Perşembenin Öyküsü: MARS

YOLCULARI KALMASIN

- E be bilader! Bana dedin ‘izle izle’. Sen izlememişsin. Neden?

- Kaynanayla kayınpederin gelecekleri tuttu tam film başlarken.

- Şans diye buna derim.

- Şansın şahı geldi dün gece.

- Sana filmi izle diyen haklıymış. İyi ki bana da izle demişsin.

- İyilerin sonu yok. Ben izleyemedim.

- Sana filmi anlatacak birisine söylemişsin.

- Yani sen insana fıkra anlatmazsın. Filmi mi anlatacaksın?

- Şimdi ayıp ettin. Ben kardeşimi yoksun bırakır mıyım?

- Filmden değil mi?

- Can kulağıyla dinliyorsun.

- Can kulağı sırdaş veya dost demek. Hangisiyle dinleyeyim?

- İstersen Can’ı da çağıralım. Can kulağıyla dinlersin.

- Film başlamadı mı?

- Susmazsan ben sana başlayacağım.

- Film öncesi reklamlardı.

- Film uzay gemisiyle başlıyor…

- Nasıl bir gemi?

- Gemi çok büyük.

- Ne kadar büyük?

- 200 bin kişiyle Mars’a gidiyor…

- Brezilya Rio de Janeiro'daki 200 bin kişilik Maracanã Stadyumu kadar. Vay be...

- Kılıcı biliyorsun.

- Biliyoz yani.

- Sapını da biliyorsun.

- Biliyoruz yani.

- Tut sapını.

- Tuttum.

- Sapın ucunda ne var?

- Bana bakan tarafında mı?

- Şenlik Bağları’na bakan tarafında.

- Adam gibi söylesene şunu. Filmi izleyen sensin.

- Eskrimdeki gibi el bilek koruyucusu var.

- Öyle desene!

- Seni filmin havasına sokmaya çalışıyorum.

- Doğru dürüst anlatmazsan seni çuvala sokacağım. Sonra.

- O el bilek koruyucusu yuvarlak.

- Neden?

- Güneş ışınlarını toplayıp elektriğe çeviriyor.

- Ve 200 bin kişiye elektrik veriyor… Vay be…

- Kamaralardaki rahatı anlatamam.

- Rahat?

- Abicim. Otel odalarını düşün yeter!

- Mars.

- Evet Mars. Mars’a giden gemide.

- Mars.

- Evet Mars. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Düşün.

- Senden anlatması, benden karar vermesi. Hadi dinliyorum…

- Kamarada ‘Su’ diyorsun.

- Su.

- Bir hareketli kol bulunduğun yere suyu uzatıyor.

- Kamarada ‘Muz’ diyorsun.

- Muz.

- Bir hareketli kol bulunduğun yere suyu uzatıyor.

- Kamarada ‘Bir buçuk İskender’ diyorsun.

- Bir buçuk İskender.

- Bir hareketli kol bulunduğun yere bir buçuk İskender uzatıyor.

- Vay be!

- He ya! Vay be! İşte teknoloji.

- Ya ‘çişim geldi’ dersem?

- Ayağının altında hareketli band seni tuvalet taşıyor.

- Bir şey demeden kendim gidersem ne oluyor.

- Tuvalet anlıyor ve ayağına geliyor.

- Yok artık!

- Teknolojiyi kandıramadın. Kandıramazsın da. Yediğinin içtiğinin kaydıyla çişe gitme zamanın hesaplanıyor.

- Yuh artık.

- Gemide herşeyi düşünmüşler. Uykunun geldiğini anlıyor. Derinden gelen keman sesiyle bildiriyor… Yatıyorsun. Tavanda bir ekran. Sözgelimi ekranda Mars ve Dünya.

Kemana uygun olarak birbirlerine yaklaşıp uzaklaşıyor… Her uyku zamanı görüntüler değişiyor…

- Ve ben uyuyorum…

- Mışıl mışıl…

- Sabaha kadar mı?

- Hem de deliksiz.

- Su ve ihtiyaç molası verirsem?

- Altına yatmadan bez bağlıyorsun.

- Olur mu öyle şey?

- Yatmadan bir hap yutuyorsun.

- Tuvalette mi uyanıyorum?

- O kadar da değil. Uyanınca gidiyorsun.

- Mars.

- Evet Mars.

- Yolculuk sürüyor mu?

- Sürüyor. Kızıl gezegeni anlatıyorum…

- Sen anlatırken ben mutluluktan uçuyorum...

- Bilmez miyim… Çok seversin bol salçalı köfteyi. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Çorak arazi.

- Düşünüyorum…

- Çöl sanırsın. Kumsuz. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Çorak arazinin üstünde camlar evler. Her tarafı görüyorsun. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Cam evler dışarıdan görülmüyor. Ve herşey sesli komutla Düşün.

- Düşünüyorum…

- Evler yeraltı koridorlarıyla bir büyük cam alana bağlanmış. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Cam alan alışveriş merkezi. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Dünyada ne ararsan orada var. Düşün.

- Düşünüyorum…

- O cam alan ileride yeraltı koridoruyla camlı spor tesisleri alanına çıkıyor.

- Düşün.

- Düşünüyorum…

- Dünyada o kadar büyük spor tesisi yok. Bir milyon kişi aynı anda değişik sporlar yapıyor. Düşün.

- Düşünüyorum…

- Jimnastik salonları… Futbol, tenis statları… Yüzme havuzları… Sinema salonları… Parklar bahçeler… Düşün.

- Düşünüyorum…

- Göllerde nehirlerde su sporları… Balık avlayanlar… Yüzenler… Düşün.

- Düşünüyorum…

- Ve Mars.

- Düşün.

- Dur hele! Şimdi sen düşün. Üç kere mars oldun. Oyun bitti.

- Hadi ya! Daha ilk oyundayız. Ne zaman üç kere mars oldum?

***

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?