir şiddetin yaşandığı toplumsal ortamda kabul edilemez buluyoruz.
Toplumsal ve doğal hayatı olumsuz etkileyen her türlü gelişmeye karşı, hak savunuculuğu çerçevesinde taleplerimizi, karşı çıkışımızı şiddetsiz, meşru eylem ve etkinliklerle sürdürme anlayışındayız.

Gerek toplumsal ve demokratik hayata, gerekse doğal ortak varlıklarımıza yönelik saldırılar karşısında Datça’yı Savunuyoruz; hep birlikte, dayanışmayla …"
İşte bu açıklamayla yola çıkan Datça Demokrasi Platformu Kent Savunması, ardından Datça Tarihinin en çok katılımlı basın açıklamasını yaptı.
Cumhuriyet Meydanındaki açıklamayı pandemiye rağmen yüzlerce insan izledi.
Platform  üyeleri ayrıca kaymakamlığın getirdiği yasaya rağmen kalabalık bir kitleyle Kargı Koyu'na giderek, doğa talanına karşı çıktı.
Eylemler hergün farklı mecralarda, farklı şekilde sürüyor.
Bu arada imza kampanyası da ilgi büyük.

Kargı'nın satılmamasına ilişkin imza kampanyasına 4 günde 10 binden fazla insan katıldı.
Siz de katılmak ister misiniz?
İMZA LİNKİ : http://chng.it/gyxc9xKFvp

Sedat Kaya

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?